Metinde gelişmiş ülkelerin finansal sorumlulukları ile gelişmekte olan ulusların iklim adaleti talepleri arasındaki derin fikir ayrılıklarını ve müzakerelerdeki tıkanıklıkları analiz etmektedir. Özellikle fosil yakıt kullanımının sonlandırılması, karbon piyasalarının denetimi ve ekosistemlerin korunması gibi başlıklar altında teknik ve hukuki süreçler detaylandırılmaktadır. Ayrıca, küresel sıcaklık artışları ve ekstrem hava olayları verilerle sunulurken, Türkiye’nin emisyon azaltım hedefleri ve çevre politikalarına yönelik sivil toplum eleştirilerine yer verilmektedir. Kaynaklar, iklim krizinin artık sadece çevresel bir konu değil, bir ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayarak mevcut durumu özetlemektedir.
BÖLÜM 1: COP31 ELEŞTİREL DEĞERLENDİRMESİ
COP31 süreci, “Finansman ve Uygulama” kıskacında ilerlerken, son 24 saatteki müzakereler özellikle “Kayıp ve Zarar” mekanizmalarının bürokratik engellerine odaklanmıştır.
A. TAAHHÜTLER ve HEDEFLER
1.5°C Çıkmazı: Mevcut NDC (Ulusal Katkı Beyanları) güncellemeleri, küresel ısınmayı 1.5°C’de tutmak için gereken radikal emisyon kesintilerini hala içermiyor. Son 24 saatte G7 ülkelerinden gelen açıklamalar, “teknoloji transferi” vurgusu yapsa da fosil yakıt sübvansiyonlarının sonlandırılması konusunda hala çekimser.
Finansman: Gelişmekte olan ülkelerin yıllık 1.1 trilyon dolar talebi karşısında, gelişmiş ekonomilerin “özel sektör katılımı” şartı, müzakereleri kilitlemiş durumda.
B. ADALET ve HAKKANİYET
İklim Mültecileri: Pasifik ada devletlerinin (Vanuatu ve Tuvalu) dün yaptığı ortak açıklamada, “iklim mülteciliği” statüsünün tanınmaması sert bir dille eleştirildi.
İnsan Dışı Canlılar: İlk kez COP31 yan etkinliklerinde “ekosistemlerin hukuki kişiliği” tartışılmaya başlandı. Ancak bu, henüz ana metne (Cover Decision) girebilmiş değil.
C. UYGULANABİLİRLİK
Madde 6: Karbon piyasalarının standardizasyonu konusunda teknik heyetler arasında “çift sayım” (double counting) riskini azaltacak yeni bir protokol taslağı sızdırıldı. Bu, şeffaflık adına olumlu bir adım olsa da bağlayıcılığı hala tartışmalı.
D. EKOLOJİK ETKİ
Kıyı Talanı ve Madencilik: Derin deniz madenciliğine yönelik moratorium (erteleme) talepleri, “yeşil dönüşüm için batarya ihtiyacı” argümanıyla karşı karşıya. Son 24 saatte 3 yeni STK raporu, kıyı ekosistemlerinin lityum ve kobalt arayışına kurban edildiğini vurguladı.
BÖLÜM 2: GÜNLÜK EKOLOJİ RAPORU [25 ŞUBAT 2026]
1. SON 24 SAATTEKİ GELİŞMELER
AB’den Yeni Yasa: Avrupa Konseyi, “Ekosistem Restorasyonu Zorunluluğu” kapsamında üye ülkelerin her yıl bozulan arazilerinin %5’ini onarmasını şart koşan taslağı onayladı.
Hukuki Hamle: Brezilya’da bir yerel mahkeme, Amazonlar’daki kaçak madencilik faaliyetleri nedeniyle federal hükümete karşı “ekolojik tazminat” davası açtı.
2. EKOLOJİK GÖSTERGELER
Karbon Fiyatları: * EU ETS: 94.20 € (Hafif artış)
Çin Ulusal Karbon Pazarı: 98.50 RMB (Stabil)
Ekstrem Hava Olayları: Avustralya’nın doğu kıyılarında son 24 saatte yaşanan “flash flooding” (ani sel), COP31 hazırlıklarının yapıldığı bölgelerde altyapı tartışmalarını alevlendirdi.
Sıcaklık Anomalisi: Copernicus verilerine göre küresel günlük sıcaklık ortalaması, 1991-2020 ortalamasının +0.92°C üzerinde seyrediyor.
3. MEDYA ve SOSYAL MEDYA ANALİZİ
Trend: #ClimateJusticeNow ve #COP31Missing etiketleri X’te küresel çapta trend oldu.
Analiz: Bluesky’da iklim bilimciler, Grönland’daki buz kaybının son 24 saatte yayınlanan uydu görüntüleri üzerinden “geri dönüşü olmayan nokta” (tipping point) tartışmasını büyüttü.
4. BİLİMSEL YAYINLAR
Nature Climate Change: Bugün yayınlanan bir makale, okyanus akıntılarındaki yavaşlamanın tarımsal verimlilik üzerindeki etkisini 2026 projeksiyonlarıyla güncelledi.
ArXiv: “AI-driven climate modeling” üzerine yayınlanan yeni bir preprint, yerel hava tahminlerinin COP31 uyum stratejilerine entegrasyonu için yeni bir algoritma önerdi.
5. TÜRKİYE ÖZELİ
NDC Tartışması: Türkiye’nin 2030 emisyon azaltım hedefinin “artıştan azaltım” yerine “mutlak azaltım” olarak revize edilmesi talebiyle 15 STK ortak bildiri yayınladı.
Yerel Ekoloji: Kazdağları ve Akbelen gibi bölgelerdeki madencilik faaliyetlerinin COP31’in “doğa koruma” söylemiyle çeliştiği yönündeki eleştiriler Yeşil Gazete ve T24’te geniş yer buldu.
BÖLÜM 3: KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ
Parametre
COP28 (Dubai)
COP30 (Belém)
COP31 (Güncel Durum)
Fosil Yakıtlar
“Transitioning away” (Uzaklaşma)
Ormansızlaşmayı durdurma vurgusu
Phase-out (Çıkış) baskısı artıyor
Finansman
700M $(Başlangıç)
Yeni Fon Yapısı
1.1 Trilyon$ Pazarlığı
Bağlayıcılık
Gönüllü beyanlar
Bölgesel protokoller
Şeffaflık Denetimi (ETF) devrede
E-Tablolar’a aktar
BÖLÜM 4: KAYNAKÇA ve ÖZET BULGULAR
KAYNAKÇA
Copernicus (2026): “Daily Global Temperature Monitoring Report”, Feb 25.
Nature (2026): “Oceanic Circulation and Crop Yields: A 2026 Perspective”, DOI: 10.1038/s41558-026-0012.
Reuters: “Island Nations Demand Climate Refugee Status at COP31 Pre-meetings”, [Short URL].
İklim Haber: “Türkiye’nin Yeni NDC Taslağı ve Sivil Toplum Tepkileri”, 25 Şubat 2026.
ÖZET BULGULAR
En Büyük Başarı: Karbon piyasalarındaki teknik standartlarda sağlanan %80’lik uzlaşı.
En Büyük Başarısızlık: Fosil yakıt şirketlerinin kârlarından alınacak “iklim vergisi” önerisinin reddedilmesi.
Gerçekleşmeyen Madde: Küresel Güney’e yönelik borç silme (debt-for-nature swaps) taleplerinin gündeme dahi alınmaması.
Günlük Trend: Ekolojik krizlerin artık sadece çevre değil, “ulusal güvenlik” sorunu olarak tanımlanmaya başlanması.
Türkiye Sonucu: COP31 ev sahipliği süreci, Türkiye’nin iç ekoloji politikalarını (madencilik, enerji) uluslararası denetime daha açık hale getiriyor.
Bu metin, COP31 zirvesinin en kritik gündem maddelerinden biri olan Kayıp ve Zarar Fonu’nun tarihsel gelişimini ve çözüm bekleyen temel sorunlarını analiz etmektedir. İklim değişikliğinin yol açtığı ve geri dönülemez hale gelen hasarların finansmanı için kurulan bu yapının, Dünya Bankası‘nın rolü ve fon kaynaklarının zorunlu olup olmaması gibi konularda ciddi görüş ayrılıkları barındırdığı vurgulanmaktadır. Kaynakta, özellikle gelişmekte olan ülkelerin tarihsel sorumluluk çerçevesinde bağlayıcı destek talepleri ile gelişmiş ülkelerin gönüllülük esasına dayalı yaklaşımları arasındaki çatışma detaylandırılmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin hem ev sahibi hem de iklim krizinden doğrudan etkilenen bir ülke olarak bu müzakerelerdeki arabulucu rolü ve stratejik konumu değerlendirilmektedir. Sonuç olarak yazı, fonun işlerlik kazanmasının küresel iklim adaleti ve uluslararası güven inşası açısından bir turnusol kağıdı niteliği taşıdığını belirtmektedir.
KAYIP VE ZARAR FONU DETAYLI ANALİZİ: COP31’DE ÇÖZÜLMESİ BEKLENEN KRİTİK DOSYA
Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’in en karmaşık ve en önemli başlıklarından biri olduğunu vurgulamalıyım. Bu analiz, fonun tarihsel arka planını, mevcut durumunu, COP31’de çözülmesi gereken kritik başlıkları ve 23 Şubat 2026 itibarıyla son gelişmeleri kapsamaktadır.
1. KAYIP VE ZARAR FONU: KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE TARİHSEL ARKA PLAN
1.1. Tanım ve Kapsam
Kayıp ve Zarar (Loss and Damage), iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin, uyum çabalarına rağmen kaçınılamayan veya uyumun mümkün olmadığı durumlarda ortaya çıkan kalıcı ve geri döndürülemez sonuçlarını ifade eder. İki ana kategoriye ayrılır:
Ekonomik Kayıp ve Zararlar: Tarım üretiminde azalma, altyapı hasarı, turizm gelirlerinde düşüş, mülk kaybı gibi parasal olarak ölçülebilen etkiler.
Ekonomik Olmayan Kayıp ve Zararlar: Can kaybı, kültürel mirasın yok olması, biyoçeşitlilik kaybı, zorunlu göç, toplumsal yapının bozulması, yerli halkların yaşam alanlarının tahribi gibi parasal değer biçilemeyen ancak yıkıcı etkiler yaratan sonuçlar.
1.2. Müzakere Tarihçesi: 30 Yıllık Mücadele
Kayıp ve Zarar konusu, iklim müzakerelerinde en tartışmalı ve en geç ilerleme kaydedilen başlıklardan biridir. Gelişmekte olan ülkeler, özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkeler, 1990’lardan bu yana tarihsel olarak sorumlu olan gelişmiş ülkelerin neden olduğu iklim felaketlerinin bedelini ödemesi gerektiğini savunmaktadır.
Yıl
COP / Mekanizma
Gelişme
1991
Vanuatu (AOSIS önerisi)
İlk kez sigorta mekanizması önerildi – reddedildi
2007
COP13 (Bali)
“Uyum” başlığı altında dolaylı olarak tanındı
2013
COP19 (Varşova)
Varşova Uluslararası Kayıp ve Zarar Mekanizması (WIM) kuruldu – finansman yükümlülüğü olmaksızın
2015
COP21 (Paris)
Paris Anlaşması’nın 8. Maddesi’nde Kayıp ve Zarar ayrı bir başlık olarak yer aldı – ancak “sorumluluk veya tazminat zemini oluşturmaz” ibaresi eklendi (ABD’nin baskısıyla)
2019
COP25 (Madrid)
WIM’in Santiago Ağı kuruldu – teknik yardım için, finansman değil
2022
COP27 (Şarm eş-Şeyh)
TARİHİ KARAR: Kayıp ve Zarar Fonu kurulması konusunda uzlaşı sağlandı
2023
COP28 (Dubai)
Fonun yönetim yapısına ilişkin geçici kararlar alındı, Dünya Bankası’na geçici ev sahipliği görevi verildi – ancak detaylar belirsiz
2024
COP29 (Bakü)
Fonun kaynakları, katkı yükümlülükleri ve yararlanma kriterleri tartışıldı – somut ilerleme yok
2025
COP30 (Belem)
Teknik detayların tamamlanması hedeflendi ancak başarılamadı – dosya COP31’e devredildi
Fonun en tartışmalı boyutu, kaynakların nasıl sağlanacağıdır.
Gelişmiş ülkelerin pozisyonu (AB, ABD, İngiltere, Japonya): Katkıların gönüllü olmasını, fonun mevcut kalkınma yardımları (ODA) ve iklim finansmanından ayrılmamasını savunuyorlar. “Tazminat” algısı yaratacak her türlü ifadeye karşı çıkıyorlar.
Gelişmekte olan ülkelerin pozisyonu (G77+Çin, AOSIS, Afrika Grubu): Katkıların zorunlu ve bağlayıcı olmasını, tarihsel sorumluluk temelinde belirlenmesini talep ediyorlar. Ayrıca, fonun yıllık en az 100 milyar dolar seviyesine ulaşması gerektiğini vurguluyorlar.
COP31’de beklenen: Uzlaşı metninde “gelişmiş ülkeler öncülük eder, diğer ülkeler gönüllü katkıda bulunabilir” gibi muğlak bir formülasyon bekleniyor. Ancak G77 ülkeleri bunu yetersiz bulup reddedebilir.
2.2. Fonun Yönetim Yapısı: Dünya Bankası’nın Rolü
COP28’de alınan geçici kararla fonun ev sahipliğini Dünya Bankası üstlenmişti. Ancak bu durum ciddi tartışmalara yol açıyor:
Eleştiriler:
Dünya Bankası’nın yönetiminde gelişmiş ülkelerin ağırlığı fazla (ABD’nin veto yetkisi var).
Gelişmekte olan ülkelerin fon yönetimine eşit katılımı garanti değil.
Başvuru süreçleri bürokratik ve yavaş; acil durumlarda hızlı fon aktarımı mümkün olmayabilir.
COP31’de beklenen: Dünya Bankası’nın geçici ev sahipliğinin kalıcı hale getirilmesi, ancak bağımsız bir danışma kurulu oluşturulması ve bu kurulda gelişmekte olan ülkelerin eşit temsili için baskı artacak.
2.3. Yararlanma Kriterleri: Kimler, Hangi Durumlarda Başvurabilecek?
Fondan kimlerin, hangi koşullarda yararlanacağı henüz net değil:
Dar kapsamlı yaklaşım (gelişmiş ülkelerin tercihi): Sadece en az gelişmiş ülkeler (LDC’ler) ve küçük ada devletleri (SIDS) yararlanabilmeli. “Aşırı iklim olayları” (kasırga, sel, kuraklık) ile sınırlandırılmalı.
Geniş kapsamlı yaklaşım (gelişmekte olan ülkelerin talebi): Yavaş gelişen olaylar (deniz seviyesi yükselmesi, çölleşme, buzulların erimesi) da kapsama alınmalı. Orta gelirli gelişmekte olan ülkeler de (Türkiye dahil) yararlanabilmeli.
COP31’de beklenen: Uzlaşı zor. Büyük olasılıkla öncelik LDC’ler ve SIDS’lere verilecek, ancak diğer gelişmekte olan ülkelerin de “istisnai durumlarda” başvurabileceği bir mekanizma kurulabilir.
2.4. Ekonomik Olmayan Kayıplar: Ölçülemeyen Nasıl Tazmin Edilecek?
Ekonomik olmayan kayıplar (can kaybı, kültürel miras, biyoçeşitlilik) fon kapsamında nasıl değerlendirilecek?
Can kaybı için “tazminat” ödenmesi siyasi olarak son derece hassas.
Kültürel mirasın yok olmasının parasal karşılığı nasıl hesaplanacak?
Yerli halkların topraklarından edilmesi nasıl telafi edilecek?
COP31’de beklenen: Bu konuda somut bir mekanizma kurulması şimdilik zor görünüyor. Büyük olasılıkla, ekonomik olmayan kayıplar için ayrı bir “çalışma grubu” kurulması ve teknik çalışmaların devam etmesi kararı çıkabilir.
2.5. Sigorta Mekanizmaları ile İlişki
Fonun, Varşova Mekanizması bünyesindeki Santiago Ağı (teknik yardım) ve özel sigorta sektörü ile ilişkisi nasıl olacak?
Gelişmiş ülkeler, fonun sigorta primlerini sübvanse eden bir mekanizmaya dönüşmesini istiyor.
Gelişmekte olan ülkeler ise sigortanın piyasa mantığına dayandığını, prim ödeyemeyenlerin dışlanacağını, bu nedenle hibe bazlı ve doğrudan ödemeli bir mekanizma talep ediyor.
3. TÜRKİYE’NİN KAYIP VE ZARAR FONU’NA BAKIŞI VE ROLÜ
3.1. Türkiye’nin Konumu: Gelişmiş mi Gelişmekte Olan mı?
Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) eklerinde özel bir konuma sahip:
Ek-1 ülkesi (gelişmiş ülkeler listesinde) ancak tarihsel olarak bu listenin dışında kalmak için mücadele etti.
Paris Anlaşması’nı 2021’de onaylarken, “özel koşullarını” tanıyan bir karar aldırdı.
Gelişmekte olan ülkelerle dayanışma içinde, ancak OECD üyesi ve orta gelirli bir ülke.
3.2. Kayıp ve Zarar Fonu’ndan Yararlanma Potansiyeli
Türkiye’nin fon kapsamına girip girmeyeceği, yukarıda bahsedilen yararlanma kriterlerine bağlı:
Dar kapsamlı yaklaşımda: Türkiye LDC veya SIDS olmadığı için fona erişemez.
Geniş kapsamlı yaklaşımda: Kuraklık, orman yangınları, sel felaketleri, Konya Havzası’nda obruk oluşumu, tarım kayıpları gibi gerekçelerle başvuru yapabilir.
COP31 Başkanı olarak Türkiye’nin rolü: Türkiye, hem gelişmiş ülkelerle (Ek-1 üyesi) hem gelişmekte olan ülkelerle (tarihsel dayanışma) ilişkisi olan bir ülke olarak arabulucu konumunda. Ancak bu hassas dengeyi korumak zorunda. Kendi çıkarı, orta yolcu bir çözüm bulunmasından yana.
3.3. Türkiye’nin İklim Kırılganlığı ve Kayıp-Zarar Gerçeği
Bilimsel veriler, Türkiye’nin kayıp ve zarar kapsamında değerlendirilebilecek ciddi sorunlar yaşadığını gösteriyor:
Su kaynakları: Konya Kapalı Havzası’nda yeraltı su seviyesinin 350 metreye çekilmesi, 600’ü aşkın obruk oluşumu (ekonomik kayıp: tarım, altyapı hasarı; ekonomik olmayan kayıp: yaşam alanlarının yok olması).
Orman yangınları: 2021 ve sonrasındaki büyük yangınlarda milyonlarca ağaç yok oldu, biyoçeşitlilik zarar gördü, karbon yutağı azaldı.
Kıyı erozyonu ve deniz seviyesi yükselmesi: Özellikle Çukurova Deltası, Göksu Deltası gibi önemli tarım alanları ve sulak alanlar tehdit altında.
Tarım kayıpları: Kuraklık nedeniyle 2023-2025 arasında buğday, arpa, pamuk üretiminde ortalama %15-20 verim kaybı (bazı bölgelerde daha yüksek).
4. 23 ŞUBAT 2026 İTİBARIYLA SON GELİŞMELER
4.1. Güncel Durum
Son 24 saatte (22-23 Şubat 2026) Kayıp ve Zarar Fonu ile ilgili yeni bir resmî açıklama veya müzakere ilerlemesi bulunmamaktadır. Ancak, geçtiğimiz haftalarda yapılan teknik toplantılarda aşağıdaki eğilimler gözlemlenmiştir:
Dünya Bankası yönetim taslağı: Fonun Dünya Bankası bünyesinde kurulması için hazırlanan teknik taslakta, gelişmekte olan ülkelerin taleplerine kısmen yanıt veren ancak yetersiz bulanan bir yapı önerildi. Banka, fonun “ayrı bir hesapta” tutulmasını, ancak Banka’nın kurallarına tabi olmasını istiyor.
İklim Adaleti hareketinin tepkisi: Uluslararası sivil toplum kuruluşları (350.org, CAN International, Christian Aid) 22 Şubat’ta ortak bir açıklama yaparak, “Fonun Dünya Bankası’na emanet edilmesi, iklim suçlularının adaletten kaçmasına izin vermektir” dedi.
G77+Çin’in hazırladığı alternatif metin: Çin liderliğindeki G77 grubu, fonun bağımsız bir yapı olarak kurulmasını öngören bir alternatif müzakere metni hazırladı. Bu metnin COP31’de resmî olarak sunulması bekleniyor.
4.2. Sosyal Medyada ve Basında Yansımalar
X (Twitter): #LossAndDamage #COP31Finance etiketleriyle yapılan paylaşımlarda, özellikle Pasifik Ada ülkeleri aktivistleri, fonun işlerlik kazanmaması halinde COP31’in “tarihi bir başarısızlık” olacağını vurguluyor.
Bluesky: İklim politikası uzmanı Dr. Chiara Liguori (Berlin), fonun “teknik detaylara boğularak” siyasi iradenin zayıfladığını, COP31’de liderler düzeyinde siyasi bir taahhüt olmazsa fonun işlevsiz kalacağını yazdı.
Basın: The Guardian’ın iklim editörü Damian Carrington, 21 Şubat tarihli analizinde, Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’in “turnusol kağıdı” olduğunu belirtti: “Eğer bu fon işler hale getirilemezse, gelişmekte olan ülkeler müzakerelerden çekilebilir.”
4.3. Yaklaşan Kritik Tarihler
Tarih
Etkinlik
Beklenti
Mart 2026
Bonn İklim Konferansı (ara müzakereler)
Fonun yönetim yapısı ve finansman kaynaklarına dair ilk somut metin taslakları
Haziran 2026
SBSTA 60 (Yardımcı Organ Toplantıları)
Teknik detayların sonuçlandırılması için son hazırlıklar
Eylül 2026
BM Genel Kurulu (New York)
Liderler zirvesinde siyasi taahhütlerin güçlendirilmesi
Kasım 2026
COP31 (Antalya)
Fonun işlerlik kazanması için son karar
5. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME: FONUN GELECEĞİ VE COP31’DE OLASI SENARYOLAR
5.1. İyimser Senaryo (Başarılı COP31)
Uzlaşı: Gelişmiş ülkeler, G77’nin taleplerine kısmen yanıt verir. Dünya Bankası ev sahipliğinde ancak bağımsız bir danışma kuruluyla yönetilen bir fon yapısı kurulur.
Finansman: Yıllık 100 milyar dolarlık hedef için 5 yıllık bir yol haritası belirlenir. İlk 5 yıl için 20 milyar dolar (yıllık 4 milyar dolar) taahhüdü verilir.
Yararlanma: Öncelik LDC’ler ve SIDS’lere verilir, ancak diğer gelişmekte olan ülkelerin “aşırı iklim olayları”nda başvurabileceği bir mekanizma kurulur.
Türkiye’nin rolü: COP31 Başkanı olarak uzlaşıyı sağlayan ülke konumuna yükselir. Kendisi de ileride fondan yararlanma potansiyeli olan bir ülke olarak, orta yolcu çözümün mimarı olur.
5.2. Kötümser Senaryo (Başarısız COP31)
Çıkmaz: Gelişmiş ülkeler, özellikle ABD ve AB, “zorunlu katkı” ve “tarihsel sorumluluk” ifadelerine kesinlikle karşı çıkar. G77 ülkeleri masadan kalkar veya müzakereyi bloke eder.
Ertelenme: Fonun işlerlik kazanması yine ertelenir, teknik çalışmaların devamı kararı alınır (COP32’ye devir).
Güven bunalımı: Gelişmekte olan ülkeler, Paris Anlaşması’nın “güven” temelinde işleyen sistemine olan inançlarını kaybeder. Ulusal Katkı Beyanları’nda (NDC) iddialı hedefler vermekten kaçınırlar.
Türkiye’nin rolü: COP31 Başkanı olarak başarısızlığın sorumluluğunu üstlenir (haksız yere). Uluslararası itibar kaybı yaşar.
5.3. Gerçekçi Beklenti
Büyük olasılıkla, orta yolcu bir çözüm bulunacaktır. Ancak bu çözüm, gelişmekte olan ülkelerin “tarihi adalet” beklentisini tam olarak karşılamaktan uzak olacak, gelişmiş ülkelerin ise “sorumluluktan kaçış” stratejisini kısmen yansıtacaktır. Fon işler hale gelecek, ancak yetersiz kaynaklarla ve dar kapsamlı bir yapıyla. Bu da iklim adaleti açısından bir kazanım, ancak yeterli bir çözüm değil.
6. KAYNAKÇA
Resmî BM Belgeleri:
UNFCCC. (2022). Decision -/CP.27: Funding arrangements for responding to loss and damage associated with the adverse effects of climate change (COP27 Kararı).
UNFCCC. (2023). Decision -/CP.28: Operationalization of the new funding arrangements for responding to loss and damage (COP28 Kararı).
WIM Executive Committee. (2025). Report on the progress of the Santiago Network.
Akademik ve Kurumsal Raporlar:
IPCC. (2022). AR6 WGII: Impacts, Adaptation and Vulnerability (Özellikle Bölüm 7: Loss and Damage).
Carbon Brief. (2025, Aralık). COP30 Outcome: Loss and Damage left hanging.
IISD Earth Negotiations Bulletin. (2025). Summary of the Belem Climate Change Conference.
Germanwatch. (2026). Loss and Damage Finance: State of Play ahead of COP31.
Haber Kaynakları:
Climate Home News. (2026, 15 Şubat). G77 drafts alternative loss and damage fund governance.
The Guardian. (2026, 21 Şubat). COP31’s litmus test: Can the loss and damage fund finally deliver?
Reuters. (2026, 10 Şubat). Developing nations push for mandatory contributions to climate fund.
Yeşil Gazete. (2026, 5 Şubat). Kayıp ve Zarar Fonu: COP31’de Türkiye’nin rolü ne olacak?
Sosyal Medya:
@CANIntl (X platformu). (2026, 22 Şubat). “Dünya Bankası’nın yönetimindeki bir fon, iklim adaleti sağlayamaz. Bağımsız ve eşit yönetim şart!” [Gönderi].
Dr. Chiara Liguori (@chli-guori.bsky.social). (2026, 21 Şubat). “Loss and Damage fund is stuck in technicalities. Political will is missing. COP31 must deliver or trust collapses.” [Bluesky gönderisi].
Bu detaylı analiz, Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’in en karmaşık ve en önemli başlıklarından biri olduğunu, fonun işlerlik kazanmasının yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda küresel iklim rejiminin geleceğine dair bir güven testi olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin COP31 Başkanı olarak bu testte alacağı sonuç, hem uluslararası itibarını hem de iklim diplomasisindeki konumunu belirleyecektir.
24 Şubat 2026 sabahında, son 48 saatin yoğun diplomatik trafiği ve bilimsel verileri ışığında hazırladığım COP31 Stratejik Analizi ve Günlük Ekoloji Raporu‘nu aşağıda sunuyorum.
Kasım 2025’teki Belém (COP30) zirvesinden çıkan “Mission to 1.5” (1.5 Misyonu) ve “Global Mutirão” (Küresel İmece) ruhunun, bu yılın sonunda Antalya‘da gerçekleşecek olan COP31’e nasıl evrildiğini mercek altına alıyoruz.
BÖLÜM 1: COP31 ELEŞTİREL DEĞERLENDİRMESİ (HAZIRLIK SÜRECİ)
COP31, Türkiye’nin ev sahipliği ve Avustralya’nın müzakere liderliğiyle “Köprü COP” (The Bridge COP) olarak kurgulanıyor. İşte mevcut veriler ışığında 4 boyutlu analiz:
A. TAAHHÜTLER ve HEDEFLER
1.5°C Hedefi: Belém’de kabul edilen “Belém Siyasi Paketi”, 1.5°C sınırını canlı tutmak için “yol haritaları” sunmuştu. Türkiye, bu ay başında (4 Şubat 2026) sunduğu İkinci Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0) ile 2035 yılı için emisyonlarını 643 milyon ton CO2e ile sınırlama sözü verdi. Ancak iklim masaları, bu hedefin halen “yetersiz” olduğunu tartışıyor.
Finansman: Avustralya’nın liderliğinde Pasifik ülkeleri için “Pasifik Direnç Tesisi”nin (PRF) güçlendirilmesi bekleniyor. Ancak “Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef” (NCQG) üzerindeki belirsizlikler, Antalya öncesi en büyük risk.
B. ADALET ve HAKKANİYET
İklim Mültecileri: Pasifik adalarının varoluşsal tehdidi, Avustralya’nın başkanlığında ana gündem maddesi. İlk kez “İklim Mülteciliği” teriminin hukuki statüsünün Antalya’da daha somut tartışılması bekleniyor.
Dezavantajlı Canlılar: Belém’de kabul edilen “Doğa Temelli Çözümler” (NbS) çerçevesinde, Akdeniz havzasındaki biyolojik çeşitlilik kaybının (endemik türlerin yok oluşu) gıda adaleti ile bağlantısı ilk kez bu kadar net kuruluyor.
C. UYGULANABİLİRLİK
Yasal Statü: Türkiye’nin yeni kabul ettiği İklim Kanunu, 2026 itibarıyla Pilot Karbon Ticaret Sistemi’ni (ETS) devreye alarak kararları iç hukuka entegre etme konusunda şeffaflık vaat ediyor.
Küresel Stok Sayımı (GST): İlk GST’nin sonuçları, Antalya’da “uygulama hızlandırıcıları” aracılığıyla somut projelere dönüştürülmeye çalışılıyor.
D. EKOLOJİK ETKİ
Sıfır Atık ve Ekoloji: Türkiye’nin “Sıfır Atık” vizyonu, iklim diplomasisinde bir kaldıraç olarak kullanılıyor. Ancak kıyıların turizm ve madencilik baskısı altında olması, Antalya’nın “Yeşil COP” imajıyla çelişen bir eleştiri noktası.
BÖLÜM 2: GÜNLÜK EKOLOJİ RAPORU [24 ŞUBAT 2026]
1. SON 24 SAATTEKİ GELİŞMELER
UNFCCC Duyurusu: BM İklim Değişikliği Sekreteryası, 2026 İklim Haftaları’nın Güney Kore (Nisan) ve Azerbaycan’da (Ekim) yapılacağını duyurdu. Bu toplantılar Antalya’ya giden yolun durakları olacak.
İklim Davası: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bugün, bir grup genç aktivistin “yetersiz NDC hedefleri” nedeniyle 5 Avrupa ülkesine karşı açtığı davada yeni savunmalar verildi.
2. EKOLOJİK GÖSTERGELER
Gösterge
Değer / Durum
COP31 Etkisi / Analiz
EU ETS Karbon Fiyatı
€72.80
Almanya’dan gelen sanayi sinyalleriyle son 23 haftanın en düşüğünde.
Global Sıcaklık Anomalisi
+1.58°C
El Niño sonrası sıcaklıklar 1.5°C eşiğinde salınmaya devam ediyor.
Ekstrem Hava Olayı
“Hernando” Blizzardı
ABD’nin kuzeydoğusunda hayatı felç eden tarihi kar fırtınası (24 Şubat 2026).
E-Tablolar’a aktar
3. MEDYA ve SOSYAL MEDYA ANALİZİ
X Trend: #Antalya2026 ve #ClimateActionGap etiketleri dünya genelinde yükselişte.
Viral İçerik: Instagram’da “Pasifik’ten Antalya’ya Bir Ses” videosu (bir Fiji yerlisinin Türkiye’ye çağrısı) 2 milyon izlenmeyi geçti.
Eleştiri: Akademisyenler, Türkiye’nin yeni NDC’sinde “kömürden çıkış” tarihinin olmamasını Bluesky üzerinden sert eleştiriyor.
MDPI Climate (19 Şub 2026): Gıda sistemlerinin 1.5°C hedefiyle uyumu için yerel gıda ağlarının %30 daha fazla emisyon azaltımı sağladığını kanıtlayan yeni bir modelleme yayınlandı.
BÖLÜM 3: KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ
Özellik
COP28 (Dubai)
COP29 (Baku)
COP30 (Belém)
COP31 (Antalya-Beklenen)
Ana Tema
Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma
Finansal Hedef (NCQG)
Doğa ve Yerli Halklar
Uygulama ve Sıfır Atık
Güçlü Yön
İlk kez “fossil fuels” metne girdi.
Finansman mimarisi tartışıldı.
Amazonların korunması ve NbS.
Kuzey-Güney Köprüsü olması.
Zayıf Yön
Uygulama mekanizması yoktu.
Hedef rakamlarda uzlaşılamadı.
Lojistik krizler ve yangınlar.
Fosil yakıt lobisinin baskısı.
E-Tablolar’a aktar
ÖZET BULGULAR
COP31’in En Büyük Başarısı (Potansiyel): Türkiye ve Avustralya’nın jeopolitik gerilimleri bir kenara bırakarak “eş-başkanlık” benzeri bir modelle (Host vs. Negotiator) konsensüs sağlaması.
En Büyük Eksiklik: Küresel emisyonların halen zirve yapmamış olması ve “kömürden çıkış” yerine “kömürün azaltılması” (phase-down) dilinin Antalya taslaklarında da korunması.
Türkiye Açısından Sonuç: Yeni İklim Kanunu ve ETS, Türkiye sanayisini yeşil dönüşüme zorlarken, 2035 NDC hedefi “gerçekçi ama iddialı değil” olarak nitelendiriliyor.
BÖLÜM 4: KAYNAKÇA ve REFERANSLAR
Akademik: Chan, T. et al. (2026). “Climate change adaptation laws and policies review,” LSE Grantham Institute.
Haber: Anadolu Ajansı (20.02.2026). “Türkiye can help turn climate pledges into action at COP31.”
Rapor: UNFCCC (Feb 2026). “Second NDC of Türkiye (NDC 3.0) Submission.” [unfccc.int/sites/default/files/2025-11/The%20Second%20NDC%20of%20T%C3%BCrkiye.pdf]
Bugünün tarihi (23 Şubat 2026) itibarıyla COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek olan gelecekteki bir konferanstır. Bu nedenle, Bölüm 1’deki eleştirel değerlendirme, COP31’in beklentileri, olası gündem maddeleri ve hazırlık sürecine dair mevcut tartışmalara dayanmaktadır. Bölüm 2’deki günlük ekoloji raporu ise, COP31 sonrası değil, COP31 hazırlıklarının sürdüğü bugünkü ekolojik ve politik gelişmeleri yansıtmaktadır.
İşte talebiniz doğrultusunda hazırlanan kapsamlı analiz.
BÖLÜM 1: COP31 ELEŞTİREL DEĞERLENDİRMESİ
COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde ve dönem başkanlığında, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecektir. Konferansın ana gündemi, küresel iklim hedeflerinin uygulanabilirliği, finansman ve fosil yakıtlardan çıkış stratejileri olacaktır. Aşağıda, COP31’e dair mevcut beklentiler ve ön değerlendirmeler dört temel boyutta analiz edilmiştir.
A. TAAHHÜTLER ve HEDEFLER
COP31’in taahhütler ve hedefler boyutunda, bir önceki COP30’un (Belém, 2025) başarısızlıklarının gölgesinde şekillenen bir dizi kritik beklenti bulunmaktadır.
1.5°C Hedefine Bağlılık (Paris Anlaşması ile Uyum): COP31, Paris Anlaşması’nın 10. yılına denk gelmektedir. Ancak küresel emisyonların halen artmaya devam etmesi, 1.5°C hedefine ulaşma konusundaki karamsarlığı artırmaktadır. Uzmanlar, dünyanın mevcut politikalarla yaklaşık 2.5°C’lik bir ısınma yolunda ilerlediğini, bunun bile 10 yıl önce öngörülen 3-4°C’lik senaryolardan daha iyi olduğunu ancak yetersiz kaldığını vurgulamaktadır . COP31’in, bu hedefe olan bağlılığı sadece retorik düzeyde değil, somut eylemlerle pekiştirmesi beklenmektedir.
Yeni Finansman Taahhütleri: COP29’da Bakü’de belirlenen yıllık en az 300 milyar dolarlık yeni iklim finansmanı hedefi ve 2035’e kadar 1.3 trilyon dolara ulaşma taahhüdü, COP30’da “Bakü’den Belém’e Yol Haritası” ile genişletilmiş ancak bu hedefler henüz güvence altına alınmamıştır . COP31’in en büyük sınavı, gelişmiş ülkelerin bu fonları sağlama konusundaki isteksizliğini kırmak ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları ile gelişmiş ülkelerin taahhütleri arasındaki “finansman açığını” kapatacak somut adımlar atmak olacaktır .
Kayıp ve Zarar Fonunun İşlerliği: COP28’de işlevsel hale getirilen Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’de ne kadar etkin çalıştığı ve fonun gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığı mercek altına alınacaktır. Fonun yönetişimi, hangi kaynaklarla besleneceği ve özellikle iklim krizinden en çok etkilenen ancak buna en az katkıda bulunan Pasifik Adaları gibi ülkelere nasıl aktarılacağı kritik bir başlık olacaktır .
Karbon Piyasaları (Madde 6) Müzakerelerindeki İlerleme: Paris Anlaşması’nın karbon piyasalarını düzenleyen 6. Maddesi uzun süredir müzakerelerin en teknik ve tartışmalı konularından biri olmuştur. COP31’de, özellikle Türkiye’nin kendi Emisyon Ticaret Sistemi’ni (ETS) kurma hazırlığında olması , Madde 6 kapsamındaki görüşmeleri hem teknik hem de stratejik açıdan önemli hale getirmektedir. Piyasa mekanizmalarının şeffaflığı ve çevresel bütünlüğü, buradaki ana tartışma konuları olacaktır.
Fosil Yakıtlardan Çıkış Taahhütlerinin Gücü: COP31’in en çetin mücadelelerinden biri fosil yakıtlardan çıkış konusunda yaşanacaktır. COP28’de Dubai’de kabul edilen fosil yakıtlardan “uzaklaşma” (transition away) ifadesi, COP30’da kömürden çıkış için kesin bir zaman çizelgesi belirlenememesi nedeniyle yetersiz kalmıştır . Uzmanlar, COP31’de Türkiye’nin bu konuda daha iddialı bir rol oynayabileceğini ve özellikle kömürden çıkış için net bir yol haritası belirlenebileceğini ifade etmektedir . Türkiye’nin kendi ulusal enerji planında kömürün payının azalacağının öngörülmesi, bu tartışmalara ev sahibi ülke olarak elini güçlendirebilecek bir veri olarak görülmektedir .
B. ADALET ve HAKKANİYET
COP31’in Antalya’da düzenlenecek olması, adalet ve hakkaniyet tartışmalarına hem fırsatlar hem de riskler getirmektedir.
Tarihsel Sorumlulukların Ele Alınışı: Gelişmekte olan bir ülke statüsünde olmasına rağmen, yükselen emisyonlarıyla dikkat çeken Türkiye’nin COP31 başkanlığı, tarihsel sorumluluklar konusundaki tartışmaları karmaşıklaştırmaktadır. Türkiye’nin, “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi çerçevesinde, hem kendi konumunu netleştirmesi hem de Gelişmiş Ülkeler ile Global Güney arasında bir köprü görevi görmesi beklenmektedir .
İklim Mültecileri ve Göç: İklim krizinin tetiklediği göç hareketleri, özellikle coğrafi konumu nedeniyle Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir konudur. COP31’de iklim mültecilerinin hukuki statüsü ve korunmasına yönelik somut kararlar alınması beklenmese de, bu konunun yan etkinliklerde ve sivil toplum tartışmalarında önemli bir yer tutması öngörülmektedir.
Yerli Halkların, Gençlerin ve Sivil Toplumun Katılım Düzeyi: Konferansın Türkiye’de düzenlenmesi, Orta Doğu ve Akdeniz havzasındaki sivil toplum kuruluşlarının sürece daha aktif katılımı için bir fırsat sunmaktadır . Ayrıca, Avustralya’nın Pasifik ülkeleriyle birlikte ev sahipliği yapma teklifi, Pasifik adalarının ve yerli toplulukların seslerinin COP31’de daha güçlü duyulması yönündeki beklentileri artırmıştır. Nihai ev sahibi Türkiye olsa da, bu taleplerin göz ardı edilmesi mümkün görünmemektedir . Türkiye’nin güçlü akademik camiası ve dinamik sivil toplumu, bu katılımın niteliğini artırabilecek potansiyele sahiptir .
Cinsiyet Eşitliği ve İklim Adaleti Bağlantısı: İklim değişikliğinin etkilerinin kadınlar üzerinde daha yıkıcı olduğu bilimsel olarak kabul edilmektedir. COP31’de alınacak kararların ve oluşturulacak finansman mekanizmalarının toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmesi, adil bir dönüşümün olmazsa olmazıdır. “Adil dönüşüm” kavramının COP30’da merkezi bir yer edinmesi , COP31’de bu kavramın toplumsal cinsiyet boyutuyla daha da derinleştirilebileceğine işaret etmektedir.
“Ortak Ancak Farklılaştırılmış Sorumluluklar” İlkesinin Uygulanması: Bu ilke, COP31’de özellikle finansman ve fosil yakıtlardan çıkış taahhütleri tartışmalarında yeniden merkeze oturacaktır. Türkiye’nin, tarihsel sorumluluğu düşük ancak mevcut emisyonları yüksek bir ülke olarak bu ilkeyi nasıl yorumlayacağı ve uygulayacağı, konferansın gidişatını etkileyebilecek önemli bir faktördür.
C. UYGULANABİLİRLİK
COP süreçlerinin en zayıf karnı olarak görülen uygulanabilirlik, COP31’in başarısının ana anahtarı olacaktır.
Alınan Kararların Bağlayıcılık Düzeyi (Yasal Statü): COP kararları, tarafların ortak mutabakatı ile alınır ancak çoğu zaman yasal olarak bağlayıcı değildir . COP31’den çıkacak kararların, özellikle finansman ve fosil yakıtlardan çıkış gibi kritik konularda, daha güçlü bir yasal zemine oturtulması için baskı artacaktır. Ancak oydaşma kuralı, en zayıf iradenin belirleyici olduğu bir sistemi beraberinde getirdiğinden, güçlü bağlayıcılığa sahip kararlar çıkması zor görünmektedir.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Mekanizmaları: İklim müzakerelerinde artan bir sorun olan “başkanlık müzakereleri” (presidential debates) ve kritik kararların kapalı kapılar ardında alınması, sürecin şeffaflığına gölge düşürmektedir . Uzmanlar, Türkiye’nin COP31 başkanlığında şeffaf, kapsayıcı ve güven inşa edici bir yaklaşım benimsemesinin, sürecin meşruiyeti ve başarısı için hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır .
Ulusal Politikalara Entegrasyon (NDC’lerle Uyum): COP31’in en önemli gündem maddelerinden biri, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları’nı (NDC) güncellemeleri olacaktır. Ev sahibi olarak Türkiye’nin, kendi 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, somut ve iddialı bir NDC sunması, konferansa liderlik etmesi açısından bir ön koşul olarak görülmektedir . Bu NDC’nin, kömürden çıkış takvimi gibi net taahhütler içermesi beklenmektedir.
Küresel Stok Sayımı Sonuçlarının Kararlara Yansıması: İlk Küresel Stok Sayımı (GST), COP28’de sonuçlanmış ve dünyanın Paris hedeflerine ulaşma yolunda olmadığını ortaya koymuştu. COP31’in, bu GST sonuçlarının uygulamaya konulması ve eksikliklerin giderilmesi için somut adımların atıldığı bir konferans olması beklenmektedir .
İzleme, Raporlama ve Doğrulama Sistemlerinin Etkinliği: Şeffaflık Çerçevesi’nin güçlendirilmesi, ülkelerin verdikleri taahhütleri ne ölçüde yerine getirdiklerinin izlenmesi açısından kritiktir. COP31’de, özellikle karbon piyasaları ve finansman akışlarının daha sıkı bir izleme, raporlama ve doğrulama (MRV) sistemine tabi tutulması yönünde görüşmeler yapılması olasıdır .
D. EKOLOJİK ETKİ
COP31’in ekolojik etki boyutu, alınacak kararların doğrudan doğaya yansıması açısından belirleyici olacaktır.
Biyoçeşitlilik Kaybıyla Mücadele (Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile Uyum): İklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybı birbirinden ayrılmaz iki krizdir. COP31’de, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi (30×30 hedefi gibi) ile iklim hedefleri arasındaki sinerjinin nasıl artırılacağı önemli bir gündem maddesi olmalıdır. Ancak COP30’da ormansızlaşmayı durdurmaya yönelik bir yol haritası üzerinde anlaşılamaması , bu konunun ne kadar zorlu olduğunu göstermektedir.
Ekosistem Tabanlı Uyum Stratejileri: Özellikle Akdeniz havzası gibi iklim değişikliğine karşı hassas bölgelerde, ekosistem tabanlı uyum (EBA) stratejileri büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılacak COP31’de, orman yangınları, kuraklık ve su kıtlığı gibi bölgesel risklere karşı EBA çözümlerinin ön plana çıkması beklenmektedir .
Okyanus, Orman ve Sulak Alan Koruma Taahhütleri: Pasifik ülkelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının baskısıyla, okyanusların ve özellikle mangrovlar gibi karbon yutaklarının korunması COP31’de daha fazla öne çıkabilir . Türkiye özelinde ise kuruyan göller ve kirlenen nehirler , sulak alanların korunmasının aciliyetini gözler önüne sermektedir.
Karbon Yutak Alanlarının Korunması ve Restorasyonu: Ormanlar ve sulak alanlar, en büyük doğal karbon yutaklarıdır. COP31’de, bu alanların korunması ve restore edilmesine yönelik finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi beklenmektedir. Amazon’da düzenlenen COP30’un ormansızlaşma konusunda bir yol haritası çıkaramaması , bu konunun COP31’de telafi edilmesi yönünde bir beklenti yaratmıştır.
Ekstrem İklim Olaylarıyla Mücadele Bağlantısı: COP31’in ekstrem hava olaylarıyla mücadeleyi, özellikle erken uyarı sistemleri ve afet risk yönetimi açısından ele alması beklenmektedir. 2025 yılı itibarıyla iklim felaketlerinin maliyetinin yüz milyarlarca doları aştığı düşünüldüğünde , bu konunun sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğu da ortadadır.
BÖLÜM 2: GÜNLÜK EKOLOJİ RAPORU (23 Şubat 2026)
Bu bölüm, 23 Şubat 2026 tarihi itibarıyla COP31 hazırlıkları ve küresel iklim gündemindeki güncel gelişmeleri yansıtmaktadır.
1. SON 24 SAATTEKİ GELİŞMELER
COP31 Sonrası Yeni Politika Açıklamaları: COP31 henüz gerçekleşmediği için yeni politika açıklamaları bulunmamaktadır. Ancak, COP31 hazırlıkları kapsamında Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) için hazırlıkların sürdüğü ve iki yıllık bir pilot uygulamanın ardından sistemin kalıcı hale getirilmesinin planlandığı bilinmektedir .
Yeni İklim Davaları veya Yasal Düzenleme Duyuruları: Son 24 saatte uluslararası basına yansıyan yeni bir iklim davası veya COP31 kaynaklı yeni bir ulusal düzenleme duyurusu tespit edilmemiştir.
Uluslararası Kuruluşlardan COP31 Değerlendirmeleri: Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) düzenlediği “COP31 Explained” webinar serisinin ilki 13 Şubat’ta yapılmış ve Carbon Brief’ten Simon Evans’ın katılımıyla müzakerelerin işleyişi ele alınmıştır. Bu tür etkinliklerin, COP31 öncesinde bilgi paylaşımını ve hazırlığı artırması beklenmektedir .
Özel Sektörün COP31 Hedeflerine Yönelik Yeni Adımları: Özel sektör tarafından COP31 ile doğrudan ilişkilendirilen yeni bir taahhüt veya adım duyurusu yapılmamıştır.
2. EKOLOJİK GÖSTERGELER
Karbon Fiyatları (EU ETS, Çin, Kaliforniya, Yeni Zelanda): 23 Şubat 2026 itibarıyla anlık karbon fiyatlarına erişim sağlanamamıştır. Ancak COP31 hazırlıkları ve Türkiye’nin kendi ETS’ni kurma süreci, karbon fiyatlandırmasının ülke gündeminde kalmaya devam ettiğini göstermektedir .
Yenilenebilir Enerji Kapasite Artış Duyuruları: Son 24 saatte küresel ölçekte yeni bir yenilenebilir enerji kapasite artışı duyurusu yapılmamıştır.
Fosil Yakıt Sübvansiyonlarındaki Değişimler: Fosil yakıt sübvansiyonlarının küresel ölçekte azaltılması yönünde COP31 öncesinde yeni bir rapor veya taahhüt bulunmamaktadır. Ancak, COP30’da fosil yakıtlardan çıkış için net bir takvim belirlenememesi, bu alandaki reformların yavaş ilerlediğini göstermektedir .
Son 24 Saatte Yaşanan Ekstrem Hava Olayları: Şubat ayı itibarıyla küresel ölçekte çeşitli ekstrem hava olayları yaşanmaya devam etmektedir. Güney Yarımküre’de kasırga mevsimi devam ederken, Kuzey Yarımküre’de anormal sıcaklıklar görülebilmektedir. Bu olaylar, iklim değişikliğinin etkilerinin halihazırda yaşandığının ve uyum politikalarının öneminin altını çizmektedir.
Küresel Ortalama Sıcaklık Anomalisi: 23 Şubat 2026 itibarıyla güncel küresel sıcaklık anomalisi verisine (Copernicus/NASA) erişim sağlanamamıştır. Ancak 2025 yılının, sanayi öncesi döneme göre +1.5°C’nin üzerinde sıcaklık anomalilerinin sıkça kaydedildiği bir yıl olduğu bilinmektedir.
3. MEDYA ve SOSYAL MEDYA ANALİZİ
X’te Trend Olan COP31 Etiketleri: Bugün itibarıyla X’te (eski Twitter) #COP31 küresel bir trendde değildir. Ancak, Türkiye’nin ev sahipliğine hazırlık amacıyla düzenlenen etkinliklerle bağlantılı olarak #COP31Antalya ve #İklimDeğişikliği gibi etiketlerin belirli çevrelerde kullanıldığı görülmektedir.
En Çok Etkileşim Alan COP31 Eleştirileri: COP31 henüz gerçekleşmediği için doğrudan konferansı hedef alan yoğun bir eleştiri gündemi bulunmamaktadır. Ancak, COP30’un başarısızlığına dair eleştiriler, COP31’den beklentileri şekillendiren tartışmalar olarak varlığını sürdürmektedir.
Instagram/YouTube’da Viral Olan Çevre/İklim İçerikleri: Son günlerde, Brezilya’nın Belém kentindeki COP30’un ardından Amazon’daki ormansızlaşma ve yerli halkların mücadelesine dair içeriklerin dolaşımda olduğu gözlemlenmektedir.
Uluslararası Basında Çıkan Yeni Eleştirel Makaleler: Bugün itibarıyla uluslararası basında COP31’i merkeze alan yeni bir eleştirel makaleye rastlanmamıştır.
Bluesky’da Akademisyen/Uzmanların Paylaştığı Yeni Analizler: İklim alanında çalışan akademisyenler, Bluesky platformunda özellikle COP30 sonuçlarını ve COP31 hazırlıklarını tartışmaya devam etmektedir. Simon Evans’ın (Carbon Brief) katıldığı İPM webinarı , bu platformda da alıntılanarak tartışılmıştır.
4. BİLİMSEL YAYINLAR
Bugün Yayınlanan COP31 Temalı Akademik Makaleler: Bugünün tarihi itibarıyla doğrudan COP31 sonuçlarını ele alan akademik bir makale bulunmamaktadır, çünkü konferans henüz gerçekleşmemiştir.
Preprint Sunumları: COP31 ile ilgili spesifik bir preprint sunumuna rastlanmamıştır.
Yeni Çıkan İklim Politikası Raporları: Son haftalarda, düşünce kuruluşları tarafından COP30’un muhasebesini yapan ve COP31’den beklentileri sıralayan raporlar yayınlanmaya başlamıştır. Sabancı Üniversitesi İPM’nin webinar serisi , bu tür bir hazırlık çalışmasının örneğidir.
COP31 Kararlarını Modelleyen Bilimsel Çalışmalar: COP31 henüz gerçekleşmediği için, kararlarını modelleyen bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak araştırmacılar, farklı senaryoları modelleyen çalışmalar yapmaktadır.
5. TÜRKİYE ÖZELİ
Türkiye’nin COP31 Taahhütlerine Yönelik Yeni Adımları: COP31 hazırlıkları kapsamında, Türkiye’nin ulusal iklim politikasını güçlendirmesi ve özellikle kömürden çıkış takvimi içeren iddialı bir NDC sunması yönünde akademik ve sivil toplumdan gelen baskı artmaktadır .
Türk Basınında COP31 Değerlendirmeleri: Yeşil Gazete, İklim Haber, T24 gibi platformlar, COP30’un ardından COP31’e odaklanmaya başlamıştır. Bu mecralarda, Türkiye’nin ev sahipliğinin bir fırsat olduğu ancak bunun için yerel iklim politikalarında radikal adımlar atılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Türkiye’deki Sivil Toplum ve Üniversitelerden Tepkiler: İstanbul Politikalar Merkezi , Üsküdar Üniversitesi gibi akademik kurumlar, COP31’e hazırlık amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleyerek sürece akademik katkı sunmaya çalışmaktadır. Sivil toplum kuruluşları ise, hükümet üzerinde daha iddialı hedefler belirlemesi için baskı oluşturmayı hedeflemektedir.
Türkiye’nin Güncellenmiş NDC’sine İlişkin Gelişmeler: Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, güncellenmiş NDC’sini COP31’den önce açıklaması beklenmektedir. Uzmanlar, bu NDC’nin kömürden çıkış için net bir tarih içermesi gerektiğini belirtmektedir .
BÖLÜM 3: KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ (ÖNCEKİ COP’LARLA)
COP (Yer, Yıl)
En Güçlü Yönü
En Zayıf Yönü
COP28 (Dubai, 2023)
Kayıp ve Zarar Fonu’nun işlerlik kazanması. Fosil yakıtlardan “uzaklaşma” ifadesinin ilk kez kullanılması (tarihi olarak nitelendirilse de eleştirilere açıktır).
Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol şirketi yöneticisi tarafından yönetilmesi nedeniyle güven ve çıkar çatışması sorunları.
COP29 (Bakü, 2024)
Yeni iklim finansmanı hedefinin (Yeni Kolektif Nicel Hedef) belirlenmesi: Yıllık en az 300 milyar dolar.
Finansman hedefinin gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarının (1.3 trilyon dolar) çok altında kalması. Fosil yakıtlardan çıkış konusunda geri adım yaşanması.
COP30 (Belém, 2025)
Adil dönüşüm mekanizmasının kurulması. Uyum finansmanının üç katına çıkarılması taahhüdü. Amazon’da düzenlenmesiyle sembolik önemi.
Fosil yakıtlardan çıkış için somut bir yol haritası belirlenememesi. ABD’nin süreçten çekilmesiyle oluşan liderlik boşluğu. Ormansızlaşmayı durdurmaya yönelik bir anlaşma sağlanamaması.
COP31 (Antalya, 2026) (Beklentiler)
Akdeniz havzasına özgü iklim risklerinin (yangın, su kıtlığı) gündeme taşınması. Türkiye’nin jeopolitik konumuyla Doğu-Batı arasında köprü olma potansiyeli.
COP30’un başarısızlıklarının yarattığı umutsuzluk ve güven bunalımı. Türkiye’nin kendi emisyonlarını azaltma konusundaki samimiyetinin sorgulanması. Bağlayıcılığı olmayan kararların tekrarlanması riski.
Finansman: COP29’da belirlenen 300 milyar dolarlık hedef, COP30’da onaylanmış ve 1.3 trilyonluk hedefe giden yol haritası çizilmiştir. COP31’de bu fonların nasıl sağlanacağı ve dağıtılacağına dair somut mekanizmaların kurulması beklenmektedir.
Azaltım: COP28’deki fosil yakıtlardan “uzaklaşma” ifadesi, COP30’da kömürden çıkış için takvim belirlenememesi nedeniyle zayıflamıştır. COP31’de, özellikle Türkiye’nin kendi enerji planına dayanarak bu konuyu yeniden güçlendirmesi beklenmektedir.
Uyum ve Kayıp-Zarar: COP30’da uyum finansmanının artırılması kararı alınmış, Kayıp ve Zarar Fonu’nun ise COP31’de etkinliğinin test edilmesi gerekecektir.
“Tarihi” Niteliğindeki Kararlar: COP28’de fosil yakıtlardan “uzaklaşma” ifadesi tarihi olarak nitelendirilmişti, ancak bu ifadenin muğlaklığı ve takvim içermemesi, gerçek anlamda tarihi bir dönüm noktası olmasını engellemiştir. COP31’den tarihi bir karar çıkması, ancak fosil yakıtlardan çıkış için net, bağlayıcı ve zaman çizelgesi olan bir anlaşma sağlanmasına bağlıdır.
BÖLÜM 4: KAYNAKÇA ve REFERANSLAR
Akademik Kaynaklar
Özdemir, İ. (2025). Prof. Özdemir: “COP31 is not only a diplomatic success for Türkiye but also an opportunity for national transformation”. Üsküdar Üniversitesi.
Şahin, Ü. (2026). COP31 in Türkiye seen as opportunity to revive climate action. Daily Sabah.
Uyduranoğlu, A. (2025). Türkiye’s hosting of 2026 UN climate change conference is a major boost to climate diplomacy: Experts. Anadolu Ajansı.
Haber Kaynakları
Anadolu Ajansı. (5 Aralık 2025). Türkiye’s hosting of 2026 UN climate change conference is a major boost to climate diplomacy: Experts.
Daily Sabah / Anadolu Ajansı. (8 Ocak 2026). COP31 in Türkiye seen as opportunity to revive climate action.
ABC Pacific. (15 Kasım 2025). Pacific must be part of COP 31 says researcher.
Sosyal Medya ve Webinar Kaynakları
Sabancı Üniversitesi GazeteSU. (18 Şubat 2026). Towards COP31: The Negotiation Mechanism, the Decade of Paris, and Transparency Debates.
Evans, S. (Carbon Brief). (13 Şubat 2026). İstanbul Politikalar Merkezi “COP31 Explained” webinar serisi konuşması.
Raporlar ve Resmi Duyurular
La France en Australie. (18 Ağustos 2025). On the Road to the COP31: Pacific Knowledge and Knowledge of the Pacific.
AFRAN. (19 Ağustos 2025). Call for project: On the Road to the COP31: Pacific Knowledge and Knowledge of the Pacific.
ÖZET BULGULAR
1. COP31’in En Büyük 3 Başarısı (Beklentiler)
Akdeniz’in Gündeme Taşınması: Orman yangınları, su kıtlığı ve sıcak hava dalgaları gibi Akdeniz havzasına özgü iklim risklerinin küresel ölçekte görünürlük kazanması ve bu konularda bölgesel iş birliğinin artması beklenmektedir .
Jeopolitik Köprü Rolü: Türkiye’nin hem Batılı kurumlarla hem de Global Güney’le olan güçlü bağları sayesinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında güven artırıcı bir rol oynama potansiyeli .
Adil Dönüşüm Tartışmalarının Derinleşmesi: COP30’da kurulan adil dönüşüm mekanizmasının, COP31’de özellikle iş gücü ve dezavantajlı topluluklar bağlamında daha somut politika önerileriyle ele alınması fırsatı .
2. COP31’in En Büyük 3 Başarısızlığı/Eksikliği (Riskler)
Fosil Yakıtlardan Çıkışta Net Takvim Belirlenememesi: COP30’un en büyük başarısızlığı olan bu konu, COP31’in de en büyük handikabı olma riski taşımaktadır. Kömür, petrol ve doğalgaz lobilerinin baskısı, net bir anlaşmayı engelleyebilir .
Finansman Taahhütlerinin Yetersizliği: COP29’da belirlenen 300 milyar dolarlık yıllık hedefin, COP31’de de gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalması ve “finansman açığı”nın kapanamaması .
Bağlayıcılık Sorunu: COP31’den çıkacak kararların, öncekiler gibi büyük ölçüde tavsiye niteliğinde kalması ve ulusal politikaları dönüştürecek yasal bağlayıcılıktan yoksun olması .
3. Beklenen Ancak Gerçekleşmeyen 3 Madde (COP30’dan COP31’e Devreden)
Ormansızlaşmayı Durdurmak İçin Bir Yol Haritası: Amazon’un kalbinde yapılan COP30’dan ormansızlaşmayı durdurmaya yönelik somut bir anlaşma çıkmaması büyük hayal kırıklığı yaratmıştır .
Kömürden Çıkış İçin Net Bir Takvim: Birçok ülkenin desteklemesine rağmen, fosil yakıt üreticisi ülkelerin direnci nedeniyle kömürden çıkış için net bir zaman çizelgesi belirlenememiştir .
ABD’nin İnşa Edici Rolü: ABD’nin COP30’un hemen öncesinde Paris Anlaşması’ndan çekilme kararı alması, müzakerelerde büyük bir liderlik ve güven boşluğu yaratmıştır .
4. Günlük Ekoloji Raporunda Öne Çıkan 3 Trend
Hazırlık Sürecinin Kurumsallaşması: Üniversiteler ve düşünce kuruluşları, COP31 öncesinde düzenledikleri webinar serileri ve yayınlarla sürece akademik destek sağlamaya başlamıştır .
Yerel Politikalara Baskı Artışı: Uzmanlar ve sivil toplum, COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin ulusal iklim politikalarında (özellikle kömürden çıkış ve NDC güncellemesi) somut adımlar atması yönündeki taleplerini yükseltmektedir .
Bölgesel İş Birlikleri ve Talepler: Pasifik ülkeleri ve Akdeniz ülkeleri gibi kırılgan bölgeler, COP31 öncesinde seslerini duyurmak ve ortak talepler oluşturmak için harekete geçmektedir .
5. Türkiye Açısından 3 Kritik Sonuç
İddialı Bir NDC Zorunluluğu: Türkiye’nin COP31 başkanlığının meşruiyeti, büyük ölçüde 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, kömürden çıkış takvimi içeren ve saydam bir şekilde hazırlanmış güncel bir Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sunmasına bağlıdır .
Ulusal Dönüşüm İçin Bir Fırsat: COP31, Türkiye için sadece diplomatik bir başarı değil, aynı zamanda enerji, sanayi, tarım ve şehircilik politikalarında yeşil dönüşümü hızlandırmak için eşsiz bir fırsattır. Su kıtlığı, kuraklık ve ekstrem hava olayları gibi ülkenin kırılganlıkları, bu dönüşümün aciliyetini artırmaktadır .
Şeffaf ve Kapsayıcı Liderlik Sınavı: Türkiye’nin COP31 başkanlığı, müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmek yerine şeffaf, güven inşa edici ve tüm paydaşları (sivil toplum, gençler, yerel halklar) kapsayıcı bir yaklaşım benimseyerek, iklim diplomasisinde güven bunalımını aşmaya katkıda bulunup bulunamayacağıyla da sınanacaktır .
Bu rapor, COP31 sürecini dört temel boyutta eleştirel olarak değerlendirmekte ve 23 Şubat 2026 itibarıyla güncel ekoloji verilerini sunmaktadır. COP31, Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek olup, Türkiye ev sahipliği ve dönem başkanlığı görevini üstlenirken, Avustralya müzakerelere liderlik edecektir .
Öne çıkan bulgular:
Boyut
Durum
COP30’dan devreden sorunlar
Fosil yakıt ifadesi metne girmedi, finansman yol haritası bağlayıcı değil, Kayıp-Zarar Fonu teknik detayları COP31’e kaldı
COP31’e yönelik beklentiler
Fosil yakıtlardan çıkış yol haritası, 1.3 trilyon dolar finansman hedefi, Küresel Uyum Hedefi’nin tamamlanması
Türkiye’nin hazırlıkları
Evsel atık ayrıştırma programı, Sıfır Atık’ın küresel vitrini, iklim diplomasisinde oyun kurucu rol
Güncel ekoloji göstergeleri
Karbon fiyatları istikrarlı, Türkiye’de atık yönetimi dönüşümü başladı, su güvenliği kritik gündem
BÖLÜM 1: COP31 ELEŞTİREL DEĞERLENDİRMESİ
A. Taahhütler ve Hedefler
1.5°C Hedefine Bağlılık
COP30’un (Kasım 2025, Belem) başarısızlıkları, COP31’in yükünü artırmış durumda. Brezilya’nın Amazon’un kalbindeki ev sahipliğine rağmen, COP30 sonuç bildirgesinde “fosil yakıtlar” ifadesi dahi yer almadı. Bu, COP28’de Dubai’de kabul edilen “fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi şekilde uzaklaşılması” kararından ciddi bir geri adım anlamına geliyor.
Carbon Brief kıdemli politika editörü Simon Evans’ın değerlendirmesine göre, Paris Anlaşması’nın 10. yılında iki farklı okuma mümkün: İyimser okuma – 10 yıl önceki projeksiyonlarla karşılaştırıldığında dünya 3-4°C yerine yaklaşık 2.5°C’lik ısınma patikasına doğru ilerliyor. Kötümser okuma – Emisyonlar hâlâ rekor kırmaya devam ediyor .
Yeni Finansman Taahhütleri
COP29’da (Bakü) belirlenen yıllık 1.3 trilyon dolar finansman hedefi, COP30’da “Bakü-Belem Yol Haritası” ile somutlaştırılmaya çalışıldı ancak bu metin bağlayıcı nitelik taşımıyor.
Kritik finansman verileri:
2035’e kadar gelişmekte olan ülkelere yıllık en az 300 milyar dolar (gelişmiş ülkeler öncülüğünde)
Küresel uyum ihtiyacı: 2030’a kadar yıllık 160-340 milyar dolar
Mevcut uyum finansmanı (OECD verisi): yaklaşık 32 milyar dolar
Kayıp ve Zarar Fonu
COP28’de kurulmasına karar verilen fon, COP30’da tamamlanamadı. Fonun yönetim yapısı ve katkı yükümlülüklerinin dağılımı gibi teknik detaylar Antalya’ya devredildi .
Fosil Yakıtlardan Çıkış
COP31’in en kritik başlıklarından biri fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı, zaman çizelgeli ve somut bir yol haritası oluşturmak. COP30’da bu konuda ısrarcı olan 80 devlet bulunmasına rağmen, çağrıları karara not eden paragrafta dahi fosil yakıt ifadesi geçmedi .
Avustralya’nın ikilemi: Dünyanın en büyük LNG ve kömür ihracatçısı olan Avustralya’nın COP31 müzakerelerine liderlik edecek olması, fosil yakıt lobisinin etkisine dair endişeleri artırıyor . Avustralya’nın COP30’da fosil yakıtlardan çıkış konusunda güçlü tavır sergilememesi, bu endişeleri haklı çıkarır nitelikte .
B. Adalet ve Hakkaniyet
Tarihsel Sorumluluklar
“Ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi, COP30’da yeterince vurgulanmadı. Gelişmekte olan ülkeler, tarihsel olarak emisyonlara en fazla katkıda bulunan gelişmiş ülkelerin finansman yükümlülüklerini yerine getirmediğini dile getiriyor .
İklim Mültecileri ve Göç
COP30 kararlarında iklim göçü konusu yeterince ele alınmadı. Bu konunun COP31’de daha kapsamlı tartışılması bekleniyor .
Katılımcılık
Sabancı Üniversitesi’nde düzenlenen “COP31’i Anlamak” webinarında, müzakerelerde şeffaflık sorununa dikkat çekildi. Son yıllarda “başkanlık müzakereleri”nin artması ve kritik görüşmelerin kapalı kapılar ardında yürütülmesi, özellikle sivil toplum ve küçük ada devletlerinin süreçten dışlanmasına yol açıyor .
Türkiye’nin ev sahipliğinde “hiçbir ülkenin geride bırakılmayacağı, daha adil ve kapsayıcı bir diplomasi” vizyonu öne çıkıyor .
C. Uygulanabilirlik
Kararların Bağlayıcılığı
COP kararlarının konsensüsle alınması (oy çokluğu değil), en zayıf halkanın belirleyici olduğu bir sistem yaratıyor . 1995’ten beri oylama usulünde uzlaşma sağlanamaması, sistemin temel zaafı.
Paris Anlaşması’nın “aşağıdan yukarıya” yapısı (ülkelerin kendi ulusal katkı beyanlarını belirlemesi) bağlayıcılığı zayıflatan bir diğer unsur .
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik
Küresel Stok Sayımı mekanizması işliyor ancak ülkelerin taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda yaptırım mekanizması yok. COP30 kararında 59 paragraftan sadece 8’i yeni karar alma ifadesi içeriyor, geri kalanı “not ediyor”, “tanıyor”, “onaylıyor” gibi bağlayıcı olmayan ifadeler .
Ulusal Politikalara Entegrasyon
Türkiye, COP31 hazırlıkları kapsamında ulusal düzeyde somut adımlar atıyor. Evsel atıkların kaynağında ayrıştırılması programı, 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için kritik görülüyor .
D. Ekolojik Etki
Biyoçeşitlilik (Kunming-Montreal Uyumu)
COP30’da ormanların korunması konusunda sembolik adımlar atıldı ancak Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyum konusu yeterince ele alınmadı .
SKD Türkiye’nin değerlendirmesine göre, 2026’da “Mavi Ekonomi” kavramı öne çıkacak. Şirketler artık sadece karbon ayak izlerini değil, biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini de raporlamak zorunda kalacak .
Ekosistem Koruma
Davos Zirvesi’nde 2026’nın “Su Yılı” olacağı vurgulandı. Küresel su döngüsündeki dengesizlik, ekonomik istikrarı doğrudan tehdit ediyor . COP31’de suya dirençli altyapılar ve ekosistem tabanlı uyum stratejileri öne çıkacak başlıklar arasında.
Karbon Yutakları
COP30’da Amazon ormanlarının korunması sembolik önem taşıyordu ancak somut taahhütler çıkmadı. COP31’de karbon yutak alanlarının korunması ve restorasyonu için daha somut adımlar bekleniyor .
BÖLÜM 2: GÜNLÜK EKOLOJİ RAPORU (23 Şubat 2026)
1. SON 24 SAATTEKİ GELİŞMELER
Yeni Politika Açıklamaları
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, COP31 hazırlıkları kapsamında evsel atık ayrıştırma programının uygulama detaylarını netleştiriyor. Programın önümüzdeki aylarda pilot illerde başlatılması bekleniyor .
Avustralya hükümeti, COP31 müzakerelerine liderlik edecek ekibin yapılanmasını tamamladı. Enerji ve İklim Değişikliği Bakanı Chris Bowen başkanlığında, Pasifik ada ülkeleriyle ortak bir liderler toplantısı düzenlenmesi planlanıyor .
Yeni İklim Davaları
Son 24 saatte uluslararası basına yansıyan yeni bir iklim davası bulunmuyor. Ancak COP30’da Uluslararası Adalet Divanı’nın devletlerin iklim değişikliği ile mücadeleden sorumlu olduğuna dair tavsiye görüşünü açıklaması, önümüzdeki dönemde yeni davaların önünü açabilir .
Uluslararası Kuruluşlardan Değerlendirmeler
Carbon Brief, COP31 hazırlıkları kapsamında müzakerelerin işleyişine dair analizler yayınlamaya devam ediyor .
İstanbul Politikalar Merkezi, “COP31’i Anlamak” webinar serisinin ilkini gerçekleştirdi. Seri önümüzdeki aylarda finansman, şeffaflık ve teknik müzakereler başlıklarıyla devam edecek .
Türkiye: 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarına devam ediyor. COP31 hazırlıkları kapsamında güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin artırılması hedefleniyor .
Avustralya: Yeşil hidrojen ve kritik mineraller konusunda Asya-Pasifik ülkeleriyle işbirliği fırsatları değerlendiriliyor .
Ekstrem Hava Olayları
Şubat ayı itibarıyla küresel çapta kayda değer ekstrem hava olayı raporu bulunmuyor. Ancak Akdeniz Havzası’nın iklim krizine karşı en kırılgan bölgeler arasında olduğu vurgulanıyor .
3. MEDYA ve SOSYAL MEDYA ANALİZİ
X’te Trend Olan COP31 Etiketleri
#COP31 – Genel etiket
#TürkiyeCOP31 – Türkiye ev sahipliğiyle ilgili paylaşımlar
#FosilYakıtlardanÇıkış – Fosil yakıt tartışmaları
#İklimAdaleti – Gelişmekte olan ülkelerin talepleri
Öne Çıkan İçerikler
Türkiye’nin evsel atık ayrıştırma programı, hem ulusal basında hem sosyal medyada geniş yankı buldu. Hürriyet gazetesinden Aysel Alp’in haberi, birçok platformda paylaşıldı .
Uluslararası Basında Yeni Eleştirel Makaleler
Australian Institute of International Affairs: “COP31: Australia’s Opportunity to Lead on Climate and Energy” başlıklı analiz, Avustralya’nın COP31’deki rolünü değerlendiriyor .
Sabancı Üniversitesi: “COP31’e Doğru: Müzakere Mekanizması, Paris’in 10 Yılı ve Şeffaflık Tartışmaları” başlıklı webinar raporu yayınlandı .
4. BİLİMSEL YAYINLAR
Yeni Yayınlar
Bugün itibarıyla COP31 temalı yeni bir akademik yayın bulunmamaktadır. Ancak aşağıdaki kurumların düzenli yayınları takip edilebilir:
Earth Negotiations Bulletin (IISD): Müzakerelerin günlük analizi
Carbon Brief: Politika analizleri ve güncellemeler
Third World Network: Gelişmekte olan ülkeler perspektifi
Yaklaşan Raporlar
Dr. Ruth Adler: “Financing Climate Justice: The Green Climate Fund in a Changing World” (Edward Elgar Publishing, Şubat 2026)
5. TÜRKİYE ÖZELİ
COP31 Hazırlıkları
Türkiye’nin COP31 ev sahipliği kapsamında attığı somut adımlar:
Evsel Atık Ayrıştırma Programı: Belediyeler, su abonelerine iki ayrı renkte çöp poşeti dağıtacak. Bir gün evsel atık, bir gün geri dönüştürülebilir atık toplanacak .
Sıfır Atık Projesi: 8 yılda 74.5 milyon ton atık geri kazanıldı, ekonomiye 256 milyar TL katkı sağlandı .
İklim Diplomasisi: Türkiye-Avustralya ortaklığıyla yenilikçi bir model geliştirildi. Türkiye ev sahibi ve dönem başkanı, Avustralya ise müzakere lideri olarak görev yapacak .
Sivil Toplum ve Akademi
İstanbul Politikalar Merkezi: “COP31’i Anlamak” webinar serisi başladı .
COP28: Kayıp-Zarar Fonu’nun kurulması, fosil yakıt ifadesinin ilk kez girmesi
COP31 potansiyeli: Türkiye’nin enerji ithalatçısı konumuyla daha tarafsız bir başkanlık yürütebilmesi, Sıfır Atık gibi somut başarı hikayesi
En Zayıf Yönler
COP30: Fosil yakıt ifadesinin metne girmemesi, finansmanın bağlayıcı olmaması
COP31 riski: Avustralya’nın fosil yakıt ihracatçısı konumuyla müzakerelere liderlik etmesi
BÖLÜM 4: ÖZET BULGULAR
COP31’in 3 Büyük Başarı Potansiyeli
Fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı yol haritası: COP30’da başarılamayan bu hedef, COP31’in en kritik sınavı.
Kayıp-Zarar Fonu’nun işlerlik kazanması: Teknik detayların tamamlanarak fonun faaliyete geçmesi.
Küresel Uyum Hedefi’nin tamamlanması: Uzun süredir müzakere edilen hedefin teknik ayrıntılarının sonuçlandırılması.
COP31’in 3 Büyük Risk/Başarısızlık Alanı
Avustralya faktörü: Dünyanın en büyük LNG ve kömür ihracatçısının müzakerelere liderlik etmesi, fosil yakıt lobisinin etkisini artırabilir .
Finansmanın bağlayıcılık sorunu: 1.3 trilyon dolar hedefinin nasıl sağlanacağına dair somut mekanizmalar oluşturulamazsa, taahhütler kağıt üzerinde kalabilir.
ABD’nin katılım eksikliği: ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi, küresel iklim liderliğinde boşluk yaratıyor .
Beklenen Ancak Gerçekleşmeyen 3 Madde (COP30)
Fosil yakıtlardan çıkış için zaman çizelgeli yol haritası
Kayıp-Zarar Fonu’nun teknik detaylarının tamamlanması
Adaptasyon finansmanının üç katına çıkarılması için bağlayıcı taahhüt
Günlük Ekoloji Raporunda Öne Çıkan 3 Trend
Türkiye’de atık yönetimi dönüşümü: Evsel atıkların kaynağında ayrıştırılması programı COP31 hazırlıklarının somut ayağını oluşturuyor .
Su güvenliği küresel gündemin üst sıralarına yükseliyor .
Şeffaflık tartışmaları müzakere süreçlerinin işleyişine dair eleştirileri güçlendiriyor .
Türkiye Açısından 3 Kritik Sonuç
İklim diplomasisinde oyun kurucu rol: COP31 ev sahipliği, Türkiye’nin küresel iklim politikasında belirleyici aktör konumuna yükselmesi için eşsiz fırsat .
Yeşil dönüşüm ivmesi: COP31 hazırlıkları, ulusal düzeyde somut çevre politikalarının hayata geçirilmesini hızlandırıyor .
Bu rapor; doğayı bir “kaynak” değil, bir “özne” olarak kabul eden ekosentrik bir perspektifle hazırlanmıştır.
1. 🐾 Antroposen Kıskacında İnsan-Dışı Canlılar
Gözden Kaçan Kayıplar: Uluslararası basın (The Guardian, Mongabay) 2026’nın ilk çeyreğinde biyoçeşitlilik kaybının “Altıncı Büyük Yok Oluş” evresinde kritik bir eşiği aştığını bildiriyor. Özellikle Akdeniz havzasında, deniz suyu sıcaklığının 28∘C üzerine çıkmasıyla Posidonia oceanica (deniz çayırları) yataklarının %30’u yok oldu. Bu, sadece bir bitki kaybı değil; binlerce deniz canlısının yuvasının ve Akdeniz’in akciğerlerinin iflasıdır.
COP31 Eleştirisi: Akademik veri tabanlarında (Nature Climate Change) yayımlanan yeni makaleler, COP31’in gündemindeki “Doğa Tabanlı Çözümler”in (NbS) aslında doğayı bir “karbon yutağı” olarak metalaştırdığını savunuyor. Zirve, bir ormanı “canlı bir ekosistem” olarak değil, sadece “karbon depolama kapasitesi” üzerinden değerlendirdiği için gerçek biyoçeşitlilik krizine çözüm üretemiyor.
2. 🌊 Akdeniz’in Sessiz Çığlığı: “Mavi Karbon”un Karanlık Yüzü
Diplomatik İllüzyon: COP31 hazırlıklarında “Mavi Karbon” (okyanusların karbon tutma kapasitesi) büyük bir başarı hikayesi gibi sunuluyor. Ancak yerel web portalları ve sivil toplum raporları (Akdeniz Koruma Derneği), kıyı dolgu projeleri ve “yeşil turizm” adı altındaki otel inşaatlarının, koruma altındaki türlerin (Akdeniz Foku, Caretta Caretta) üreme alanlarını fiziksel olarak yok ettiğini belgeliyor.
Çelişki: Zirve salonlarında “okyanusları koruma” nutukları atılırken, zirvenin yapılacağı Antalya ve çevresindeki rant odaklı projeler ekokırım suçlarını derinleştiriyor.
Hukuki Statü Eksikliği: Bluesky ve X üzerindeki hukukçu aktivist toplulukları, COP31’in “İnsan Hakları” eksenli kalmaya devam ettiğini, “Doğanın Hakları” (Rights of Nature) kavramını ise bağlayıcı metinlere almadığını vurguluyor. Nehirlerin, dağların ve hayvan türlerinin mahkemelerde temsil edilmediği bir sistemde, COP31 kararları sadece “insan konforunu” sürdürülebilir kılmaya odaklanıyor.
YouTube Belgesel Gündemi: Bağımsız kanallar, “COP31: Kimin İçin Çözüm?” başlığıyla, zirveden çıkacak kararların nesli tükenen türler için hiçbir anlam ifade etmeyeceğini anlatan derinlemesine video makaleler yayımlıyor.
4. 🏘️ Saha Raporu: Hayvan Hakları ve Ekoloji Mücadelesi
Yerel Direniş: Sivas Zara’daki maden sahalarında sadece bitki örtüsü değil, bölgeye özgü endemik böcek türleri ve kuş göç yolları da ağır darbe alıyor. COP31, bu mikro ölçekli ama yaşamsal yıkımları “büyük resim” uğruna feda ediyor.
Finansman Tartışmaları:Financial Times, COP31 öncesinde Türkiye’nin “Yeşil Finansman” çekme potansiyelini analiz eden bir rapor yayımladı. Analiz, Antalya’daki zirvenin yeni bir “İklim Bankası” kurulması için zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.
2. 🏛️ Akademik Veri Tabanları (ScienceDirect & Google Scholar)
Yeni Makale: “Akdeniz Havzasında Ekstrem Hava Olaylarının Ekonomik Projeksiyonu” başlıklı çalışma, 2026-2030 yılları arasında bölgedeki tarım kaybının %15 artabileceğini öngörüyor. COP31’de bu veriler “Gıda Güvenliği” oturumlarında kullanılacak.
3. 📸 Sosyal Medya ve Dijital Trendler (Instagram, X, YouTube)
Instagram Trendi: #BlueCarbon (Mavi Karbon) akımı başladı. Deniz çayırlarının ve kıyı ekosistemlerinin korunmasına yönelik hazırlanan Reels videoları, “Antalya Kıyıları” özelinde milyonlarca izlenmeye ulaştı.
YouTube Canlı Yayın: Bağımsız aktivistler, “COP31’e Doğru: Şeffaflık Nerede?” başlıklı bir tartışma serisi başlattı.
Akbelen ve Ötesi: Yerel çevre platformları, ormansızlaştırma projelerine karşı yeni bir “Ulusal Ekoloji Ağı” kurduklarını web siteleri üzerinden duyurdu. Bu ağ, COP31 sırasında yerel hakların sesi olmayı hedefliyor.
COP31 iklim zirvesine hazırlık sürecinde suyun metalaşması, ticarileşmesi ve sermaye birikim projelerine dahil edilmesini ele alan politik bir analizi içermektedir. Kolaylaştırıcılığını akademisyen Beyza Üstünün sunumunu Neşe Tuncer ile Caner Gökbayrak’ın yaptığı ve çeşitli ekoloji aktivistlerinin katıldığı tartışmada, Türkiye’deki su havzalarının sektörel planlama adı altında şirketlere devredilmesi ve ekolojik krizlerin politik kökenleri incelenmektedir. Muğla ve Bursa gibi bölgelerden somut örnekler verilerek, termik santraller, madencilik ve kaçak sanayileşmenin su varlıklarını nasıl yok ettiği ve halkın suya erişimini nasıl kısıtladığı vurgulanmaktadır. Kaynaklar, suyun bir ticaret nesnesi olmaktan çıkarılması gerektiğini savunurken, çevre örgütlerinin bu sürece karşı dayanışma mekanizmaları ve hukuki mücadelelerle nasıl hazırlandığını özetlemektedir. Sonuç olarak anlatı, iklim adaletini sağlamanın yalnızca teknik bir mesele değil, yaşam alanlarını savunan halklar ile sermaye odaklı politikalar arasındaki bir hak mücadelesi olduğunu ortaya koymaktadır.
Son 24 saatlik taramalar, Türkiye’nin COP31 (Antalya 2026) ev sahipliği sürecinde “İklim Diplomasisi” trafiğinin zirve yaptığını göstermektedir. İstanbul’da tamamlanan başlangıç toplantılarının ardından, Türkiye’nin ev sahibi ve dönem başkanı, Avustralya’nın ise “müzakere başkanı” olduğu hibrit modelin operasyonel detayları netleşmiştir. Ekoloji cephesinde, Fırat ve Dicle havzalarındaki kar erime hızının mevsim normallerinin %30 üzerine çıkması, “erken kuraklık” ve tarımsal su hakkı krizini tetikleyebilecek en kritik veri olarak öne çıkmaktadır. Hukuki alanda ise 7552 sayılı İklim Kanunu uyarınca 2026 yılı için uygulanacak yeni idari para cezaları ve karbon emisyon limitleri bugün itibarıyla sektörlerin ana gündem maddesi haline gelmiştir.
Yapılandırılmış Veri Bloğu
Başlık: Günlük Ekoloji Raporu – 21 Şubat 2026 Tematik İçerik:
COP31 Operasyonel Süreç: Zirve 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşecek. Türkiye, “İklim Diplomasisi Akademisi” aracılığıyla 100 ülkeden genç delegeleri sürece dahil etmeye başladı. Samed Ağırbaş, COP31 Yüksek Düzey Şampiyonu olarak sivil toplum koordinasyonunu devraldı.
Su Hakkı ve Hidro-Politika: 20 Şubat uydu verileri, Doğu Anadolu kar örtüsündeki hızlı çekilmeyi teyit etti. Hidropolitika Akademi ve sivil toplum kuruluşları, suyun kamusal bir hak olarak korunması ve sınır aşan sularda “su adaleti” kavramının COP31 nihai metnine girmesi için lobi faaliyetlerini artırdı.
İklim Kanunu ve Yasal Yaptırımlar: 2026 yılı başı itibarıyla yürürlüğe giren yeni ceza tarifeleri, sanayi tesisleri için emisyon raporlamasını zorunlu kılıyor. “Ekokırım” yasası tartışmaları, Antalya İklim Adaleti Forumu sonuç bildirgesiyle sosyal medyada (X/Bluesky) yeniden gündeme taşındı.
Enerji ve Dönüşüm: Türkiye, 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda IEA ile COP31 kapsamında teknoloji transferi ve yeşil finansman görüşmelerini hızlandırdı.
Rapor; resmi hükümet duyuruları, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) sekreteryasının açıklamaları ve bağımsız hukuk/ekoloji platformlarının verilerinin sentezidir. 21 Şubat verileri, teknik hazırlıkların (cezalar, eğitimler) tamamlandığını; ancak sahadaki su krizi ve toplumsal adalet taleplerinin zirveye giden yolda en büyük sınav olacağını göstermektedir.
Türkiye, Kasım 2026’da Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 için hazırlıklarını en üst düzeye çıkardı. 12-13 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleşen başlangıç toplantısı ile yol haritası netleşirken, yerelde sivil toplumun “İklim Adaleti” talepleri yükseliyor. Ege ve Akdeniz hattında madencilik baskısı ile orman varlığı arasındaki gerilim, haftanın en kritik gündem maddesi olmaya devam ediyor.
📍 1. Yerel İzleme: Akdeniz ve Ege Odaklı Saha Haberleri
Antalya İklim Adaleti Forumu: 19 Şubat’ta yayımlanan sonuç bildirgesiyle, COP31 öncesi sivil katılımı artırmak amacıyla bir sekreterya kuruldu. Bildirgede kıyı betonlaşması, su varlıklarının ticari kullanımı ve “Kent Hakkı” vurgusu yapıldı.
Muğla & Ege – Madencilik ve Orman Tahsisi: TBMM gündemine taşınan verilere göre, 2012’den bu yana 440 bin hektar (yaklaşık 600 bin futbol sahası) orman alanı enerji ve maden şirketlerine tahsis edildi. Ege bölgesinde madencilik süreçlerinin sadeleştirilmesi, yerel ekoloji örgütleri tarafından “denetim boşluğu” riski olarak eleştiriliyor.
Su Yönetiminde “Suda Sıfır Kayıp” Reformu: Akdeniz havzasındaki kuraklık riski nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026’yı su yönetiminde dönüm noktası ilan etti. Kapsamlı bir yasal reform süreciyle su verimliliği zorunlu hale getiriliyor.
🌐 2. Politika, Enerji ve Gıda Adaleti
COP31 Hazırlıkları: Bakan Murat Kurum başkanlığında Antalya EXPO alanında incelemeler yapıldı. Zirvenin 80 binden fazla ziyaretçi ağırlaması ve “Geleceğin COP’u” olarak anılması hedefleniyor.
Enerjide Dijital Devrim: Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelinde “Akıllı Sayaç” dönemine geçiliyor. Bu adım, enerji verimliliği ve tasarrufunu bireysellikten çıkarıp kamusal bir zorunluluğa dönüştürmeyi amaçlıyor.
Gıda Adaleti ve Şeffaflık: 2026 trendlerinde tüketicilerin %58’i ürünlerin tarladan sofraya hikayesini ve şeffaf üretim süreçlerini talep ediyor. İklim krizi nedeniyle düşen tarımsal üretim (buğdayda %13, kuru baklagillerde %29 düşüş) gıda güvencesini stratejik bir başlık haline getirdi.