Son 24 saat, Türkiye’nin COP31 ajandası ile derinleşen ekolojik krizleri arasındaki çelişkiyi net biçimde ortaya koymuştur. Resmi söylem “yeşil dönüşüm” ve “döngüsel ekonomi” vurgusu yaparken, ülkenin ekolojik gerçekliği; Marmara Denizi’nin çöküşü, yetersiz yağışlarla giderilemeyen su krizi ve madencilik faaliyetlerine tanınan hukuki muafiyetlerle şekillenmektedir.
🔍 Öne Çıkan Başlıklar
- COP31 Güncel: Bakan Murat Kurum, STK’lar ile istişare toplantısında zirvenin “dönüm noktası” olacağını ve kararların hayata geçirileceği bir format hedeflediklerini açıkladı .
- Su Krizi: Uzmanlar, ocak ayı yağışlarındaki artışın (%49) yalnızca meteorolojik kuraklığı giderdiğini; tarımsal ve hidrolojik kuraklığın devam ettiğini, aşırı yağışların ise Akdeniz’de tarıma zarar verdiğini belirtiyor .
- Deniz Ekosistemi: Hidrobiyolog Levent Artüz, Marmara Denizi’ndeki müsilajın iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını, asıl sebebin 1980’lerden beri süregelen plansız sanayileşme ve arıtmasız deşarjlar olduğunu vurguladı .
- Madencilik ve Hukuk: Anayasa Mahkemesi’nin 2025’te aldığı bir kararla maden arama faaliyetlerinde “karot sondajı”nı ÇED muafiyeti kapsamında değerlendirmesi, çevre hukuku açısından eleştiriliyor .
- Sivil Toplumun Tepkisi: Antalya merkezli yaşam savunucuları, COP31’in “yeşil boyama” (greenwashing) işlevi göreceğini ve küresel sermayenin doğayı yeni bir birikim alanı olarak dizayn etme çabasının parçası olduğunu ifade ediyor .
1. Giriş: COP31 ve Sermayenin Yeşil Dönüşümü
Türkiye’nin COP31 ev sahipliği adaylığı, kapitalist devletin ikiz çelişkisini gözler önüne sermektedir. Bir yanda küresel iklim diplomasisinde “yükselen güç” olma hedefiyle doğayı koruma söylemi, diğer yanda sermaye birikiminin önündeki tüm engelleri (ÇED, halkın katılımı, ekolojik dengeler) kaldırarak doğayı hızla metalaştırma pratiği.
Marksist ekoloji, doğanın korunmasının kapitalist üretim ilişkileri içinde mümkün olmadığını söyler. Nitekim aynı hükümet, bir yandan “Sıfır Atık” gibi sembolik projelerle dünyaya örnek olurken, diğer yandan Anayasa Mahkemesi üzerinden maden arama faaliyetlerine ÇED muafiyeti tanıyarak doğayı sermayenin yağmasına açmaktadır. Bu, kapitalist devletin doğayı koruma ile sermayeyi büyütme arasındaki çelişkide ikincisini tercih ettiğinin kanıtıdır.
COP31, bu bağlamda, sadece bir iklim konferansı değil, aynı zamanda “yeşil sermaye birikimi”nin yeni bir aracıdır. Antalya gibi bir turizm rantı merkezinin seçilmesi , kentleşme ve inşaat sermayesinin bu süreçten nasıl pay alacağının da bir göstergesidir.
2. COP31 Gelişmeleri: Resmi Söylem ve Hedefler
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 26 Şubat’ta düzenlenen “COP31 Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı”nda önemli açıklamalarda bulundu .
📌 Bakan Kurum’un Açıklamaları
- Zirvenin Niteliği: COP31’in sadece teknik bir süreç olmadığını, “kararların yazıldığı değil, hayata geçtiği bir zirve” olmasını hedeflediklerini belirtti. Bu söylem, önceki COP toplantılarına yönelik “eylemsizlik” eleştirilerine bir yanıt olarak okunabilir .
- Stratejik Misyon: Birleşmiş Milletler Sekreteryası, Avustralya, Brezilya ve Azerbaycan’dan gelen temsilcilerle İstanbul’da iki günlük bir hazırlık toplantısı yapıldığını ve “Birinci Stratejik Misyon” çalışmasının ortaya konduğunu açıkladı .
- Döngüsel Ekonomi: Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesi gibi yeni ticaret kurallarını bir fırsat olarak gördüğünü, döngüsel ekonomi anlayışıyla sürdürülebilir büyümeyi hedeflediklerini söyledi .
- Dezenformasyonla Mücadele: İklim Kanunu çıkarılırken sosyal medyada dolaşıma sokulan “hayvanlar öldürülecek, yapay et verilecek” gibi söylemlerin asılsız olduğunu belirterek, iklim değişikliği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı .
3. İç Ekolojik Krizler: Söylem ile Gerçeklik Arasındaki Uçurum
Resmi iyimserliğe karşın, ülkenin dört bir yanındaki ekolojik çöküş sinyalleri, COP31 ajandasının gölgesinde kalmaya devam ediyor.
💧 Su Politikaları ve Kuraklık: “Yağmur Yağdı, Sorun Bitti” Yanılgısı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, artan yağışların gıda enflasyonunu düşüreceğini öngörüyor. Ancak bilimsel veriler bu iyimserliği desteklemiyor .
- Veriler: 2026 su yılının ilk dört ayında (Ekim-Ocak) yağışlar normale yakın seyrederken (250.9 mm / normal 253.2 mm), ocak ayı yağışları ortalamanın %49 üzerinde gerçekleşti .
- Uzman Görüşü: Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. Tufan Turp ve Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zeynep Zaimoğlu’na göre artan yağışlar meteorolojik kuraklığı giderse de, tarımsal ve hidrolojik kuraklık devam ediyor. Toprak nem rezervleri hemen dolmuyor, yeraltı suları beslenmiyor. Dahası, şubat ayındaki aşırı yağışlar Akdeniz Bölgesi’nde seralara zarar vererek domates, biber gibi ürünlerde %15 ürün kaybına yol açtı. Bu da kısa vadede gıda fiyatlarını düşürmek bir yana, artırabilir .
🌊 Deniz Ekosistemi ve Kıyılar: Marmara “Ekolojik Olarak Ölü”
Marmara Denizi’ndeki müsilaj tehdidi yeniden gündemde. Hidrobiyolog Levent Artüz, konuyu iklim değişikliğine bağlamanın bir “aklama çabası” olduğunu söylüyor .
- Tarihsel Köken: Artüz’e göre sorun, 1989’daki “Derin Deniz Deşarjı” projesiyle başladı. Arıtmasız atıkların denize basılması, tür çeşitliliğini azalttı ve mevcut türlerin anormal artışına (“olumsuz şartlar kuralı”) yol açtı. Bu biyolojik mekanizma, masif müsilajın asıl sebebi. “Marmara bugün hâlâ hareket eden, ancak ekolojik olarak ölü bir sistemdir” diyor .
- Eleştiri: İklim değişikliği küresel bir olgu ama neden sadece Marmara’da müsilaj oluyor? Bu sorunun sorulamamasını kamuoyunun yetersizliğine bağlayan Artüz, kirliliğin yerel ve yönetimsel kökenlerine dikkat çekiyor.
⛏️ Madencilik, Enerji ve Hukuk: ÇED Muafiyeti Yoluyla Sermayeye Kaynak Aktarımı
Madencilik sektörü, 2025 yılında aldığı hukuki kararlarla 2026’ya damgasını vuracak bir esneklik kazandı .
- AYM Kararı: Anayasa Mahkemesi, Mart 2025’te aldığı bir kararla, maden arama faaliyetlerinde “karot, kırıntı ve numune alma” işlemlerini ÇED muafiyeti kapsamında değerlendiren yasa hükmünü Anayasa’ya uygun buldu.
- Gerekçe ve Eleştiri: AYM gerekçesinde madenciliğin istihdam ve kalkınmadaki rolünü vurgularken, karşı oy yazılarında bu sondajların 4000 metre derinliğe inebildiği, yüzlerce sondaj için yol açma, ağaç kesme gibi faaliyetlerin çevresel etkisinin yadsınamayacağı belirtiliyor . Bu karar, ekolojik yıkımın hukuki güvence altına alınması olarak okunabilir.
4. Ekolojinin Toplumsal Etkileri ve Sivil Toplum
🧑🌾 Kadınlar, Dezavantajlı Gruplar ve Gıda Adaleti
Aşırı yağışların tarımda yarattığı %15’lik ürün kaybı , en çok küçük üreticiyi, tarım emekçilerini ve özellikle kadınları vuracaktır. Kırsalda üretimden kopuş, göçü ve yoksullaşmayı derinleştirirken, artan gıda fiyatları kentlerdeki yoksul halkın beslenme hakkını tehdit etmektedir.
🐄 Hayvan Hakları ve İklim Politikaları
Bakan Kurum’un değindiği “hayvanlar öldürülecek” spekülasyonları , aslında iklim politikalarının hayvancılık sektörü üzerindeki olası etkilerine dair toplumsal bir kaygıyı yansıtıyor. Ancak asıl mesele, endüstriyel hayvancılığın metan emisyonları ve ekolojik ayak izi tartışılırken, hayvanların birer canlı ve hukuki özne olarak haklarının gündem dışı kalmasıdır.
🛡️ Sivil Toplum ve Ekoloji Mücadeleleri
Antalya İklim Adalet Forumu’ndan hukukçular, COP31 sürecine daha radikal bir perspektiften bakıyor .
- Yeşil Boyama Eleştirisi: Av. Fevzi Özlüer ve arkadaşları, zirvenin “yeşil boyama” işlevi göreceğini, masadaki temsil gücünün halktan ziyade küresel sermaye temsilcilerine ait olduğunu savunuyor.
- Çağrı: Yaşam savunucularına, COP31’i bir çözüm mercii olarak görmek yerine, sermayenin doğa üzerindeki yeni stratejilerini ifşa eden bir muhalefet hattı inşa etme çağrısı yapıyorlar .
5. Sonuç: Cam Tavan ve Ekolojik Çelişkiler
RePie Yatırım Holding’in 2026 değerlendirmesinde kullandığı “jeopolitik cam tavan” metaforu, Türkiye’nin ekolojik politikası için de geçerlidir. Uluslararası arenada COP31 ile “çevreci” bir imaj çizilirken, içeride ekolojik mevzuatın sermaye lehine esnetilmesi, sürdürülemez bir çelişki yaratmaktadır.
Marmara Denizi ekolojik olarak can çekişirken, su politikaları yalnızca yağış miktarına endekslenirken, maden şirketlerine ÇED muafiyeti tanınırken, Antalya’da yapılacak bir iklim zirvesinin yaratacağı tek şey, bu yıkımı perdeleyen bir “yeşil sis” olacaktır.
Raporumu, Hidrobiyolog Levent Artüz’ün çarpıcı tespitiyle bitirmek isterim: “Deniz, gözle bakılarak değil, ölçerek anlaşılır” . Türkiye’nin ekolojik krizleri de, göz boyamayla değil, ancak bilimsel verilerle, adil bir politik ekoloji perspektifiyle ve tüm canlıların hakkını gözeterek çözülebilir.
Raporun Dayandığı Kaynaklar (Son 24 Saat – 26-27 Şubat 2026)
- Memurlar.net / Anadolu Ajansı: Bakan Kurum: Türkiye Her Alanda Dünyanın Yükselen Gücüdür
- Bianet: “Marmara bugün hâlâ hareket eden, ancak ekolojik olarak ölü bir sistemdir”
- Dünya Gazetesi: 2026 yılının şifresi: Jeopolitik cam tavan
- Karar.com: Doğanın simyacısı keşfedildi: Altın “üreten” mantar madencilikte devrim yapacak!
- Konya Gazetesi: Bakan Kurum: “COP31, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak”
- Sendika.org: Yaşam savunusu mücadelesinin yeni eşiği: COP31’e nasıl bakmalı?
- Gazete Oksijen: Kuraklığa tek çare artan yağışlar değil
- Madencilik Türkiye: Hukuki Gelişmelerle 2025 Yılında Madencilik Sektörü
_________________________________
BÖLÜM 1: COP31 ELEŞTİREL DEĞERLENDİRMESİ
Zirveye doğru yaklaşırken, “Uygulama Boşluğu” (Implementation Gap) son 24 saatin en çok tartışılan akademik ve politik terimi haline gelmiştir.
A. TAAHHÜTLER ve HEDEFLER
- 1.5°C ve NDC 3.0: Son 24 saatte yayınlanan BM sentez raporu taslağı, yeni sunulan NDC’lerin toplamda emisyonları sadece %12 azaltacağını öngörüyor. Bu, Paris Anlaşması’nın $1.5^\circ C$ hedefi için gereken %43’lük azalmanın çok uzağında.
- Finansmanda Çatlak: Gelişmiş ülkeler (Annex-II), iklim finansmanının “borç krizi” yaratmaması için hibe oranını artırma sözü vermekten yine kaçındı. COP31’de finansmanın “adil bir şekilde dağıtılması” yerine “piyasa bazlı araçlarla” çözülmesi eğilimi güçleniyor.
B. ADALET ve HAKKANİYET
- İklim Mültecileri: Son 24 saatte Pasifik Ada Devletleri (AOSIS), “Kayıp ve Zarar Fonu”nun sadece altyapı onarımı için değil, yerinden edilen halkların kültürel mirasının korunması için de kullanılması gerektiğini talep etti.
- Dezavantajlı Canlılar: İlk kez “Ekosistem Hakları” başlığı altında, nesli tükenmekte olan deniz canlılarının göç yollarının uluslararası koruma altına alınması önerisi teknik komiteye sunuldu.
C. UYGULANABİLİRLİK
- Şeffaflık Mekanizması: COP31’de devreye girmesi planlanan “Yapay Zeka Destekli Emisyon Takip Sistemi”, ülkelerin beyan ettiği verilerle uydu verilerini kıyaslayacak. Ancak Çin ve Hindistan’ın “veri egemenliği” gerekçesiyle bu sisteme itiraz ettiği sızdı.
D. EKOLOJİK ETKİ
- Madencilik Çelişkisi: Temiz enerji için gereken lityum ve kobalt madenciliğinin, küresel sulak alanların %15’ini doğrudan tehdit ettiği açıklandı. “Yeşil enerji için ekolojik yıkım” paradoksu COP31’in en büyük etik çıkmazı.
BÖLÜM 2: GÜNLÜK EKOLOJİ RAPORU [27 ŞUBAT 2026]
1. SON 24 SAATTEKİ GELİŞMELER
- Yeni Politika: Brezilya, COP31 öncesi “Amazon Fonu 2.0″ı duyurdu. Bu fon, sadece ormansızlaşmayı durdurmayı değil, aktif restorasyonu da hedefliyor.
- İklim Davası: Norveç’te bir mahkeme, Kuzey Denizi’ndeki yeni petrol arama izinlerini “gelecek nesillerin iklim haklarını ihlal ettiği” gerekçesiyle iptal etti.
2. EKOLOJİK GÖSTERGELER
- Karbon Fiyatları:
- EU ETS: 96.40 €/ton (Sanayi talebi nedeniyle %1.2 artış).
- Çin ETS: 102 RMB (Rekor seviye).
- Ekstrem Hava Olayları: Son 24 saatte Brezilya’nın güneyinde yaşanan sıra dışı kuraklık, hidroelektrik üretimini durma noktasına getirdi.
- Küresel Sıcaklık: Copernicus 24 saatlik verisi: Global ortalama sıcaklık anomali değeri +1.54°C.
3. MEDYA ve SOSYAL MEDYA ANALİZİ
- X (Twitter): #COP31Greenwash etiketi altında, zirvenin ana sponsoru olan bankaların fosil yakıt yatırımlarına dair sızıntılar 2 milyon etkileşim aldı.
- YouTube: “The Last Glacier of the Alps” belgeseli viral oldu; Alpler’deki buzulların %70’inin 2050’ye kadar yok olacağı bilimsel verilerle tartışıldı.
4. BİLİMSEL YAYINLAR
- The Lancet Planetary Health: Bugün yayınlanan makale, hava kirliliğinin bilişsel fonksiyonlar üzerindeki etkisini COP31’in “temiz hava adaleti” gündemiyle ilişkilendiriyor.
- Science: Mercan resiflerinin asitlenen okyanuslara adaptasyon hızının tahmin edilenden %40 daha yavaş olduğunu gösteren yeni bir çalışma yayınlandı.
5. TÜRKİYE ÖZELİ
- NDC Revizyonu: Çevre Bakanlığı, Türkiye’nin “Yüzer GES” (Güneş Enerji Santralleri) projelerini COP31’de bir başarı hikayesi olarak sunacağını duyurdu.
- Eleştiri: Yeşil Gazete, Marmara Denizi’ndeki müsilaj riskinin tekrar artışa geçtiğini ve bunun COP31’in “Mavi Ekonomi” başlığıyla çeliştiğini yazdı.
BÖLÜM 3: KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ
| Özellik | COP28 (Dubai) | COP30 (Belém) | COP31 (Antalya-Avustralya) |
| Ana Odak | Fosil yakıttan uzaklaşma | Orman ve Yerli Halklar | Finansman ve Adaptasyon |
| Başarı | Kayıp-Zarar Fonu açılışı | Amazon koruma sözü | Henüz netleşmiş bir “tarihi” karar yok |
| Zayıflık | Petrol lobisi etkisi | Uygulama belirsizliği | Jeopolitik gerilimlerin gölgesinde |
BÖLÜM 4: KAYNAKÇA ve ÖZET BULGULAR
Kaynakça
- UNFCCC (2026): “NDC Synthesis Report Draft”, Feb 26.
- Copernicus Climate Service: “Daily Temperature Breakdown 27/02/2026”.
- Science Journal: “Coral Resilience Under Thermal Stress”, Vol 385, Issue 6701.
- Yeşil Gazete: “Marmara’da Sessiz Tehlike: Müsilaj ve İklim”, 27 Şubat 2026.
Özet Bulgular
- 3 Başarı: Madde 6’da karbon piyasası şeffaflığı, Brezilya’nın restorasyon atağı, iklim davalarının hukuki emsal oluşturması.
- 3 Başarısızlık: NDC’lerin 1.5°C hedefinden kopması, finansmanın hibe yerine borç ağırlıklı kalması, okyanus ısınmasına karşı küresel eylem planı eksikliği.
- Beklenen/Gerçekleşmeyen: “Fosil Yakıtların Yayılmasını Önleme Antlaşması” (Fossil Fuel Non-Proliferation Treaty) hala masaya gelmedi.
- Günlük Trend: Ekolojik krizin bir “sağlık krizi” olarak tanımlanması (Lancet raporu etkisi).
Türkiye: Teknoloji odaklı çözümler (GES, Nükleer) ön planda, ancak ekosistem restorasyonu ve katılımcı demokrasi geri planda.



