Perşembe, Haziran 20, 2024
Google search engine

Mersin NKP 25 Aralık 2022 Çalıştay Sunumu

Merhaba Dostlar!

Değerli Katılımcılar, Sözlerime başlamadan önce, Çalıştay Yürütme Kuruluna; şahsım, üyesi ve aktivisti olmaktan onur duyduğum Sinop Nükleer Karşıtı Platform adına teşekkür ediyorum.

Sinop tarihte “Deniz üstünde yüzen kent” olarak anılır.

Deniz üstünde yüzen kentin sahipleri adına da sizleri selamlıyorum.

Konu başlığımız; “ NEDEN NÜKLEER OLAMAZ” yada NEDEN NÜKLEER SANTRAL YAPILMAMALI.!

Nükleer, bir enerji sorunu değildir. Kapitalistlerin dayattığı bir araçtır. Evet, “Ekolojik yaşama katkısı olmadığı için, Canlı yaşamına zarar verdiği için yapılmamalıdır” diyerek tek cümle içinde anlatabiliriz. Ama onlar, sermaye sahipleri olan kapitalistler bunu anlamazlar. “Yeşil” deyince onların aklına sadece “Doların yeşili” geliyor. Bu nedenle onlara anlayabilecekleri dilden söyleyip anlatmak gerekiyor.

Mesela kendilerinin parayla hazırlattıkları ÇED Raporlarından, ücretlerini bizlerin ödediği Bilirkiş Raporlarından ve Emperyal güçlerin zorlandıkları zamanlarda başvurdukları savaşlardan alıntılar yaparak açıklamaya çalışalım.

Karadenizin karşı kıyısında 24 Şubat 2022 de Rusya ile Ukrayna arasında başlayan kirli bir savaş halen sürüyor. Savaşın yıkıcı etkilerini, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal harekâtıyla bir kez daha yaşadık/yaşamaya devam ediyoruz.

Rusya savaşın ilk gününde 1986 yılında yaşanan Çernobil faciası nedeniyle çalışmayan Çernobil Nükleer Santrali sahasını, savaşın 9. gününde de Avrupa’nın en büyük Nükleer santrallerinden sayılan ve 6 Reaktörü bulunan Zaporijya Nükleer Santralini işgal etti. Savaşın tarihsel ve güncel olarak yarattığı acıları insanlığın barış umudunun kolektif havuzuna görmeye devam ediyoruz. 2. Dünya Savaşı’nda Hitler’e karşı inşa edilen sığınaklarda şimdi yaşam mücadelesi veren çocukların çığlıklarını duyduk/duyuyoruz. Savaşın tarafları ise açık bir şekilde insanlığı ve gezegeni çok daha ağır yıkımlara yol açacak nükleer savaşla tehdit ediyor. Ortadoğu’daki cihatçı çeteler, şimdi de Avrupa’da savaşı bahane ederek katliamlar gerçekleştirmeye devam ediyorlar. AB, ABD ve Çin başta olmak üzere dünyanın bütün ülkeleri doğrudan veya dolaylı bir biçimde bu savaşın içinde. Çatışma Ukrayna’nın topraklarında cereyan ediyor olsa da küresel ölçekte bir savaş durumu izliyoruz.

Savaş, geride binlerce ölü ve yüzbinlerce yaralı bırakarak devam ettiğini biliyoruz. Milyonlarca insan yerlerinden edilip komşu ülkelere kaçmak zorunda bırakıldı. Yıkılan kentler ve yok edilen yaşam alanlarının bilançosu giderek büyüyor. Savaşan iki ülke gibi görünse de dünyanın bütün ülkelerinde savaşa ve silaha bütçeden ayrılan paylar arttırılıyor. Halklar, artan enerji ve gıda fiyatları nedeniyle en temel insani ihtiyaçlarından mahrum kalarak savaşın faturasını ödüyor.

Savaşın sadece sonuçları değil, nedenleri ve cereyan etme biçimlerinin de önemli Ekolojik boyutları var. Her şeyden önce petrol ve doğalgaz arzı, fosil yakıtların lojistik hatları, pandeminin de etkisiyle artan yeni güzergâh ve teknoloji arayışlarına baktığımızda bile; Ukrayna topraklarında devam eden savaş aynı zamanda bir enerji ve gıda savaşıdır. Nitekim ilk günden itibaren şehirlere sevk edilen silahlar ve atılan füzelerle birlikte enerji sevkiyatı ve tedarik zinciri ile gıda ambargosu, bu savaşta kullanılan en etkili silahlar olmaya devam ediyor. Nükleer savaş olasılığı ilk defa bu kadar açık ve yakın bir tehlike olarak kaşımızda duruyor. Dünya, otoriter liderlerin anlık hırslarına bırakılmış bir nükleer savaş tehlikesiyle her an karşı karşıyadır. Nitekim Putin Nükleer silah kullanabileceğini söyleyerek dünyayı da tehdit etmekten geri durmadı.

Türkiye, savaşın Ekolojik izdüşümlerinin en somut görünür olduğu ülkelerden biri. Rusya’nın müdahalesinin ilk anında Akkuyu ve Sinop nükleer santralleri savaş denklemi içinde konuşulmaya başlandı. Ekoloji mücadelesinin temel gündemleri içinde yer alan bu konu, savaşa karşı verilecek mücadeleler içinde de Ekoloji hareketine önemli görevler yüklüyor. Savaşın kalıcılaştığı bu günlerde barışın sembolü olan zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılması da işin ayrı bir yönünü ifade ediyor. Bütün bunlar, Ekoloji alanında da tutarlı bir enternasyonalist duruşunun önemini bize hatırlatıyor.

Hatırlayalım arkadaşlar, Rusya savaşın ilk günlerinde işgal ettiği Çernobil NS ve ZAPORJİYA Nükleer Santralini Rusya devlet şirketi olan Rosatom’un yaptığını biliyoruz. Akkuyu NGS aynı şirket yapıyor. Sinop NGS’yi de Recep Tayyip Erdoğan tarafından Putin’e son iki ay içerisinde altın tepside sunmaya çalışıyor. Mersin’de, Astana’da ve son olarak da 19 Ekim 2022 tarihinde ise artık malumun ilanı gerçekleşti ve Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, Türkiyeli iş insanları ile Sinop’ta nükleer güç santrali inşa edilmesine yönelik müzakerelere başladıklarını açıkladı. Enerji Bakanlığı yetkilleri Soçi’de dahada ileri giderek Türkiye’ye 4-8 reaktörün yetmeyeceğini, raktör sayısını 16-20 lere çıkartmaları gerektiğini açıklarken, diğer yandan Sinop’ta nükleer santral yapma kararları çıkartıp, Uluslar arası görüşmelerle Rusya’yla, Çin’le, Kore ile planladıkları santralların yanında  ABD Nükleer enerji danışmanı Nükleer reaktör için Türkiye’de uygun alanlar olduğunu ve Türkiye’nin  kendilerinden talebi doğrultusunda 35 adet modüler nükleer santral (MNS) yollayabileceklerini duyurmaktadır. Yani Akkuyu ve Sinop dışında başka bölgelerimizi de Nükleer santral yapılması için işaret ediyorlar. Bu durum daha fazla nükleer atık üretimi anlamına gelen MNS’lar; meraların, doğal alanların,nükleer atık sahasına dönüşümü, mnükleer atık üzerinden plütonyum elde etme süreçlerinin desteklenmesi, uygulamaya sokulması, Uluslararsı Nükleer silahsızlanma anlaşmalarının hükümsüz kılınması anlamını taşıyor. Siyasi iktidar tarafından tüm canlı sisteminin yokoluşu pahasına Türkiye Halkları adına Uluslar arası tavizler verilmeye çalışılıyor.

Ülkemizin İçinde bulunduğu konumda Nükleer santrallara ihtiyaç olmadığını yüksek sesle dillendiriyoruz. Aslında yapılmak istenenin  emperyalist- kapitalist sistem ve küreselleşme politikaları sonucu oluşturulan hegemonyaya, biat ve bir tür sermaye evliliği olduğunu söyleyebiliriz.

Çernobil deyince;  Yağmurdan korkmak gibi bir şey geliyor aklıma! Bu bir akıl oyunu değil, insani bir duygudur korkmak! En azından ben böyle düşünüyorum.

Neden Nükleer Santral yapılamalıdır konusunu egemenlerin kendilerinin hazırladıkları ÇED Raporlarından birkaç başlık işaretleyerek açıklamaya çalışalım. Aslında Sinop NGS ÇED raporunda bilirkişler kendilerine 23 başlık altında sorulan ve toplamda 275 alt başlıkla; Sinop’ta neden Nükleer santral yapılmamasını anlattıkları konu başlıklarından birkaçtanesini sizlerle paylaşmak isterim;

Çevreye olan etkileri, Canlı yaşamında Güvenlik ve Ekonomik nedenler sarmalını birlikte değerlendirelim.

Bu konular sadece Akkuyu ve Sinop’u değil dünyayı ilgilendiriyor. Çevresel etki deyince insanlar nükleer santral patlaması zannediyor. Oysa nükleer santraller çalışırken de çok büyük tehdit kaynaklarıdır. Sinop’u örnek alırsak Sinop’a yapılacak olan, o resimlerde gördüğümüz dev kuleli, dev bacalı bir nükleer santral değildir yapılmak istenen.

Akkuyu ve Sinop’a yapılacak model üzerinden anlatmak gerekirse; Bu santrallar su soğutmalı bir nükleer santral. Deniz suyu ile soğutulacak ve Sinop’ta kullanılacak suyu ifade etmem gerekirse: İstanbul gibi metropol kentin yaklaşık 9.5 günlük suyunu Sinop NGS bir günde denizden alacak ve tekrar denize verecek. Veya 230 bin nüfuslu (İlçeleri ve Köyleri dâhil) Sinop ilinin, içme, sulama ve kullanma suyu dâhil, yaklaşık 2,5 yılda kullanacağı suyu 1 günde deniz ortamından alacak ve geri verecek. Bu suyu deniz ortamından alırken, suyu seyreltilmiş bir şekilde klorlayacaklar. 38 derecedeki bu su aynı şekilde deniz ortamına geri bırakılacak. Kendi raporlarında belirttiklerine göre deniz suyunu 2-5 derece arasında ısıtacaklarını ifade ediyorlar

Sinop NGS’nin yapılması halinde; Kullanma suyu ve Atık suları; İnşaat Aşaması ve İşletme Aşaması olarak iki ayrı kısımda değerlendirilmiştir.

Sinop NGS Bilirkişi Kurulu Raporunun 10.6.1. Su Konusu ( sayfa 75-76-80-81)

Tablo 1. Sinop NGS İnşaat Aşamasında Su İhtiyacı ve Temin Edileceği Kaynaklar;

Kullanım Durumu                                            Miktar ( m3/gün)                Temin Edildiği Kaynak            

Personel kullanımı                                                         2030                             Erfelek Barajı

Personel İçme Suyu ( Damacana Su)                                 30                             Piyasa

Kazı Malzemesi geçici depolaması toz kontrolü         3346                             Erfelek Barajı 

Hazır Beton tesislerinde su kullanımı                          2506                             Erfelek Barajı 

İnşaat araçlarının yıkanması                                          186,5                          Erfelek Barajı 

Kırma eleme tesislerinde toz kontrolü                             19                             Erfelek Barajı 

Erfelek Barajında alınacak toplam su miktarı            8087,5                         Erfelek Barajı

Nükleer ünitelerin testleri (Desalinizasyon)                 3000                             Karadeniz Suyu 

Olarak belirlenmiş….

Sinop NGS’de kullanılacak su ve atık sularının mukayesesi;

Bu konu İnşaat Aşaması ve İşletme Aşaması olmak üzere iki ayrı başlıkta değerlendirilmiştir.

İNŞAAT AŞAMASI ( 2021-2031/ 10 yıl süre için)

Erfelek Barajında %100 doluluk durumunda toplamda 54.000m3/gün su üretilebilecektir. Barajdan 140 lt/sn su tahsisi ile Sinop NGS için 12.096 m3/gün tahsisat olduğu ifade edilmektedir. Yine aynı barajdan Sinop İli Merkez ilçe ve Köyleri için 584 lt/sn ( 50.457,6 m3/gün) su çekileceği de ifade edilmektedir. Bu barajdan Gerze ilçesi içinde su alınacağı bilinmektedir. Gerze ilçesine su verilmese dahi;

Sinop /Merkez İlçe ve Köyleri için  : 50.457,6 m3/gün

Sinop NGS için  hesaplanan miktar:   8.087,5 m3/gün 

Toplam                                               : 58.545,1 m3/gün     Fark: 4.545,1 m3/gün dür.

Sinop NGS için tahsis edilen miktarda su çekildiğinde ise; 

50.457,6 m3/gün+ 12,096 m3/gün=  62.553,6  m3/gün   Fark: 8.553,6 m3/gün

Su gerekmektedir ki, çevrede talep edilen suyu temin edilebilecek göl yada nehir bulunmamaktadır.  

1)  Baraj Suyu           Talep edilen su                2)  Baraj Suyu             Talep edilen su         

     54.000 m3/gün <  58.545,1 m3/gün                    54.000 m3/gün  <   62.553,6 m3/gün

Yukarıdaki iki basit bir hesapla su sorunu ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Karadeniz’den de 3000 m3/gün Membran (Desalinizasyon) yöntemiyle arıtılarak alınacağı, çıkan atık sularında evsel atık sularıyla birlikte biyolojik arıtmaya tabii tutulacağı belirtilmektedir.

Erfelek barajının suyunun yetmediği açıkça ortadadır. Çevrede başkada tatlı su kaynağı da yoktur. Diğer bir deyişle Sinop’ta su yoktur.

İhtiyaç duyulan ve bu kadar büyük miktarda suyun tankerlerle taşınması pek mümkün görülmemektedir. Ve bu konuda ÇED raporunda da bir bilgi yoktur. Böylesi bir bilgiye de yer verilmemiştir.

İŞLETME AŞAMASI

İşletme aşamasında Erfelek Barajından su alınmayacağı belirtilmektedir.

  1. 2000 personel için kullanma suyu 290 m3/gün deniz suyundan elde edileceği belirtilmektedir.
  • Endüstriyel su:
  • Deniz ortamında 16.258 m3/gün kullanılacağı belirtilmektedir. Bu su Membran (Desalinizasyon) yöntemi ile temin edilecektir.

      Desaline edilen sudan 1437m3/gün Demineralize edilecek (saf su haline getirilecek)ve

      buhar üretiminde kullanılacaktır.

  • Deniz ortamından çekilen 16.258 m3/gün suyun 7.189 ton/gün kısmı ise klorlu su üretimi için kullanılacaktır. Bu su soğutma suyuna katılacağı ve yoğunlaşma ve biyolojik birikimin engelleneceği ifade edilmektedir.
  • Soğutma suyundaki bu klorlu su Denize deşarj edilecektir.
  • Kısaca özetlemek gerekirse; Denizden Oksijenli su (Canlı su) alınacak, ölü ve sıcak su denize deşarj edilecektir. Deşarj edilecek suyun miktarı raporda da görüleceği üzere;

Ünite başına saniyede;                 81 m3/saniye

Ünite başına saatte    ;         291.600 m3/saat

Ünite başına günde    ;      6.998.400 m3/gün

4 Ünite için günde      ;    27.993.600 m3/gün

4 Ünite için 1Ayda     ;  839.808.000 m3/ay

4 Ünite için 1 Yılda; 10.077.696.000 m3/yıl (Onmilyar Yetmişyedimilyon altıyüzdoksanaltıbin m3) su denizden çekilip gerekli soğutma yapıldıktan sonra tekrar denize deşarj edilecektir.

  • Bu miktar İstanbul gibi metropol bir il için 9,5 günlük sudur.
  • Sinop İli İçin 2,5 yıllık sudur.
  • Veya (2) iki Kızılırmak debisi büyüklüğünde bir sudur.

Sinop NGS’nin tükettiği suyu Türkiye’nin Mega Kenti İstanbul ile de karşılaştırırsak;

Kişi başına tüketilen toplam su miktarı; 189 lt/gün dir.

İstanbul’un Günlük Su Tüketimi;     2.933.280 m3/gün

İstanbul’un Aylık Su Tüketimi;       87.998.400 m3/ay

İstanbul’un Yıllık Su Tüketimi;  1.055.980.800 m3/yıl dır.

İSTANBUL’DA 9,5 GÜNDE TÜKETİLEN KULLANMA VEİÇME SUYUNU Sinop NGS (1) BİR GÜNDE TÜKETİP KİRLETTİKTEN SONRA TEKRAR KARADENİZE DEŞARJ EDECEKTİR.

Bu kullanılacak suyu NGS nin yapılacağı Sinop’ta tüketilen içme ve kullanma suyu ile mukayese edersek;

2019 yılı verilerine göre Sinop’ta;

Kişi başına tüketilen toplam su miktarı; 240 lt/gün dir.

Sinop İli ve İlçelerinde yıllık su tüketimi; 11.300.000 m3/yıldır.

SİNOP İLİ VE İLÇELERİNDE 2,5 YILDA TÜKETİLENKULLANMA VE İÇME SUYUNU Sinop NGS (1) BİR GÜNDE TÜKETİP KİRLETTİKTEN SONRA TEKRAR KARADENİZE DEŞARJ EDECEKTİR.

Bir başka Hesaplamayı da Türkiye’nin büyük nehirlerinden olan Kızılırmak ile yapalım;

Kızılırmak nehrinin yıllık ortalama debisi; 184 m3/saniye dir.

Sinop NGS’nin yıllık ortalama debisi ise;    324 m3/saniye dir.

BU DURUMDA Sinop NGS; 324 m3/s : 184 m3/s = 1,76  YANİ YAKLAŞIK OLARAK 2 KIZILIRMAK DEBİSİ BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR SUYU GÜN İÇERİSİNDE KARADENİZ’den ÇEKEREK, SOĞUTMA İŞLEMİ ESNASINDA KİRLETEREK YİNE KARADENİZE DEŞARJ EDECEKTİR.

Bu konu; bir ÇED raporundaki 3-5 sayfa ile geçiştirilecek bir konu değildir. Amerikalılar bile San Francisco körfezindeki su soğutmalı santrallerde yıllardır Nükleer santralların denize olan etkileri ile ilgili modelleme çalışma verisi elde edemezken, Sinop NGS Bilirkişi Kurulu hazırladıkları raporlarında ısınmış ve klorlanmış suyun Deniz canlılarına bir zararının olmayacağı, sadece suyun biraz daha ısınacağı ve sanki kış aylarında deniz canlılarının bu sıcaktan istifade edip üşümeyeceği gibi bir anlam ifade  etmektedirler.

Hâlbuki bu su oksijensiz, klorlu ve sıcak bir sudur. Ekosisteme uygun değildir. Diğer bir deyişle ölü sudur.

Özetlemek gerekirse Sinop’ta Sinop NGS için tahsis edilebilecek su yoktur. Bu konu yukarıda anlattığım hesaplarla da ortaya konulmuş olup; Erfelek Barajı ve Çevredeki Su Potansiyeli ancak Sinop ve köyleri için Yeterlidir.  

Enerji alanında nükleer santraller; zaten bağımlı olduğumuz Rusya’ya bizi daha bağımlı hale getirecektir. Akkuyu ve Sinop NGS ekonomik maliyetleri projelerde 20+20 milyar $ olarak belirlenmiştir. Ve ekonomik olmadığını ifade ediyoruz.

Hiçbir enerji türü canlılardan ve doğadan daha önemli değildir. İnsanlığın ve doğanın güvenliği ve geleceği emperyal bir ülkenin inisiyatifine terk edilemeyeceği unutulmamalıdır.

Nükleer Karşıtı Platform ( SinopNKP) Bileşenleri olarak, emperyalist emeller peşinde, ekonomik çıkarlar uğruna, büyük devlet iddialarını kanıtlamak hevesiyle korkunç bir savaşın sahnelendiği günümüzde, kamuoyunun giderek artan endişesine rağmen enerji ihtiyacı ve milli güvenlik bahanesiyle Ekosistemin ve canlıların hayatlarının bir hiç uğruna feda edilmesini kabul etmiyoruz.

Siyasi iktidarın, “Nükleer santrallerde risk yoktur. Nükleer santraller çevre dostu, temiz enerji aracıdır” şeklindeki teknik ve mantık dışı açıklamalarına artık bir son vererek gerçeği kabullenmesini ve Akkuyu NGS inşaatını derhal durdurmasını talep ediyoruz!

Akkuyu NGS’de meydana gelen zemin çatlakları, son dönemde Ecemiş deprem fay hattına çok yakın bir mesafede yer alan santral bölgesinde ardı ardına kuvvetli şekilde hissedilen depremler ve bu depremler sonucu oluşması mümkün tsunaminin Fukuşima Nükleer Santral kazasında yaşanan sorunların Akkuyu ve Sinop için tekrar olabileceğini hatırlatıyoruz.

Henüz vakit varken, facia getirecek nükleer hevesinden bir an önce vazgeçilmesinin demokratik, sosyal devlet anlayışı ve vicdani bir sorumluluk olduğunun altını çiziyoruz. Nükleer santrallerin sadece o bölge canlıları için değil, tüm dünyada yıllarca geri döndürülemez bir tahribata neden olacağı bilinciyle bir kez daha siyasi iktidarı, tarihi bir sorumlulukla nükleer santral yapımına son vermeleri ve tarihin çöp sepetine atmaları için buradan çağı yapıyoruz.

Mücadele sürecinde; önce Dünyada başka nükleer kazalarında yaşandığını öğreniyoruz! Three Mile İsland (Üç Mil Adası), Çernobil ve sonrasında Fukuşima felaketleri; aslında biz bu kazalarda bir nükleer felaketlerin sözlü ve görsel tarihini okuyoruz!

Ekoloji Politik olarak biz; Herşeyden önce toplumun ekolojik bir temelde yeniden inşaa edilmesi için talepte bulunuyoruz.!

Bu nedenledir ki Türkiye’nin hiçbir yerinde nükleer santral yapılmamalıdır.

Son söz: Cennetin içinde Cehennemi kurdurtmayacağız.

*NÜKLEERE İNAT YAŞASIN HAYAT!

*KURTULUŞ YOK TEKBAŞINA YA HEP BERABER YADA HİÇBİRİMİZ!

                                                                                                                                   Zeki KARATAŞ
Sinop NKP Yürütme Kurulu Üyesi
Ekoloji Politik Çalışma Grubu Üyesi

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Eklenenler