Pazartesi, Mart 4, 2024
Google search engine

Mevlüt Oruç’un Evvel Temmuz Yazısı…

Mevlüt Oruç 23. Evvel Temmuz Festivali ile ilgili kaleme aldığı yazısını gazetemiz aracılığı ile okurları ile paylaştı. Oruç yazısının içeriğinde Evvel Temmuz’un detaylarına, tarihine, geçmiş ve geleceğine dair aşağıdaki ifadelere yer verdi.

23. Evvel Temmuz Festivali: Depremin ilk gününden itibaren; “Ma Rıhna Nıhna Hon” (Biz gitmedik buradayız) diyerek, toplumsal yaşamı yeniden örmek için emek harcayanların organizasyonudur. Evvel Temmuz Festivali; 6000 yıldan beri kutlana gelen, doğanın yeniden diriliş bayramı olan Evvel Temmuz bayramının üzerine inşa edilmiştir. Bu yıl deprem bölgesinde organize edilen ve depremzedelere adanan festival; kentimizi yıkıntılarından yeniden diriltme ve toplumsal yeniden inşa sürecine mütevazı bir katkıdır. “Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği” ve “Samandağ Kalkındırma Derneği’nin” düzenlediği festival etkinlikleri Samandağ, Defne, Antakya, Arsuz ilçelerimizde, başta Adana ve Mersin ve bütün ülkemize yayılmaktadır. Etkinlikler; 526 yılında, Antakya’da yaşanan depremde, bütün ailesini kaybeden genç ST. Simeon ’un; toplumsal yaşamı yeniden inşa ettiği ve adını verdiği (Simeon dağı- Sem’an dağı) Samandağ ilçemizde başlatıldı.  Evvel Temmuz; “Evvelden” başlayan “Ahire” uzanan ve her yıl yeniden dirilen doğanın ezgisini, yaşamı ve yaşam alanımızı yıkıntılardan yeniden örmenin/ küllerinden yeniden doğmanın şarkısını; “Musikar Kaknüs” kuşundan dinlemektir. Can verene, bir olana, sonsuz büyük olana, yeniden dirilten, yeniden dirilen diyalektiğe adanan ve Hz. Hıdır makamının gölgesinde kutlaya geldiğimiz bayramdır. Depremde ölen canlara adadığımız Evvel Temmuz festivalinde; mücadelenin, zaferin, doğanın ölümsüzlüğünün, yaşamın sürekliliğinin simgesi “Dephne’ ye” ve “Antioch ad Orontem’e” adanan şiirler ve şarkıları müzik tanrısı Apollo’nun lirinden dinledik. Depremin vurduğu; İpek yolunun Anadolu’daki ilk durağına, tek tanrı inancının yeni coğrafyalara ilk açılım yaptığı yere, dünyanın ilk aydınlatılan caddesi Herod caddesine, Anadolu’nun ilk Camisi Habibi Naccer’a, İlk Mağara Kilisesine, İlk Hristiyan adının verildiği yere, ilklerin ve başlangıçların kenti Antakya’da; küllerinden yeniden doğan Simurg’un sesinden 4 dilde şarkılar dinlemektir. Sümerlerde Temmuz (Dumuzi), Suriye’de Adonis, Anadoluda Attis, mısırda Osiristir. Temmuz Bayramının eşdeğeri Anadoludaki Hıdırellez, Türk Altay mitolojisinde Tamız( Tamus, Tammus, Tamıs, Dumuz, Dumıs) Han olarak geçmiştir. Dumuzi Sümerlerde İnanna’nın eşiyken, Akadlar’da İştar’ın eşidir. İnanna Yunanlılarda Afrodit, Romalılarda Venüs’tür. Temmuz; antik Kenan inancındaki sürekli yenilenme tanrısı “Adonis’tir”. Daha sonraları Yunan panteonuna da girmiştir. Daha önce yeniden dirilen doğa, semavi inançlarda yeniden dirilen Hz. İsa’dır.  Evvel Temmuz Bayramının; Arap Alevileri inancındaki adı “İyd L Havariyin İsa’dır”. Yeniden diriliş inanışı ve anlatımı Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlıkta değişik isimler ile kendine yer bulmuş ve Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran-ı Kerimde geçmektedir. Hz. İsa’nın havarilerinin Antakya’ya gelişi, Habibi Neccar ve Antakya ahalisi ile ilişkilere ilişkin “3iyd Havariyun İsa” anlatımı; Kur’an-ı Kerim Yasin Süresi 13-32 ayetlerinde dir. 

ÖRGÜTLÜ TOPLUM NEREDE?

 Festival kapsamında yapılan paneller, forumlar, söyleşilerimizde; toplumsal yeniden inşa süreci üzerine fikir alışverişi yapıldı. Afetlerde “Devlet nerede?” Sorusunun yanlış soru olduğu ve yanlış soruya doğru cevaplar verilemeyeceği vurgulandı. Örgütlü toplum nerede? Sorusuna karşılık verebilecek süreci örmemiz gerekiyor. Pandemi ve deprem süreçleri; devletin sosyal güvenlik maskesini düşürmüştür. Devlet; kamusal mal ve hizmetlerden çekildi ve bu alanlar, neoliberal politikalar sonucu özel şirketlerin sermaye birikim sürecine sokuldu. Devletler ve Şirketler birbirinin araçları haline gelmiştir. Kamusal alanlara ilişkin devletlerden beklentileri sıfırlamak ve örgütlü toplumu örmek bir zorunluluktur. Tek adam rejimi, yandaş şirketlerin koordinasyon merkezi haline gelmiştir. Deprem öncesi depreme dirençli kentler oluşturulması ve deprem sonrası yapılması gereken hayati müdahalelere ilişkin, devletten beklenti içinde olmak, ancak örgütsüz toplumlara özgü beyhude beklentilerdir. Doğal ve toplumsal her ihtiyaç için örgütlenmek esastır. Örgütsüz toplum yok hükmündedir. Dünyanın bütün devletleri; halklar için değil, kendileri ve sermaye için vardır. Devletler vermek için değil, almak için varlar. Doğal bir olay olan deprem öldürmez. İnsan hayatının önemsiz, şirket karlarının ve rantın önemli olduğu sistem öldürür. Deprem sonrası yıkıntıların altında kalan canlar, depremden dolayı değil, kurtarılmadığı için ölmüştür. Devletler “Kevin Carter’ın” çektiği ölmek üzere olan çocuğun ölmesini bekleyen akbabalardır. Depremden sonra, hayati önemde olan ilk 3 gün arama kurtarma ekiplerinin gelmemesi; deprem sahasının genişliği vb basitlikle açıklanamaz. Arama kurtarma ekipleri yerine, inşaat şirketleri geldi, acil tıbbi müdahale yerine OHAL, polis ve jandarma geldi, gıda, su, çadır ve konteyner yerine acele kamulaştırma, rantsal dönüşüm, asbest üretim merkezleri geldi. Depremi rant ve servet aktarımı fırsatı olarak gören tekçi sermaye sistemi; İnsansızlaştırma, tapusuzlaştırma, Alevi’sizleştirme, Hıristyan’sızlaştırma, Ermeni’sizleştirme, Yahudi’sizleştirme vb uygulamaları ile geldi. TSE’nin tekçi makbul vatandaş standartlarına, uymayanlara ait arazilerin, parsellerin, yaşam alanlarının; konteyner, çadır kent yapımı, moloz döküm sahası, kalıcı konut, sanayi bölgesi vb için el konulması demografinin değişimine neden olabilecek kalıcı göçlere ve pogromlara yol açma riski yüksektir.

NE YAPMALI?

Afetlerde; arama kurtarma, barınma, toplanma, su, gıda, giyim, enkaz kaldırma v.b. bütün ihtiyaçlarını, toplum kendi kendine karşılayabilecek araçları örgütlemelidir. Bu bağlamda yerel halk inisiyatifleri yerel halk meclisleri kıymetlidir. Halkın katılımına kapalı mevcut yerel yönetim anlayışını ret eden bir yerden yerel seçimlere sıkı hazırlanmalıyız.  Demokratik Yerel yönetimler, toplumsal yeniden inşa için yerel yönetim seçimleri aracını doğru kullanmalıyız. 2019 yerel seçimlerinden edindiğimiz deneyimlerle; 2024 yerel seçimlerinde bütün belediyeleri kazanmak ve etkili olmak için, merkezi ve yerel en geniş ittifakları örmeye, şimdi hiç vakit kaybetmeden başlamalıyız. Rejim, girdiği her seçimi ölüm kalım meselesi olarak ele alıp programlarken, demokrasi güçleri, seçimi sadece seçim kampanyası ve seçim propaganda dönemine indirgeyemez.  

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Eklenenler