Pazar, Nisan 14, 2024
Google search engine

70’den fazla ekoloji örgütünün çağrısı ve 100’den fazlasının katılımıyla İstanbul’da gerçekleşen Ekoloji Hareketleri Konferansı’nın tutum belgesi yayımlandı.

Türkiyeli 48 çevre ve ekoloji örgütü ile hak savunucusu kurumun çağrıcı olduğu “Ekoloji Hareketleri Konferansı” 21 Ocak’ta, İstanbul-Bakırköy’deki İBB Cem Karaca Kültür Merkezi’nde düzenlendi.

2023 Türkiye Genel Seçimleri’nde ekoloji muhalefetinin geniş bir birliktelik sağlamasının, kendi siyasal taleplerini oluşturmasının ve ortak tutum geliştirilmesinin amaçlandığı konferansta İkizdere’den Şırnak’a, Çambükü’nden Diyarbakır’a ekoloji hareketlerinin ve direnişlerinin nasıl bir yaşam örmek istediği üzerine konuşuldu.

Konferansta, Türkiye’deki ekolojik tahribatlarda rolü ve imzası olan hiçbir siyasiye ve partiye, 2023 Türkiye Genel Seçimleri’nde oy verilmeyeceğine yönelik ortak bir tutum alındı.

Konferansın “Biz bir avuç zenginin doğaya, yoksullara, kadınlara, Kürtlere, LGBTİ+’lara, mültecilere, engellilere yönelik işlediği bu suçlara ortak olmayacağız. Ortak olanları da, olmaya niyet edenleri de biliyoruz, hesap soracağız,” denilen tutum belgesi de yayımlandı.

Talepler

Tutum belgesinde öne çıkanlar şöyle:

“Bizler, gezegende yaşamış ve yaşamakta olan tüm varlıklarla birlikte insanlığın da binlerce yıllık belleğini, birikimini temsil eden her şeyi sınırsızca tüketmeye, ormansızlaştırmaya, fosil yakıtların ölçüsüz kullanımına ve bunun sonucunda aşırı iklim olaylarına, emeğin güvencesiz, eşit olmayan yaşama mahkûm edilmesine kadar farklı yüzleriyle yaşadığımız politik saldırılara karşı mücadelenin parçasıyız.

“Konferansa katılan bizler, ekolojik yaşamı esas alan bir program ve talepler için bir aradayız. Yaşamımızı, toplumu ve siyaseti bu yönde dönüştürmeye kararlıyız.

Ekokırım

“Türkiye’de bugün gittikçe hızlanan ekokırım politikaları hüküm sürüyor. Tarım alanları maden, enerji, inşaat şirketlerine sunularak yok ediliyor, mera alanları vasıf değişikliği ile nükleer atık sahası olarak tahsis ediliyor. Doğu Akdeniz’de fosil yakıt aramak üzere yaşanan ekolojik yıkım, eş zamanlı olarak Yunanistan’la Türkiye arasında savaşa bile yol açabilecek bir gerginlik üretiyor. İnşaata dayalı büyüme betonlaşma ve ormansızlaşmayı, kentlerin çölleşmesini beraberinde getiriyor.

“Hiroşima’nın, Çernobil’in, Fukuşima’nın doğada ve insan hayatında yarattığı sonuçlara tanıklık eden dünyada, Ukrayna’da süren savaşın da paniğiyle nükleer santraller bir gecede yenilebilir enerji kaynağı sayılıyor. Akkuyu ile birlikte Sinop’ta da nükleer santraller radyoaktif atıklarıyla birlikte hayatımıza sokulmaya çalışılıyor. Siyanür havuzları ve cehennem çukurlarıyla Kazdağları’nın altı üstüne getiriliyor. Üçüncü havaalanı, Kanal İstanbul gibi mega suçlarla etrafımız sarıldı. Akbelen ormanı ve Uludağ’a yönelik her saldırı bizlere yapılıyor.

Güçlerimizi birleştiriyoruz

“Biz bir avuç zenginin doğaya, yoksullara, kadınlara, Kürtlere, LGBTİ+’lara, mültecilere, engellilere yönelik işlediği bu suçlara ortak olmayacağız. Ortak olanları da, olmaya niyet edenleri de biliyoruz, hesap soracağız.

“20 yıllık varlığını ekolojik yıkım ve talanla sürdüren iktidardan kurtulmak için güçlerimizi birleştiriyor ve politik bir özne olarak seçimlerde ortak tutum alıyoruz. Türkiye’yi bekleyen seçimleri söz ve karar hakkımızı, irademizi yok sayan kayyım siyasetine, tek adam rejimine ve onun yarattığı ekolojik ve toplumsal yıkıma son verilmesi için bir basamak olarak görüyoruz. Bu seçimde ekolojiyi ve kentleri savunanların, Gezi’de sokağa taşan ve teslim olmayan milyonların iradesi görünür olacak. Savaş yanlısı tüm kesimlerin ekolojik yıkıma katıldığını, doğanın sömürüsünün yeni savaşlara yol açtığını unutmayacağız, unutturmayacağız.

Seçim sonrası

“Ancak bizler parlamenter düzenlemelerle ya da AKP’den kurtulmakla ekolojik krizin sönümlenmeyeceğini biliyoruz. O nedenle kentleri, ormanları, dereleri, tüm doğal ve kültürel varlıkları önümüzdeki seçimin ana gündemi yapacağız. Seçim günü en büyük Halkın Katılımı Toplantısı olacak. Programında ekolojiye yer vermeyenleri de ekoloji programları yeşil boyamadan ibaret olanları da biliyoruz ve her adımımızda deşifre edeceğiz. Bu konferansta kurduğumuz Çalışma Grubumuz, bütün siyasi partilerin ve ittifakların programlarını ekoloji merceğinden inceleyecek ve siyasi parti ve ittifaklara mesafemizi ilan edeceğiz.

“Ama bununla yetinmeyeceğiz: Seçimden sonra da tüm ekolojik zarar ya da yıkım içeren müdahaleleri kayıt altına alacak ve ortak olarak müdahale etmemizi sağlayacak mekanizmaları bugünden başlayarak yaratacağız. Yaşam alanlarını geleceğe taşımak isteyenlerle yaşam alanlarını talan edip kâra çevirmek isteyenler arasında bir savaşta olduğumuzun bilinciyle davranacağız.



“Bolivya, Ekvador, Honduras, Kolombiya, Rojava gibi birçok ülkede yaşam alanlarına sahip çıkan ekoloji hareketleri ekoloji sözleşmeleri konusunda önemli yol aldılar. Bizler de diğer toplumsal hareketlerle, direnişin toplumsal gücüyle ekoloji sözleşmesini yaşama geçireceğiz. Ana ilkelerini direniş alanlarında ve burada tartışmaya açtığımız Ekoloji Sözleşmesi’ni önümüzdeki süreçte detaylandıracağız. Ekoloji Sözleşmemizin ana ilkeleri şunlar:

➔ Doğanın haklarını, demokrasiyi ve kadın özgürlüğünü, emeğin özgürleşmesini öne çıkaran bir sözleşme
➔ Sömürgeci ve ırkçı olmayan, cinsiyetçi olmayan, sömürü ve tahakküme, derinleşmiş ekolojik yıkıma karşı, antikapitalist bir sözleşme
➔ Aşağıdan yukarı, yerelden genele, direniş, dayanışma ve enternasyonalizmi esas alan bir sözleşme
➔ Özyönetimci, hakkın sahiplerinin hakkın gelişmesinde birinci derecede söz sahibi olduğu, yerel ve toplumsal öz örgütlenmelere dayalı bir sözleşme
➔ Tarihi birikimi ve halkları tanıyan, kültürel hakları ve varlıkları koruyan bir sözleşme
➔ Doğa ve emek sömürüsüne son verilmesi prensibine dayalı, ekokırımın suç olarak tanındığı ve cezalandırıldığı bir sözleşme
➔ Seçenlerin seçilmişleri geri çağırma yetkisini tanıyan bir sözleşme

Gülleri de istiyoruz

“Talebimiz sadece maddi ihtiyaçlarla sınırlı değil; sadece ekmek değil gülleri de istiyoruz! Yaşamın özgürleşmesi sadece çalışma saatlerinin azaltılması, ücretlerin uygun seviyede olmasıyla değil, emek ve onun ürünü üzerinde kontrol sahibi olmakla, güzellikle, yaptığı işten zevk almakla, emek zamanının da özgürleşmesi ile olur.

“Bizler, bütün bunların ayrılmaz bir parçası olarak; savaş ve güvenlik gerekçesiyle ekolojik dengeyi bozacak siyasi kararlara, ekosistem katliamları, yerel halkın yaşam alanlarından sürülmesine karşı mücadele vereceğiz. Antimilitarist mücadeleyi büyüteceğiz. Barış içinde bir gelecek istiyoruz.

“İnsan türü dışındaki tüm canlıların da kendi iyi oluşlarını sağlayacak koşullarda büyüme ve yaşama hakları vardır. Türleri, biyoçeşitliliği korumak için doğal varlıkları hak sahibi birer özne olarak tanıyacağız.

Gezi

“Bizler tarlalarımızda özgürce çalışmak, çocuklarımıza güzel bir gelecek hazırlamak, emeğimizin karşılığını almak, fikirlerimizi özgürce dile getirmek istiyoruz. Adalet istiyoruz. Bir varlığın başka bir varlığa baskı kurmadığı bir yaşam istiyoruz. İnsansızlaştırılan köylerimizde yaşamı yeniden kurmaya, kendi kendine yeten, sağlıklı hayatı yeniden oluşturmaya çalışıyoruz. Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir hayat istiyoruz.

“Benden çıkıp, biz olacağız. Genç kuşaklara da bu ekoloji mücadelesinin coşku ve kararlılığını yansıtacağız.

“Üç beş ağaç uğruna birlikte mücadele ettiğimiz Gezi’de birbirimize sarılırken, korku ve baskı hegemonyasının parmaklıklarını aralayıp, içinden geçtiğimiz ışıklı aralık’a, onun yaratılmasında kol kola verdiğimiz ve cezaevinden bizleri selamlayan dostlarımız Vahap, Gönül, Mücella, Çiğdem, Mine, Tayfun ve Can’ın içinde olduğu tüm ekoloji ve yaşam savunucularına selam olsun. ‘Yaşamın özgürlüğüdür hem derdimiz, hem kararımız’.

“Yaşasın tüm varlıkların özgür, eşit ve şenlikli yaşam hakkı! Birlikte kazanacağız.”

(TY)

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Eklenenler