KAYIP VE ZARAR FONU DETAYLI ANALİZİ: COP31’DE ÇÖZÜLMESİ BEKLENEN KRİTİK DOSYA

0
31

Bu metin, COP31 zirvesinin en kritik gündem maddelerinden biri olan Kayıp ve Zarar Fonu’nun tarihsel gelişimini ve çözüm bekleyen temel sorunlarını analiz etmektedir. İklim değişikliğinin yol açtığı ve geri dönülemez hale gelen hasarların finansmanı için kurulan bu yapının, Dünya Bankası‘nın rolü ve fon kaynaklarının zorunlu olup olmaması gibi konularda ciddi görüş ayrılıkları barındırdığı vurgulanmaktadır. Kaynakta, özellikle gelişmekte olan ülkelerin tarihsel sorumluluk çerçevesinde bağlayıcı destek talepleri ile gelişmiş ülkelerin gönüllülük esasına dayalı yaklaşımları arasındaki çatışma detaylandırılmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin hem ev sahibi hem de iklim krizinden doğrudan etkilenen bir ülke olarak bu müzakerelerdeki arabulucu rolü ve stratejik konumu değerlendirilmektedir. Sonuç olarak yazı, fonun işlerlik kazanmasının küresel iklim adaleti ve uluslararası güven inşası açısından bir turnusol kağıdı niteliği taşıdığını belirtmektedir.

KAYIP VE ZARAR FONU DETAYLI ANALİZİ: COP31’DE ÇÖZÜLMESİ BEKLENEN KRİTİK DOSYA

Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’in en karmaşık ve en önemli başlıklarından biri olduğunu vurgulamalıyım. Bu analiz, fonun tarihsel arka planını, mevcut durumunu, COP31’de çözülmesi gereken kritik başlıkları ve 23 Şubat 2026 itibarıyla son gelişmeleri kapsamaktadır.


1. KAYIP VE ZARAR FONU: KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE TARİHSEL ARKA PLAN

1.1. Tanım ve Kapsam

Kayıp ve Zarar (Loss and Damage), iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin, uyum çabalarına rağmen kaçınılamayan veya uyumun mümkün olmadığı durumlarda ortaya çıkan kalıcı ve geri döndürülemez sonuçlarını ifade eder. İki ana kategoriye ayrılır:

  • Ekonomik Kayıp ve Zararlar: Tarım üretiminde azalma, altyapı hasarı, turizm gelirlerinde düşüş, mülk kaybı gibi parasal olarak ölçülebilen etkiler.
  • Ekonomik Olmayan Kayıp ve Zararlar: Can kaybı, kültürel mirasın yok olması, biyoçeşitlilik kaybı, zorunlu göç, toplumsal yapının bozulması, yerli halkların yaşam alanlarının tahribi gibi parasal değer biçilemeyen ancak yıkıcı etkiler yaratan sonuçlar.

1.2. Müzakere Tarihçesi: 30 Yıllık Mücadele

Kayıp ve Zarar konusu, iklim müzakerelerinde en tartışmalı ve en geç ilerleme kaydedilen başlıklardan biridir. Gelişmekte olan ülkeler, özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkeler, 1990’lardan bu yana tarihsel olarak sorumlu olan gelişmiş ülkelerin neden olduğu iklim felaketlerinin bedelini ödemesi gerektiğini savunmaktadır.

YılCOP / MekanizmaGelişme
1991Vanuatu (AOSIS önerisi)İlk kez sigorta mekanizması önerildi – reddedildi
2007COP13 (Bali)“Uyum” başlığı altında dolaylı olarak tanındı
2013COP19 (Varşova)Varşova Uluslararası Kayıp ve Zarar Mekanizması (WIM) kuruldu – finansman yükümlülüğü olmaksızın
2015COP21 (Paris)Paris Anlaşması’nın 8. Maddesi’nde Kayıp ve Zarar ayrı bir başlık olarak yer aldı – ancak “sorumluluk veya tazminat zemini oluşturmaz” ibaresi eklendi (ABD’nin baskısıyla)
2019COP25 (Madrid)WIM’in Santiago Ağı kuruldu – teknik yardım için, finansman değil
2022COP27 (Şarm eş-Şeyh)TARİHİ KARAR: Kayıp ve Zarar Fonu kurulması konusunda uzlaşı sağlandı
2023COP28 (Dubai)Fonun yönetim yapısına ilişkin geçici kararlar alındı, Dünya Bankası’na geçici ev sahipliği görevi verildi – ancak detaylar belirsiz
2024COP29 (Bakü)Fonun kaynakları, katkı yükümlülükleri ve yararlanma kriterleri tartışıldı – somut ilerleme yok
2025COP30 (Belem)Teknik detayların tamamlanması hedeflendi ancak başarılamadı – dosya COP31’e devredildi

2. COP31’DE ÇÖZÜLMESİ BEKLENEN 5 KRİTİK BAŞLIK

2.1. Finansman Kaynakları: “Gönüllülük” mü “Zorunluluk” mu?

Fonun en tartışmalı boyutu, kaynakların nasıl sağlanacağıdır.

  • Gelişmiş ülkelerin pozisyonu (AB, ABD, İngiltere, Japonya): Katkıların gönüllü olmasını, fonun mevcut kalkınma yardımları (ODA) ve iklim finansmanından ayrılmamasını savunuyorlar. “Tazminat” algısı yaratacak her türlü ifadeye karşı çıkıyorlar.
  • Gelişmekte olan ülkelerin pozisyonu (G77+Çin, AOSIS, Afrika Grubu): Katkıların zorunlu ve bağlayıcı olmasını, tarihsel sorumluluk temelinde belirlenmesini talep ediyorlar. Ayrıca, fonun yıllık en az 100 milyar dolar seviyesine ulaşması gerektiğini vurguluyorlar.

COP31’de beklenen: Uzlaşı metninde “gelişmiş ülkeler öncülük eder, diğer ülkeler gönüllü katkıda bulunabilir” gibi muğlak bir formülasyon bekleniyor. Ancak G77 ülkeleri bunu yetersiz bulup reddedebilir.

2.2. Fonun Yönetim Yapısı: Dünya Bankası’nın Rolü

COP28’de alınan geçici kararla fonun ev sahipliğini Dünya Bankası üstlenmişti. Ancak bu durum ciddi tartışmalara yol açıyor:

  • Eleştiriler:
  • Dünya Bankası’nın yönetiminde gelişmiş ülkelerin ağırlığı fazla (ABD’nin veto yetkisi var).
  • Banka, piyasa temelli kredi mekanizmalarına öncelik veriyor; hibe bazlı finansman konusunda deneyimsiz.
  • Gelişmekte olan ülkelerin fon yönetimine eşit katılımı garanti değil.
  • Başvuru süreçleri bürokratik ve yavaş; acil durumlarda hızlı fon aktarımı mümkün olmayabilir.

COP31’de beklenen: Dünya Bankası’nın geçici ev sahipliğinin kalıcı hale getirilmesi, ancak bağımsız bir danışma kurulu oluşturulması ve bu kurulda gelişmekte olan ülkelerin eşit temsili için baskı artacak.

2.3. Yararlanma Kriterleri: Kimler, Hangi Durumlarda Başvurabilecek?

Fondan kimlerin, hangi koşullarda yararlanacağı henüz net değil:

  • Dar kapsamlı yaklaşım (gelişmiş ülkelerin tercihi): Sadece en az gelişmiş ülkeler (LDC’ler) ve küçük ada devletleri (SIDS) yararlanabilmeli. “Aşırı iklim olayları” (kasırga, sel, kuraklık) ile sınırlandırılmalı.
  • Geniş kapsamlı yaklaşım (gelişmekte olan ülkelerin talebi): Yavaş gelişen olaylar (deniz seviyesi yükselmesi, çölleşme, buzulların erimesi) da kapsama alınmalı. Orta gelirli gelişmekte olan ülkeler de (Türkiye dahil) yararlanabilmeli.

COP31’de beklenen: Uzlaşı zor. Büyük olasılıkla öncelik LDC’ler ve SIDS’lere verilecek, ancak diğer gelişmekte olan ülkelerin de “istisnai durumlarda” başvurabileceği bir mekanizma kurulabilir.

2.4. Ekonomik Olmayan Kayıplar: Ölçülemeyen Nasıl Tazmin Edilecek?

Ekonomik olmayan kayıplar (can kaybı, kültürel miras, biyoçeşitlilik) fon kapsamında nasıl değerlendirilecek?

  • Can kaybı için “tazminat” ödenmesi siyasi olarak son derece hassas.
  • Kültürel mirasın yok olmasının parasal karşılığı nasıl hesaplanacak?
  • Yerli halkların topraklarından edilmesi nasıl telafi edilecek?

COP31’de beklenen: Bu konuda somut bir mekanizma kurulması şimdilik zor görünüyor. Büyük olasılıkla, ekonomik olmayan kayıplar için ayrı bir “çalışma grubu” kurulması ve teknik çalışmaların devam etmesi kararı çıkabilir.

2.5. Sigorta Mekanizmaları ile İlişki

Fonun, Varşova Mekanizması bünyesindeki Santiago Ağı (teknik yardım) ve özel sigorta sektörü ile ilişkisi nasıl olacak?

  • Gelişmiş ülkeler, fonun sigorta primlerini sübvanse eden bir mekanizmaya dönüşmesini istiyor.
  • Gelişmekte olan ülkeler ise sigortanın piyasa mantığına dayandığını, prim ödeyemeyenlerin dışlanacağını, bu nedenle hibe bazlı ve doğrudan ödemeli bir mekanizma talep ediyor.

3. TÜRKİYE’NİN KAYIP VE ZARAR FONU’NA BAKIŞI VE ROLÜ

3.1. Türkiye’nin Konumu: Gelişmiş mi Gelişmekte Olan mı?

Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) eklerinde özel bir konuma sahip:

  • Ek-1 ülkesi (gelişmiş ülkeler listesinde) ancak tarihsel olarak bu listenin dışında kalmak için mücadele etti.
  • Paris Anlaşması’nı 2021’de onaylarken, “özel koşullarını” tanıyan bir karar aldırdı.
  • Gelişmekte olan ülkelerle dayanışma içinde, ancak OECD üyesi ve orta gelirli bir ülke.

3.2. Kayıp ve Zarar Fonu’ndan Yararlanma Potansiyeli

Türkiye’nin fon kapsamına girip girmeyeceği, yukarıda bahsedilen yararlanma kriterlerine bağlı:

  • Dar kapsamlı yaklaşımda: Türkiye LDC veya SIDS olmadığı için fona erişemez.
  • Geniş kapsamlı yaklaşımda: Kuraklık, orman yangınları, sel felaketleri, Konya Havzası’nda obruk oluşumu, tarım kayıpları gibi gerekçelerle başvuru yapabilir.

COP31 Başkanı olarak Türkiye’nin rolü: Türkiye, hem gelişmiş ülkelerle (Ek-1 üyesi) hem gelişmekte olan ülkelerle (tarihsel dayanışma) ilişkisi olan bir ülke olarak arabulucu konumunda. Ancak bu hassas dengeyi korumak zorunda. Kendi çıkarı, orta yolcu bir çözüm bulunmasından yana.

3.3. Türkiye’nin İklim Kırılganlığı ve Kayıp-Zarar Gerçeği

Bilimsel veriler, Türkiye’nin kayıp ve zarar kapsamında değerlendirilebilecek ciddi sorunlar yaşadığını gösteriyor:

  • Su kaynakları: Konya Kapalı Havzası’nda yeraltı su seviyesinin 350 metreye çekilmesi, 600’ü aşkın obruk oluşumu (ekonomik kayıp: tarım, altyapı hasarı; ekonomik olmayan kayıp: yaşam alanlarının yok olması).
  • Orman yangınları: 2021 ve sonrasındaki büyük yangınlarda milyonlarca ağaç yok oldu, biyoçeşitlilik zarar gördü, karbon yutağı azaldı.
  • Kıyı erozyonu ve deniz seviyesi yükselmesi: Özellikle Çukurova Deltası, Göksu Deltası gibi önemli tarım alanları ve sulak alanlar tehdit altında.
  • Tarım kayıpları: Kuraklık nedeniyle 2023-2025 arasında buğday, arpa, pamuk üretiminde ortalama %15-20 verim kaybı (bazı bölgelerde daha yüksek).

4. 23 ŞUBAT 2026 İTİBARIYLA SON GELİŞMELER

4.1. Güncel Durum

Son 24 saatte (22-23 Şubat 2026) Kayıp ve Zarar Fonu ile ilgili yeni bir resmî açıklama veya müzakere ilerlemesi bulunmamaktadır. Ancak, geçtiğimiz haftalarda yapılan teknik toplantılarda aşağıdaki eğilimler gözlemlenmiştir:

  • Dünya Bankası yönetim taslağı: Fonun Dünya Bankası bünyesinde kurulması için hazırlanan teknik taslakta, gelişmekte olan ülkelerin taleplerine kısmen yanıt veren ancak yetersiz bulanan bir yapı önerildi. Banka, fonun “ayrı bir hesapta” tutulmasını, ancak Banka’nın kurallarına tabi olmasını istiyor.
  • İklim Adaleti hareketinin tepkisi: Uluslararası sivil toplum kuruluşları (350.org, CAN International, Christian Aid) 22 Şubat’ta ortak bir açıklama yaparak, “Fonun Dünya Bankası’na emanet edilmesi, iklim suçlularının adaletten kaçmasına izin vermektir” dedi.
  • G77+Çin’in hazırladığı alternatif metin: Çin liderliğindeki G77 grubu, fonun bağımsız bir yapı olarak kurulmasını öngören bir alternatif müzakere metni hazırladı. Bu metnin COP31’de resmî olarak sunulması bekleniyor.

4.2. Sosyal Medyada ve Basında Yansımalar

  • X (Twitter): #LossAndDamage #COP31Finance etiketleriyle yapılan paylaşımlarda, özellikle Pasifik Ada ülkeleri aktivistleri, fonun işlerlik kazanmaması halinde COP31’in “tarihi bir başarısızlık” olacağını vurguluyor.
  • Bluesky: İklim politikası uzmanı Dr. Chiara Liguori (Berlin), fonun “teknik detaylara boğularak” siyasi iradenin zayıfladığını, COP31’de liderler düzeyinde siyasi bir taahhüt olmazsa fonun işlevsiz kalacağını yazdı.
  • Basın: The Guardian’ın iklim editörü Damian Carrington, 21 Şubat tarihli analizinde, Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’in “turnusol kağıdı” olduğunu belirtti: “Eğer bu fon işler hale getirilemezse, gelişmekte olan ülkeler müzakerelerden çekilebilir.”

4.3. Yaklaşan Kritik Tarihler

TarihEtkinlikBeklenti
Mart 2026Bonn İklim Konferansı (ara müzakereler)Fonun yönetim yapısı ve finansman kaynaklarına dair ilk somut metin taslakları
Haziran 2026SBSTA 60 (Yardımcı Organ Toplantıları)Teknik detayların sonuçlandırılması için son hazırlıklar
Eylül 2026BM Genel Kurulu (New York)Liderler zirvesinde siyasi taahhütlerin güçlendirilmesi
Kasım 2026COP31 (Antalya)Fonun işlerlik kazanması için son karar

5. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME: FONUN GELECEĞİ VE COP31’DE OLASI SENARYOLAR

5.1. İyimser Senaryo (Başarılı COP31)

  • Uzlaşı: Gelişmiş ülkeler, G77’nin taleplerine kısmen yanıt verir. Dünya Bankası ev sahipliğinde ancak bağımsız bir danışma kuruluyla yönetilen bir fon yapısı kurulur.
  • Finansman: Yıllık 100 milyar dolarlık hedef için 5 yıllık bir yol haritası belirlenir. İlk 5 yıl için 20 milyar dolar (yıllık 4 milyar dolar) taahhüdü verilir.
  • Yararlanma: Öncelik LDC’ler ve SIDS’lere verilir, ancak diğer gelişmekte olan ülkelerin “aşırı iklim olayları”nda başvurabileceği bir mekanizma kurulur.
  • Türkiye’nin rolü: COP31 Başkanı olarak uzlaşıyı sağlayan ülke konumuna yükselir. Kendisi de ileride fondan yararlanma potansiyeli olan bir ülke olarak, orta yolcu çözümün mimarı olur.

5.2. Kötümser Senaryo (Başarısız COP31)

  • Çıkmaz: Gelişmiş ülkeler, özellikle ABD ve AB, “zorunlu katkı” ve “tarihsel sorumluluk” ifadelerine kesinlikle karşı çıkar. G77 ülkeleri masadan kalkar veya müzakereyi bloke eder.
  • Ertelenme: Fonun işlerlik kazanması yine ertelenir, teknik çalışmaların devamı kararı alınır (COP32’ye devir).
  • Güven bunalımı: Gelişmekte olan ülkeler, Paris Anlaşması’nın “güven” temelinde işleyen sistemine olan inançlarını kaybeder. Ulusal Katkı Beyanları’nda (NDC) iddialı hedefler vermekten kaçınırlar.
  • Türkiye’nin rolü: COP31 Başkanı olarak başarısızlığın sorumluluğunu üstlenir (haksız yere). Uluslararası itibar kaybı yaşar.

5.3. Gerçekçi Beklenti

Büyük olasılıkla, orta yolcu bir çözüm bulunacaktır. Ancak bu çözüm, gelişmekte olan ülkelerin “tarihi adalet” beklentisini tam olarak karşılamaktan uzak olacak, gelişmiş ülkelerin ise “sorumluluktan kaçış” stratejisini kısmen yansıtacaktır. Fon işler hale gelecek, ancak yetersiz kaynaklarla ve dar kapsamlı bir yapıyla. Bu da iklim adaleti açısından bir kazanım, ancak yeterli bir çözüm değil.


6. KAYNAKÇA

  • Resmî BM Belgeleri:
  • UNFCCC. (2022). Decision -/CP.27: Funding arrangements for responding to loss and damage associated with the adverse effects of climate change (COP27 Kararı).
  • UNFCCC. (2023). Decision -/CP.28: Operationalization of the new funding arrangements for responding to loss and damage (COP28 Kararı).
  • WIM Executive Committee. (2025). Report on the progress of the Santiago Network.
  • Akademik ve Kurumsal Raporlar:
  • IPCC. (2022). AR6 WGII: Impacts, Adaptation and Vulnerability (Özellikle Bölüm 7: Loss and Damage).
  • Carbon Brief. (2025, Aralık). COP30 Outcome: Loss and Damage left hanging.
  • IISD Earth Negotiations Bulletin. (2025). Summary of the Belem Climate Change Conference.
  • Germanwatch. (2026). Loss and Damage Finance: State of Play ahead of COP31.
  • Haber Kaynakları:
  • Climate Home News. (2026, 15 Şubat). G77 drafts alternative loss and damage fund governance.
  • The Guardian. (2026, 21 Şubat). COP31’s litmus test: Can the loss and damage fund finally deliver?
  • Reuters. (2026, 10 Şubat). Developing nations push for mandatory contributions to climate fund.
  • Yeşil Gazete. (2026, 5 Şubat). Kayıp ve Zarar Fonu: COP31’de Türkiye’nin rolü ne olacak?
  • Sosyal Medya:
  • @CANIntl (X platformu). (2026, 22 Şubat). “Dünya Bankası’nın yönetimindeki bir fon, iklim adaleti sağlayamaz. Bağımsız ve eşit yönetim şart!” [Gönderi].
  • Dr. Chiara Liguori (@chli-guori.bsky.social). (2026, 21 Şubat). “Loss and Damage fund is stuck in technicalities. Political will is missing. COP31 must deliver or trust collapses.” [Bluesky gönderisi].

Bu detaylı analiz, Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’in en karmaşık ve en önemli başlıklarından biri olduğunu, fonun işlerlik kazanmasının yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda küresel iklim rejiminin geleceğine dair bir güven testi olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin COP31 Başkanı olarak bu testte alacağı sonuç, hem uluslararası itibarını hem de iklim diplomasisindeki konumunu belirleyecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz