Sağlıkta Sermaye Kırılması

0
18

İlaç fiyatlandırmasında kullanılan Avro kurunun 1 Nisan 2026 itibarıyla 26,87 TL’den 29,11 TL’ye yükseltilmesi, toplumun farklı kesimleri üzerinde ciddi ekonomik ve sosyal etkiler yaratmaktadır.

Artış, özellikle yoksul kesimin temel sağlık hizmetlerine ve ilaçlara erişimini engelleyebilecek bir unsur olarak görülmektedir. 29,11 TL’lik yeni kurun, özellikle kronik hastalıklarla mücadele eden emekçiler için bir “yaşam krizi”ne dönüşme riski bulunmaktadır; çünkü bu düzenleme sağlık hizmetini bir “lüks” haline getirmektedir. Sosyalist analize göre, ilaç tekellerinin kâr marjlarını korumak adına vatandaşın bütçesi feda edilmektedir.

Bakım emeğinin büyük kısmını üstlenen kadınlar, çocuk ve yaşlı bakımı süreçlerindeki maliyet artışlarından doğrudan etkilenmektedir. Ayrıca, üreme sağlığı ürünlerinin (doğum kontrolü vb.) kur baskısıyla ulaşılamaz hale gelmesi, kadınların “bedensel otonomisi” üzerinde bir baskı unsuru oluşturmaktadır.

Sağlık hakkının döviz kuruna endekslenmesi, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’ndeki “erişilebilirlik” kriterine aykırı bir durum olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, sağlık hakkının piyasalaştırılması olarak nitelendirilmektedir.

Kur güncellemesi, yerli ilaç üreticilerinin üzerindeki maliyet baskısını azaltmayı hedeflerken, madalyonun diğer yüzünde ithal ilaç kalemlerinde bir tedarik krizini tetikleme riski barındırmaktadır.

Düzenlemenin şeffaflık yönünden zayıf olduğu ve halkın sağlık hakkı yerine şirket kârlarını öncelediği belirtilmektedir. Bu nedenle Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Eczacı Odaları üzerinden bir “İlaçta Kriz” raporlaması yapılması önerilmektedir.

Özetle; bu güncelleme mülkiyet ve sağlık hakkının sermaye lehine, halkın aleyhine düzenlendiği bir dönemin işareti olarak yorumlanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz