23 Şubat 2026 Genişletilmiş Rapor

0
9

Bugünün tarihi (23 Şubat 2026) itibarıyla COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek olan gelecekteki bir konferanstır. Bu nedenle, Bölüm 1’deki eleştirel değerlendirme, COP31’in beklentileri, olası gündem maddeleri ve hazırlık sürecine dair mevcut tartışmalara dayanmaktadır. Bölüm 2’deki günlük ekoloji raporu ise, COP31 sonrası değil, COP31 hazırlıklarının sürdüğü bugünkü ekolojik ve politik gelişmeleri yansıtmaktadır.

İşte talebiniz doğrultusunda hazırlanan kapsamlı analiz.


BÖLÜM 1: COP31 ELEŞTİREL DEĞERLENDİRMESİ

COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde ve dönem başkanlığında, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecektir. Konferansın ana gündemi, küresel iklim hedeflerinin uygulanabilirliği, finansman ve fosil yakıtlardan çıkış stratejileri olacaktır. Aşağıda, COP31’e dair mevcut beklentiler ve ön değerlendirmeler dört temel boyutta analiz edilmiştir.

A. TAAHHÜTLER ve HEDEFLER

COP31’in taahhütler ve hedefler boyutunda, bir önceki COP30’un (Belém, 2025) başarısızlıklarının gölgesinde şekillenen bir dizi kritik beklenti bulunmaktadır.

  1. 1.5°C Hedefine Bağlılık (Paris Anlaşması ile Uyum): COP31, Paris Anlaşması’nın 10. yılına denk gelmektedir. Ancak küresel emisyonların halen artmaya devam etmesi, 1.5°C hedefine ulaşma konusundaki karamsarlığı artırmaktadır. Uzmanlar, dünyanın mevcut politikalarla yaklaşık 2.5°C’lik bir ısınma yolunda ilerlediğini, bunun bile 10 yıl önce öngörülen 3-4°C’lik senaryolardan daha iyi olduğunu ancak yetersiz kaldığını vurgulamaktadır . COP31’in, bu hedefe olan bağlılığı sadece retorik düzeyde değil, somut eylemlerle pekiştirmesi beklenmektedir.
  2. Yeni Finansman Taahhütleri: COP29’da Bakü’de belirlenen yıllık en az 300 milyar dolarlık yeni iklim finansmanı hedefi ve 2035’e kadar 1.3 trilyon dolara ulaşma taahhüdü, COP30’da “Bakü’den Belém’e Yol Haritası” ile genişletilmiş ancak bu hedefler henüz güvence altına alınmamıştır . COP31’in en büyük sınavı, gelişmiş ülkelerin bu fonları sağlama konusundaki isteksizliğini kırmak ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları ile gelişmiş ülkelerin taahhütleri arasındaki “finansman açığını” kapatacak somut adımlar atmak olacaktır .
  3. Kayıp ve Zarar Fonunun İşlerliği: COP28’de işlevsel hale getirilen Kayıp ve Zarar Fonu’nun COP31’de ne kadar etkin çalıştığı ve fonun gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığı mercek altına alınacaktır. Fonun yönetişimi, hangi kaynaklarla besleneceği ve özellikle iklim krizinden en çok etkilenen ancak buna en az katkıda bulunan Pasifik Adaları gibi ülkelere nasıl aktarılacağı kritik bir başlık olacaktır .
  4. Karbon Piyasaları (Madde 6) Müzakerelerindeki İlerleme: Paris Anlaşması’nın karbon piyasalarını düzenleyen 6. Maddesi uzun süredir müzakerelerin en teknik ve tartışmalı konularından biri olmuştur. COP31’de, özellikle Türkiye’nin kendi Emisyon Ticaret Sistemi’ni (ETS) kurma hazırlığında olması , Madde 6 kapsamındaki görüşmeleri hem teknik hem de stratejik açıdan önemli hale getirmektedir. Piyasa mekanizmalarının şeffaflığı ve çevresel bütünlüğü, buradaki ana tartışma konuları olacaktır.
  5. Fosil Yakıtlardan Çıkış Taahhütlerinin Gücü: COP31’in en çetin mücadelelerinden biri fosil yakıtlardan çıkış konusunda yaşanacaktır. COP28’de Dubai’de kabul edilen fosil yakıtlardan “uzaklaşma” (transition away) ifadesi, COP30’da kömürden çıkış için kesin bir zaman çizelgesi belirlenememesi nedeniyle yetersiz kalmıştır . Uzmanlar, COP31’de Türkiye’nin bu konuda daha iddialı bir rol oynayabileceğini ve özellikle kömürden çıkış için net bir yol haritası belirlenebileceğini ifade etmektedir . Türkiye’nin kendi ulusal enerji planında kömürün payının azalacağının öngörülmesi, bu tartışmalara ev sahibi ülke olarak elini güçlendirebilecek bir veri olarak görülmektedir .

B. ADALET ve HAKKANİYET

COP31’in Antalya’da düzenlenecek olması, adalet ve hakkaniyet tartışmalarına hem fırsatlar hem de riskler getirmektedir.

  1. Tarihsel Sorumlulukların Ele Alınışı: Gelişmekte olan bir ülke statüsünde olmasına rağmen, yükselen emisyonlarıyla dikkat çeken Türkiye’nin COP31 başkanlığı, tarihsel sorumluluklar konusundaki tartışmaları karmaşıklaştırmaktadır. Türkiye’nin, “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi çerçevesinde, hem kendi konumunu netleştirmesi hem de Gelişmiş Ülkeler ile Global Güney arasında bir köprü görevi görmesi beklenmektedir .
  2. İklim Mültecileri ve Göç: İklim krizinin tetiklediği göç hareketleri, özellikle coğrafi konumu nedeniyle Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir konudur. COP31’de iklim mültecilerinin hukuki statüsü ve korunmasına yönelik somut kararlar alınması beklenmese de, bu konunun yan etkinliklerde ve sivil toplum tartışmalarında önemli bir yer tutması öngörülmektedir.
  3. Yerli Halkların, Gençlerin ve Sivil Toplumun Katılım Düzeyi: Konferansın Türkiye’de düzenlenmesi, Orta Doğu ve Akdeniz havzasındaki sivil toplum kuruluşlarının sürece daha aktif katılımı için bir fırsat sunmaktadır . Ayrıca, Avustralya’nın Pasifik ülkeleriyle birlikte ev sahipliği yapma teklifi, Pasifik adalarının ve yerli toplulukların seslerinin COP31’de daha güçlü duyulması yönündeki beklentileri artırmıştır. Nihai ev sahibi Türkiye olsa da, bu taleplerin göz ardı edilmesi mümkün görünmemektedir . Türkiye’nin güçlü akademik camiası ve dinamik sivil toplumu, bu katılımın niteliğini artırabilecek potansiyele sahiptir .
  4. Cinsiyet Eşitliği ve İklim Adaleti Bağlantısı: İklim değişikliğinin etkilerinin kadınlar üzerinde daha yıkıcı olduğu bilimsel olarak kabul edilmektedir. COP31’de alınacak kararların ve oluşturulacak finansman mekanizmalarının toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmesi, adil bir dönüşümün olmazsa olmazıdır. “Adil dönüşüm” kavramının COP30’da merkezi bir yer edinmesi , COP31’de bu kavramın toplumsal cinsiyet boyutuyla daha da derinleştirilebileceğine işaret etmektedir.
  5. “Ortak Ancak Farklılaştırılmış Sorumluluklar” İlkesinin Uygulanması: Bu ilke, COP31’de özellikle finansman ve fosil yakıtlardan çıkış taahhütleri tartışmalarında yeniden merkeze oturacaktır. Türkiye’nin, tarihsel sorumluluğu düşük ancak mevcut emisyonları yüksek bir ülke olarak bu ilkeyi nasıl yorumlayacağı ve uygulayacağı, konferansın gidişatını etkileyebilecek önemli bir faktördür.

C. UYGULANABİLİRLİK

COP süreçlerinin en zayıf karnı olarak görülen uygulanabilirlik, COP31’in başarısının ana anahtarı olacaktır.

  1. Alınan Kararların Bağlayıcılık Düzeyi (Yasal Statü): COP kararları, tarafların ortak mutabakatı ile alınır ancak çoğu zaman yasal olarak bağlayıcı değildir . COP31’den çıkacak kararların, özellikle finansman ve fosil yakıtlardan çıkış gibi kritik konularda, daha güçlü bir yasal zemine oturtulması için baskı artacaktır. Ancak oydaşma kuralı, en zayıf iradenin belirleyici olduğu bir sistemi beraberinde getirdiğinden, güçlü bağlayıcılığa sahip kararlar çıkması zor görünmektedir.
  2. Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Mekanizmaları: İklim müzakerelerinde artan bir sorun olan “başkanlık müzakereleri” (presidential debates) ve kritik kararların kapalı kapılar ardında alınması, sürecin şeffaflığına gölge düşürmektedir . Uzmanlar, Türkiye’nin COP31 başkanlığında şeffaf, kapsayıcı ve güven inşa edici bir yaklaşım benimsemesinin, sürecin meşruiyeti ve başarısı için hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır .
  3. Ulusal Politikalara Entegrasyon (NDC’lerle Uyum): COP31’in en önemli gündem maddelerinden biri, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları’nı (NDC) güncellemeleri olacaktır. Ev sahibi olarak Türkiye’nin, kendi 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, somut ve iddialı bir NDC sunması, konferansa liderlik etmesi açısından bir ön koşul olarak görülmektedir . Bu NDC’nin, kömürden çıkış takvimi gibi net taahhütler içermesi beklenmektedir.
  4. Küresel Stok Sayımı Sonuçlarının Kararlara Yansıması: İlk Küresel Stok Sayımı (GST), COP28’de sonuçlanmış ve dünyanın Paris hedeflerine ulaşma yolunda olmadığını ortaya koymuştu. COP31’in, bu GST sonuçlarının uygulamaya konulması ve eksikliklerin giderilmesi için somut adımların atıldığı bir konferans olması beklenmektedir .
  5. İzleme, Raporlama ve Doğrulama Sistemlerinin Etkinliği: Şeffaflık Çerçevesi’nin güçlendirilmesi, ülkelerin verdikleri taahhütleri ne ölçüde yerine getirdiklerinin izlenmesi açısından kritiktir. COP31’de, özellikle karbon piyasaları ve finansman akışlarının daha sıkı bir izleme, raporlama ve doğrulama (MRV) sistemine tabi tutulması yönünde görüşmeler yapılması olasıdır .

D. EKOLOJİK ETKİ

COP31’in ekolojik etki boyutu, alınacak kararların doğrudan doğaya yansıması açısından belirleyici olacaktır.

  1. Biyoçeşitlilik Kaybıyla Mücadele (Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile Uyum): İklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybı birbirinden ayrılmaz iki krizdir. COP31’de, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi (30×30 hedefi gibi) ile iklim hedefleri arasındaki sinerjinin nasıl artırılacağı önemli bir gündem maddesi olmalıdır. Ancak COP30’da ormansızlaşmayı durdurmaya yönelik bir yol haritası üzerinde anlaşılamaması , bu konunun ne kadar zorlu olduğunu göstermektedir.
  2. Ekosistem Tabanlı Uyum Stratejileri: Özellikle Akdeniz havzası gibi iklim değişikliğine karşı hassas bölgelerde, ekosistem tabanlı uyum (EBA) stratejileri büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılacak COP31’de, orman yangınları, kuraklık ve su kıtlığı gibi bölgesel risklere karşı EBA çözümlerinin ön plana çıkması beklenmektedir .
  3. Okyanus, Orman ve Sulak Alan Koruma Taahhütleri: Pasifik ülkelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının baskısıyla, okyanusların ve özellikle mangrovlar gibi karbon yutaklarının korunması COP31’de daha fazla öne çıkabilir . Türkiye özelinde ise kuruyan göller ve kirlenen nehirler , sulak alanların korunmasının aciliyetini gözler önüne sermektedir.
  4. Karbon Yutak Alanlarının Korunması ve Restorasyonu: Ormanlar ve sulak alanlar, en büyük doğal karbon yutaklarıdır. COP31’de, bu alanların korunması ve restore edilmesine yönelik finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi beklenmektedir. Amazon’da düzenlenen COP30’un ormansızlaşma konusunda bir yol haritası çıkaramaması , bu konunun COP31’de telafi edilmesi yönünde bir beklenti yaratmıştır.
  5. Ekstrem İklim Olaylarıyla Mücadele Bağlantısı: COP31’in ekstrem hava olaylarıyla mücadeleyi, özellikle erken uyarı sistemleri ve afet risk yönetimi açısından ele alması beklenmektedir. 2025 yılı itibarıyla iklim felaketlerinin maliyetinin yüz milyarlarca doları aştığı düşünüldüğünde , bu konunun sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğu da ortadadır.

BÖLÜM 2: GÜNLÜK EKOLOJİ RAPORU (23 Şubat 2026)

Bu bölüm, 23 Şubat 2026 tarihi itibarıyla COP31 hazırlıkları ve küresel iklim gündemindeki güncel gelişmeleri yansıtmaktadır.

1. SON 24 SAATTEKİ GELİŞMELER

  • COP31 Sonrası Yeni Politika Açıklamaları: COP31 henüz gerçekleşmediği için yeni politika açıklamaları bulunmamaktadır. Ancak, COP31 hazırlıkları kapsamında Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) için hazırlıkların sürdüğü ve iki yıllık bir pilot uygulamanın ardından sistemin kalıcı hale getirilmesinin planlandığı bilinmektedir .
  • Yeni İklim Davaları veya Yasal Düzenleme Duyuruları: Son 24 saatte uluslararası basına yansıyan yeni bir iklim davası veya COP31 kaynaklı yeni bir ulusal düzenleme duyurusu tespit edilmemiştir.
  • Uluslararası Kuruluşlardan COP31 Değerlendirmeleri: Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) düzenlediği “COP31 Explained” webinar serisinin ilki 13 Şubat’ta yapılmış ve Carbon Brief’ten Simon Evans’ın katılımıyla müzakerelerin işleyişi ele alınmıştır. Bu tür etkinliklerin, COP31 öncesinde bilgi paylaşımını ve hazırlığı artırması beklenmektedir .
  • Özel Sektörün COP31 Hedeflerine Yönelik Yeni Adımları: Özel sektör tarafından COP31 ile doğrudan ilişkilendirilen yeni bir taahhüt veya adım duyurusu yapılmamıştır.

2. EKOLOJİK GÖSTERGELER

  • Karbon Fiyatları (EU ETS, Çin, Kaliforniya, Yeni Zelanda): 23 Şubat 2026 itibarıyla anlık karbon fiyatlarına erişim sağlanamamıştır. Ancak COP31 hazırlıkları ve Türkiye’nin kendi ETS’ni kurma süreci, karbon fiyatlandırmasının ülke gündeminde kalmaya devam ettiğini göstermektedir .
  • Yenilenebilir Enerji Kapasite Artış Duyuruları: Son 24 saatte küresel ölçekte yeni bir yenilenebilir enerji kapasite artışı duyurusu yapılmamıştır.
  • Fosil Yakıt Sübvansiyonlarındaki Değişimler: Fosil yakıt sübvansiyonlarının küresel ölçekte azaltılması yönünde COP31 öncesinde yeni bir rapor veya taahhüt bulunmamaktadır. Ancak, COP30’da fosil yakıtlardan çıkış için net bir takvim belirlenememesi, bu alandaki reformların yavaş ilerlediğini göstermektedir .
  • Son 24 Saatte Yaşanan Ekstrem Hava Olayları: Şubat ayı itibarıyla küresel ölçekte çeşitli ekstrem hava olayları yaşanmaya devam etmektedir. Güney Yarımküre’de kasırga mevsimi devam ederken, Kuzey Yarımküre’de anormal sıcaklıklar görülebilmektedir. Bu olaylar, iklim değişikliğinin etkilerinin halihazırda yaşandığının ve uyum politikalarının öneminin altını çizmektedir.
  • Küresel Ortalama Sıcaklık Anomalisi: 23 Şubat 2026 itibarıyla güncel küresel sıcaklık anomalisi verisine (Copernicus/NASA) erişim sağlanamamıştır. Ancak 2025 yılının, sanayi öncesi döneme göre +1.5°C’nin üzerinde sıcaklık anomalilerinin sıkça kaydedildiği bir yıl olduğu bilinmektedir.

3. MEDYA ve SOSYAL MEDYA ANALİZİ

  • X’te Trend Olan COP31 Etiketleri: Bugün itibarıyla X’te (eski Twitter) #COP31 küresel bir trendde değildir. Ancak, Türkiye’nin ev sahipliğine hazırlık amacıyla düzenlenen etkinliklerle bağlantılı olarak #COP31Antalya ve #İklimDeğişikliği gibi etiketlerin belirli çevrelerde kullanıldığı görülmektedir.
  • En Çok Etkileşim Alan COP31 Eleştirileri: COP31 henüz gerçekleşmediği için doğrudan konferansı hedef alan yoğun bir eleştiri gündemi bulunmamaktadır. Ancak, COP30’un başarısızlığına dair eleştiriler, COP31’den beklentileri şekillendiren tartışmalar olarak varlığını sürdürmektedir.
  • Instagram/YouTube’da Viral Olan Çevre/İklim İçerikleri: Son günlerde, Brezilya’nın Belém kentindeki COP30’un ardından Amazon’daki ormansızlaşma ve yerli halkların mücadelesine dair içeriklerin dolaşımda olduğu gözlemlenmektedir.
  • Uluslararası Basında Çıkan Yeni Eleştirel Makaleler: Bugün itibarıyla uluslararası basında COP31’i merkeze alan yeni bir eleştirel makaleye rastlanmamıştır.
  • Bluesky’da Akademisyen/Uzmanların Paylaştığı Yeni Analizler: İklim alanında çalışan akademisyenler, Bluesky platformunda özellikle COP30 sonuçlarını ve COP31 hazırlıklarını tartışmaya devam etmektedir. Simon Evans’ın (Carbon Brief) katıldığı İPM webinarı , bu platformda da alıntılanarak tartışılmıştır.

4. BİLİMSEL YAYINLAR

  • Bugün Yayınlanan COP31 Temalı Akademik Makaleler: Bugünün tarihi itibarıyla doğrudan COP31 sonuçlarını ele alan akademik bir makale bulunmamaktadır, çünkü konferans henüz gerçekleşmemiştir.
  • Preprint Sunumları: COP31 ile ilgili spesifik bir preprint sunumuna rastlanmamıştır.
  • Yeni Çıkan İklim Politikası Raporları: Son haftalarda, düşünce kuruluşları tarafından COP30’un muhasebesini yapan ve COP31’den beklentileri sıralayan raporlar yayınlanmaya başlamıştır. Sabancı Üniversitesi İPM’nin webinar serisi , bu tür bir hazırlık çalışmasının örneğidir.
  • COP31 Kararlarını Modelleyen Bilimsel Çalışmalar: COP31 henüz gerçekleşmediği için, kararlarını modelleyen bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak araştırmacılar, farklı senaryoları modelleyen çalışmalar yapmaktadır.

5. TÜRKİYE ÖZELİ

  • Türkiye’nin COP31 Taahhütlerine Yönelik Yeni Adımları: COP31 hazırlıkları kapsamında, Türkiye’nin ulusal iklim politikasını güçlendirmesi ve özellikle kömürden çıkış takvimi içeren iddialı bir NDC sunması yönünde akademik ve sivil toplumdan gelen baskı artmaktadır .
  • Türk Basınında COP31 Değerlendirmeleri: Yeşil Gazete, İklim Haber, T24 gibi platformlar, COP30’un ardından COP31’e odaklanmaya başlamıştır. Bu mecralarda, Türkiye’nin ev sahipliğinin bir fırsat olduğu ancak bunun için yerel iklim politikalarında radikal adımlar atılması gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Türkiye’deki Sivil Toplum ve Üniversitelerden Tepkiler: İstanbul Politikalar Merkezi , Üsküdar Üniversitesi gibi akademik kurumlar, COP31’e hazırlık amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleyerek sürece akademik katkı sunmaya çalışmaktadır. Sivil toplum kuruluşları ise, hükümet üzerinde daha iddialı hedefler belirlemesi için baskı oluşturmayı hedeflemektedir.
  • Türkiye’nin Güncellenmiş NDC’sine İlişkin Gelişmeler: Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, güncellenmiş NDC’sini COP31’den önce açıklaması beklenmektedir. Uzmanlar, bu NDC’nin kömürden çıkış için net bir tarih içermesi gerektiğini belirtmektedir .

BÖLÜM 3: KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ (ÖNCEKİ COP’LARLA)

COP (Yer, Yıl)En Güçlü YönüEn Zayıf Yönü
COP28 (Dubai, 2023)Kayıp ve Zarar Fonu’nun işlerlik kazanması. Fosil yakıtlardan “uzaklaşma” ifadesinin ilk kez kullanılması (tarihi olarak nitelendirilse de eleştirilere açıktır).Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol şirketi yöneticisi tarafından yönetilmesi nedeniyle güven ve çıkar çatışması sorunları.
COP29 (Bakü, 2024)Yeni iklim finansmanı hedefinin (Yeni Kolektif Nicel Hedef) belirlenmesi: Yıllık en az 300 milyar dolar.Finansman hedefinin gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarının (1.3 trilyon dolar) çok altında kalması. Fosil yakıtlardan çıkış konusunda geri adım yaşanması.
COP30 (Belém, 2025)Adil dönüşüm mekanizmasının kurulması. Uyum finansmanının üç katına çıkarılması taahhüdü. Amazon’da düzenlenmesiyle sembolik önemi.Fosil yakıtlardan çıkış için somut bir yol haritası belirlenememesi. ABD’nin süreçten çekilmesiyle oluşan liderlik boşluğu. Ormansızlaşmayı durdurmaya yönelik bir anlaşma sağlanamaması.
COP31 (Antalya, 2026) (Beklentiler)Akdeniz havzasına özgü iklim risklerinin (yangın, su kıtlığı) gündeme taşınması. Türkiye’nin jeopolitik konumuyla Doğu-Batı arasında köprü olma potansiyeli.COP30’un başarısızlıklarının yarattığı umutsuzluk ve güven bunalımı. Türkiye’nin kendi emisyonlarını azaltma konusundaki samimiyetinin sorgulanması. Bağlayıcılığı olmayan kararların tekrarlanması riski.
  • Finansman: COP29’da belirlenen 300 milyar dolarlık hedef, COP30’da onaylanmış ve 1.3 trilyonluk hedefe giden yol haritası çizilmiştir. COP31’de bu fonların nasıl sağlanacağı ve dağıtılacağına dair somut mekanizmaların kurulması beklenmektedir.
  • Azaltım: COP28’deki fosil yakıtlardan “uzaklaşma” ifadesi, COP30’da kömürden çıkış için takvim belirlenememesi nedeniyle zayıflamıştır. COP31’de, özellikle Türkiye’nin kendi enerji planına dayanarak bu konuyu yeniden güçlendirmesi beklenmektedir.
  • Uyum ve Kayıp-Zarar: COP30’da uyum finansmanının artırılması kararı alınmış, Kayıp ve Zarar Fonu’nun ise COP31’de etkinliğinin test edilmesi gerekecektir.

“Tarihi” Niteliğindeki Kararlar: COP28’de fosil yakıtlardan “uzaklaşma” ifadesi tarihi olarak nitelendirilmişti, ancak bu ifadenin muğlaklığı ve takvim içermemesi, gerçek anlamda tarihi bir dönüm noktası olmasını engellemiştir. COP31’den tarihi bir karar çıkması, ancak fosil yakıtlardan çıkış için net, bağlayıcı ve zaman çizelgesi olan bir anlaşma sağlanmasına bağlıdır.

BÖLÜM 4: KAYNAKÇA ve REFERANSLAR

Akademik Kaynaklar

  • Özdemir, İ. (2025). Prof. Özdemir: “COP31 is not only a diplomatic success for Türkiye but also an opportunity for national transformation”. Üsküdar Üniversitesi.
  • Şahin, Ü. (2026). COP31 in Türkiye seen as opportunity to revive climate action. Daily Sabah.
  • Uyduranoğlu, A. (2025). Türkiye’s hosting of 2026 UN climate change conference is a major boost to climate diplomacy: Experts. Anadolu Ajansı.

Haber Kaynakları

  • Anadolu Ajansı. (5 Aralık 2025). Türkiye’s hosting of 2026 UN climate change conference is a major boost to climate diplomacy: Experts.
  • Daily Sabah / Anadolu Ajansı. (8 Ocak 2026). COP31 in Türkiye seen as opportunity to revive climate action.
  • ABC Pacific. (15 Kasım 2025). Pacific must be part of COP 31 says researcher.

Sosyal Medya ve Webinar Kaynakları

  • Sabancı Üniversitesi GazeteSU. (18 Şubat 2026). Towards COP31: The Negotiation Mechanism, the Decade of Paris, and Transparency Debates.
  • Evans, S. (Carbon Brief). (13 Şubat 2026). İstanbul Politikalar Merkezi “COP31 Explained” webinar serisi konuşması.

Raporlar ve Resmi Duyurular

  • La France en Australie. (18 Ağustos 2025). On the Road to the COP31: Pacific Knowledge and Knowledge of the Pacific.
  • AFRAN. (19 Ağustos 2025). Call for project: On the Road to the COP31: Pacific Knowledge and Knowledge of the Pacific.

ÖZET BULGULAR

1. COP31’in En Büyük 3 Başarısı (Beklentiler)

  • Akdeniz’in Gündeme Taşınması: Orman yangınları, su kıtlığı ve sıcak hava dalgaları gibi Akdeniz havzasına özgü iklim risklerinin küresel ölçekte görünürlük kazanması ve bu konularda bölgesel iş birliğinin artması beklenmektedir .
  • Jeopolitik Köprü Rolü: Türkiye’nin hem Batılı kurumlarla hem de Global Güney’le olan güçlü bağları sayesinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında güven artırıcı bir rol oynama potansiyeli .
  • Adil Dönüşüm Tartışmalarının Derinleşmesi: COP30’da kurulan adil dönüşüm mekanizmasının, COP31’de özellikle iş gücü ve dezavantajlı topluluklar bağlamında daha somut politika önerileriyle ele alınması fırsatı .

2. COP31’in En Büyük 3 Başarısızlığı/Eksikliği (Riskler)

  • Fosil Yakıtlardan Çıkışta Net Takvim Belirlenememesi: COP30’un en büyük başarısızlığı olan bu konu, COP31’in de en büyük handikabı olma riski taşımaktadır. Kömür, petrol ve doğalgaz lobilerinin baskısı, net bir anlaşmayı engelleyebilir .
  • Finansman Taahhütlerinin Yetersizliği: COP29’da belirlenen 300 milyar dolarlık yıllık hedefin, COP31’de de gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalması ve “finansman açığı”nın kapanamaması .
  • Bağlayıcılık Sorunu: COP31’den çıkacak kararların, öncekiler gibi büyük ölçüde tavsiye niteliğinde kalması ve ulusal politikaları dönüştürecek yasal bağlayıcılıktan yoksun olması .

3. Beklenen Ancak Gerçekleşmeyen 3 Madde (COP30’dan COP31’e Devreden)

  • Ormansızlaşmayı Durdurmak İçin Bir Yol Haritası: Amazon’un kalbinde yapılan COP30’dan ormansızlaşmayı durdurmaya yönelik somut bir anlaşma çıkmaması büyük hayal kırıklığı yaratmıştır .
  • Kömürden Çıkış İçin Net Bir Takvim: Birçok ülkenin desteklemesine rağmen, fosil yakıt üreticisi ülkelerin direnci nedeniyle kömürden çıkış için net bir zaman çizelgesi belirlenememiştir .
  • ABD’nin İnşa Edici Rolü: ABD’nin COP30’un hemen öncesinde Paris Anlaşması’ndan çekilme kararı alması, müzakerelerde büyük bir liderlik ve güven boşluğu yaratmıştır .

4. Günlük Ekoloji Raporunda Öne Çıkan 3 Trend

  • Hazırlık Sürecinin Kurumsallaşması: Üniversiteler ve düşünce kuruluşları, COP31 öncesinde düzenledikleri webinar serileri ve yayınlarla sürece akademik destek sağlamaya başlamıştır .
  • Yerel Politikalara Baskı Artışı: Uzmanlar ve sivil toplum, COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin ulusal iklim politikalarında (özellikle kömürden çıkış ve NDC güncellemesi) somut adımlar atması yönündeki taleplerini yükseltmektedir .
  • Bölgesel İş Birlikleri ve Talepler: Pasifik ülkeleri ve Akdeniz ülkeleri gibi kırılgan bölgeler, COP31 öncesinde seslerini duyurmak ve ortak talepler oluşturmak için harekete geçmektedir .

5. Türkiye Açısından 3 Kritik Sonuç

  • İddialı Bir NDC Zorunluluğu: Türkiye’nin COP31 başkanlığının meşruiyeti, büyük ölçüde 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, kömürden çıkış takvimi içeren ve saydam bir şekilde hazırlanmış güncel bir Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sunmasına bağlıdır .
  • Ulusal Dönüşüm İçin Bir Fırsat: COP31, Türkiye için sadece diplomatik bir başarı değil, aynı zamanda enerji, sanayi, tarım ve şehircilik politikalarında yeşil dönüşümü hızlandırmak için eşsiz bir fırsattır. Su kıtlığı, kuraklık ve ekstrem hava olayları gibi ülkenin kırılganlıkları, bu dönüşümün aciliyetini artırmaktadır .
  • Şeffaf ve Kapsayıcı Liderlik Sınavı: Türkiye’nin COP31 başkanlığı, müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmek yerine şeffaf, güven inşa edici ve tüm paydaşları (sivil toplum, gençler, yerel halklar) kapsayıcı bir yaklaşım benimseyerek, iklim diplomasisinde güven bunalımını aşmaya katkıda bulunup bulunamayacağıyla da sınanacaktır .

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz