Bugünkü yayım, sermaye birikim süreçlerinin mekânsal tezahürleri (acele kamulaştırmalar) ve sağlık hakkının döviz kuru üzerinden piyasalaştırılması (ilaç fiyatlandırması) ekseninde oldukça kritik kararlar içeriyor.Bugün yayımlanan kararlar, 2026 yılı ekonomi-politik ikliminin iki temel sütununu ele veriyor: Maliyet artışlarının halka yansıtılması ve mekânsal müdahalelerin hızlanması.
İlaç fiyatlarındaki Avro güncellemesi, sadece teknik bir düzenleme değil; yoksulluğun derinleştiği bir dönemde sağlık hizmetini bir “lüks” haline getirme riskini taşıyor. Özellikle 1 Nisan sonrası devreye girecek olan 29,11 TL’lik kur, kronik hastalıklarla mücadele eden emekçi sınıflar için ciddi bir yaşam krizi anlamına geliyor.
Diğer yandan, Ankara’dan Giresun’a uzanan acele kamulaştırma dalgası, EPDK’nın enerji piyasasını “tüketici odaklı” bir dönüşüm adı altında piyasa aktörleri lehine nasıl dizayn ettiğini gösteriyor. “Yeşil Yakalı İşler” vaadiyle sunulan bu enerji yatırımları, ne yazık ki güvencesiz emek ve mülksüzleştirilen köylülük üzerine inşa ediliyor. Adalet Bakanlığı’nın Silivri’deki otopark hamlesi ise, devletin “acele kamulaştırma” yetkisini en sıradan idari işler için bile bir “levye” gibi kullandığının ibretlik bir kanıtıdır.
Karar [11031 / Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması]
Özet: İlaç fiyatlandırmasında kullanılan Avro değeri yeniden belirlendi. 1 Nisan 2026’ya kadar 26,87 TL olarak uygulanacak kur, bu tarihten itibaren 29,11 TL’ye yükseltilecek. Ayrıca “fiyat değerlendirme komisyonu” yeniden tanımlandı.
Araştırmacı Notu: Sistematik bir kur güncellemesi söz konusu. Ancak %60-65’lik uyarlama katsayıları, yerli üreticinin maliyet baskısını azaltmayı hedeflerken, ithal ilaç kalemlerinde tedarik krizini tetikleyebilir. Usul yönünden şeffaflık zayıf.
İnsan Hakları Notu: Sağlık hakkı, döviz kuruna endekslenemez. Temel ilaçlara erişim, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi uyarınca “erişilebilirlik” ve “uygunluk” kriterlerini karşılamalıdır; bu artış yoksul kesimin sağlığa erişimini engelleyecektir.
Sosyalist Analiz: Sağlığın piyasalaşmasının tipik bir örneği. İlaç tekellerinin kâr marjını korumak için kamu bütçesi ve vatandaşın cebi feda ediliyor. Çözüm, kâr odaklı fiyatlandırma değil, kamusal ilaç üretimidir.
Feminist Analiz: Bakım emeğinin büyük kısmını üstlenen kadınlar, çocuk ve yaşlı bakımı süreçlerinde ilaç maliyetlerindeki bu artıştan doğrudan etkileniyor. Ayrıca üreme sağlığı ürünlerinin (doğum kontrolü vb.) bu kur baskısıyla daha da ulaşılmaz hale gelmesi “bedensel otonomi” üzerinde bir baskı unsurudur.
Kamu Yararı Skoru: 3/10 — Gerekçe: İlaç şirketlerinin kârını, halkın sağlık hakkının önüne koyan bir düzenleme.
Önerilen Takip Adımı: Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Eczacı Odaları üzerinden “İlaçta Kriz” raporlaması ve fiyatlandırma kararnamesinin iptali için Danıştay davası.
Karar [11046, 11047, 11048 / Enerji Odaklı Acele Kamulaştırmalar]
Özet: Ankara (Kalecik), Giresun (Görele) ve çeşitli enerji nakil hatları güzergâhlarında taşınmazların EPDK ve TEDAŞ tarafından “acele kamulaştırılmasına” (2942 s.K. md. 27) karar verildi.
Araştırmacı Notu: “Acelelik” hali istisna olmaktan çıkıp kural haline gelmiştir. Olağanüstü durumlarda (savaş, milli savunma) uygulanması gereken 27. madde, rutin enerji yatırımları için bir mülksüzleştirme aracına dönüştürülmüştür.
İnsan Hakları Notu: Mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmektedir. Yerel halkın projeye itiraz etme ve katılım sağlama imkanı, “acele” kılıfı ile ellerinden alınmaktadır. AİHM’in Sarıca ve Dilaver / Türkiye kararı bu noktada hatırlatılmalıdır.
Sosyalist Analiz: Enerji altyapısı adı altında köylünün toprağına el konularak sermayenin (dağıtım şirketlerinin) önü açılıyor. Yeşil enerji kılıfı, mülksüzleştirme süreçlerini meşrulaştırmak için kullanılıyor.
Feminist Analiz: Kırsalda toprağın kamulaştırılması, tapu mülkiyeti genellikle erkeklerde olduğu için kadınları “mülksüzün de mülksüzü” konumuna itiyor. Kadınların tarımsal üretimdeki görünmeyen emeği ve geçim kaynakları yok ediliyor.
Kamu Yararı Skoru: 4/10 — Gerekçe: Kamu hizmeti (enerji) sağlama amacı taşısa da, mülkiyet hakkını ve ekolojik dengeyi gözetmeyen antidemokratik yöntem.
Önerilen Takip Adımı: Yerel çevre platformları ile eşgüdümlü olarak yürütmeyi durdurma davaları açılmalı.
Karar [11049 / Marmara Ceza İnfaz Kurumu Otopark Kamulaştırması]
Özet: İstanbul Silivri’deki Semizkumlar mahallesinde bazı özel taşınmazlar, cezaevi kampüsünün otopark ve yol ihtiyacı için Adalet Bakanlığı tarafından acele kamulaştırıldı.
Araştırmacı Notu: Bir otopark ihtiyacının “acelelik” kriterini (milli savunma veya gecikmesinde sakınca bulunan hal) nasıl karşıladığı hukuken izaha muhtaçtır.
İnsan Hakları Notu: Cezaevi komplekslerinin genişlemesi, kentsel dokuyu “cezalandırma mekanı” ekseninde dönüştürüyor. Otopark için mülkiyete el konulması ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Sosyalist Analiz: Devletin baskı aygıtlarının (cezaevleri) mekânsal olarak tahkimi, kamusal kaynakların sosyal refah yerine güvenlik bürokrasisine aktarılmasının göstergesidir.
Feminist Analiz: Cezaevlerine erişim yollarının ve otoparkların düzenlenmesi, tutuklu yakınları olan (ve ziyaret yükünü çeken) kadınlar için bir lojistik kolaylık gibi görünse de, mülksüzleştirme maliyeti yine yerel halka yüklenmektedir.
Kamu Yararı Skoru: 2/10 — Gerekçe: Lojistik bir ihtiyaç için ağır bir hak ihlali yöntemi olan acele kamulaştırmanın kullanılması.Önerilen Takip Adımı: Silivri halkı ve baroların çevre komisyonları üzerinden kamu yararı kararına itiraz edilmelidir.


